TÜRKÇE – DİLBİLGİSİ kelime (sözcük)




Yüklə 2.2 Mb.
səhifə81/81
tarix30.04.2016
ölçüsü2.2 Mb.
1   ...   73   74   75   76   77   78   79   80   81

13. KISALTMA GRUPLARI


 

Bu gruplar genellikle isim-fiil, sıfat-fiil ve zarf-fiil gruplarının kısalması ve kalıplaşması sonucu oluşmuşlardır

 

Bu grupların ortak özelliği, iki isim unsurundan meydana gelmeleri ve vurgunun ikinci unsurda olmasıdır.

 

a. İsnat Grubu


 

Sıfat-fiil ve zarf-fiil grubundan kısalmıştır

 

Karnı tok olan adam karnı tok adam



Başı açık olarak başı açık

 

İsim, sıfat ve zarf olarak kullanılır.



Birleşik sıfatlar arasında da anlatıldı.

 

gözü tok (insan), eli açık (arkadaş), sohbeti tatlı (insanlar), cebi dolu (adam)...



iki düğmesi kopuk (palto)...

 

Dili bir, gönlü bir, imanı bir insan yığını



Görüyor varlığının bir yere toplandığını

 

Kaç gözü yaşlıyı teselli etti.



Şu çenesi düşüğe sen aldırma

Gurbet akşamlarının bağrı yanık yolcusuyum.

Bekir önce anlamadı, ağzı açık bir süre baktı.

 

b. Yükleme Grubu


 

Sıfat-fiil ve isim-fiil grubundan kısalmıştır

 

Yüzü aşkın olan yüzü aşkın



Kitabı tetkik etmek kitabı tetkik

 

Birinci unsur belirtme hâl eki alır.

 

İnsanı takdir, memuru teftiş, küçük çocukları af, evi iyice tamir..

 

Bu grup, cümlede ve kelime gruplarında isim ve sıfat olarak kullanılır.

 

Yüzü aşkın insan meydanda toplanmıştı.

Kitabı tetkik için görevliden izin istedi.

 

c. Yaklaşma Grubu


 

Yaklaşma eki almış bir ismin başka bir isimle oluşturduğu kelime grubudur.

Birinci unsur yaklaşma eki alır.

Birleşik sıfatlarda anlatıldı.

 

]Fiilimsilerden kısalmıştır

 

evine bağlı olan evine bağlı

fikrine müracaat etmek fikrine müracaat

başına buyruk olarak başına buyruk

 

Tatile düşkün (insanlar), cana yakın (arkadaş), geçmişe bağlı (bir yazar), sözüne sadık (dost), içe dönük (tehdit), dile kolay(işler)...



Güzel sanatlara meraklı (kız), geleneklere çok bağlı (adam)...

 

]Bu grup, cümlede ve kelime gruplarında isim, sıfat ve sarf olarak kullanılır.

 

Mehlika Sultan’a âşık yedi genç

Gece şehrin kapısından çıktı.

 

Yanında yirmiye yakın muhabir vardı.



Adam, sırıklara bağlı fasulyelerin küçük, ürkek çiçeklerini gördü.

Saatlerdir kapıya dönük oturuyordu.

Yemeği gece yarısına yakın yediler.

 

d. Bulunma Grubu


 

Bulunma eki almış bir ismin başka bir isimle oluşturduğu kelime grubudur.

Birinci unsur bulunma eki alır.

 

Haftada bir, dörtte üç, solda sıfır, yükte hafif, beş günde bir,

 

]Cümlede ve kelime gruplarında isim, sıfat ve zarf olarak kullanılır.

 

Arada bir o meşhur kahkahasını atardı.



Ekmeğin dörtte birini yanındakine uzattı.

İşinde usta insanlarla bir arada çalışıyor.

 

e. Uzaklaşma Grubu


 

Uzaklaşma eki almış bir ismin başka bir isimle oluşturduğu kelime grubudur.

Birinci unsur uzaklaşma eki alır.

 

İçten pazarlıklı (adam), kendisinden emin (adımlarla), benden gizli (iş), gözden ırak (bir köşe), yandan çarklı (kahve), estetik endişeden uzak (eserler)...

 

]Cümlede ve kelime grupları içinde isim, sıfat ve zarf olarak kullanılır.

 

Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu.



Bir öğle paydosunda herkesten geç çıktı sınıftan.

Uzun bir yolculuktan sonra köye varmıştık.

Sakin ve kendinden emin çalışıyor.

Ondan daha idealistine rastlamadım.

Evde çekirgeden bol ne var!

 

f. Vasıta Grubu


 

Vasıta eki almış bir ismin başka bir isimle oluşturduğu kelime grubudur.

Birinci unsur vasıta eki alır.

 

Seninle dost (insanlar), bayrakla süslü (sınıflar), sırmayla işli (cepken)...

 

Bu grup da sıfat-fiil veya zarf-fiil grubundan kısaltılmıştır.

 

Seninle dost olan (insanlar) Seninle dost (insanlar),



bayrakla süslü olan (sınıflar) bayrakla süslü (sınıflar),

sırmayla işli olan (cepken) sırmayla işli (cepken)

parayla yüklü olarak parayla yüklü

 

]Cümlede ve kelime grupları içinde isim, sıfat ve zarf olarak kullanılır.

 

Garip çizgilerle dolu han duvarları

Annesiyle dargın gitti.

 

Bu kısaltma gruplarının dışında bazı kısaltma grupları daha vardır ki bunlar da çeşitli cümlelerden ve kelime gruplarından kısaltılmıştır.

 

Derinden derine ırmaklar ağlar

Uzaktan uzağa çoban çeşmesi

Kokusuyla baş başa kaldı çiçekler

Bir nefes olmuşum Fatih’in ordusunda

Yürüyorum omuz omuza sipahilerle

Aynalar baştan başa tenha

Başka bir çerçevedir gitgide dünya artık.

El ele tutuşarak yola koyuldular.

 

 


14. BİRLEŞİK İSİM


 

Burada bahsedilecek olan birleşik isimler sadece özel kişi isimleridir.

 

Bir kişinin özel adı olmak üzere bir araya gelen kelimeler topluluğudur.

 

 

Muharrem Ergin, Yavuz Sultan Selim, Ali Şir Nevai, Yahya Kemal Beyatlı, Arif Hikmet Par, Ahmet Turan Alkan, Ömer Seyfettin, Ahmet Haşim, İkinci Kılıç Arslan, Kaşgarlı Mahmut, Yıldırım Beyazıt...



 

Unvan sıfatları, insanların sosyal seviyelerini, makamlarını, mevkilerini, rütbelerini, statülerini bildirmek için isimlerden önce kullanılan sıfatlardır. Unvan sıfatları isimden önce gelirse unvan grubu veya sıfat tamlaması değil birleşik isim oluşur.

 

Sultan Süleyman, Şah İsmail, Doktor Ömer, Profesöz Muharrem Ergin, Bay Mustafa, Prens Sebahattin, Mareşal Fevzi Çakmak, Şair Eşref, Onbaşı Mehmet, Öğretmen Salih...

 

Birinci unsuru sıfat, ikinci unsuru özel isim olan kelime grupları zamanla sıfat tamlaması olmaktan çıkmış, birleşik isme dönüşmüşlerdir. Sıfat tamlamasında başta bulunan vurgu da bu birleşik isimlerde ikinci unsura kaymıştır.

 

Ulubatlı Hasan, Deli Dumrul, İkinci Selim...




DİL BİLGİSİ
Dil Nedir?

Ana dil

Ana dili

Lehçe

Şive:

Ağız

Dilin Önemi

Dilin Özellikleri

Dilin Millet Hayatındaki Yeri ve Önemi

 

  Dil Nedir?

 

Bir sesli işaretler sistemi olan dil, aynı toplulukta yaşayan veya aynı milletten olan insanların anlaşabilmelerini sağlayan en gelişmiş iletişim aracıdır. Dilin kaynağı çok eskilere dayanır ve dilin kendinden doğma kuralları vardır. Dil, toplumun ortaklaşa meydana getirdiği ve kullandığı canlı bir varlık, sosyal bir kurumdur.

 

Ana dil


Bugün ses yapısı, şekil ve anlam bakımından birbirinden az ya da çok farklılaşmış bulunan dil veya lehçelerin, kök bakımından bilinmeyen bir tarihte birleştikleri ortak dil: Ana Türkçe, Ana Moğolca, Ana Altayca, Lâtince vb.

 

Ana dili


İnsanın doğup büyüdüğü aile ve soyca bağlı bulunduğu toplum çevresinden öğrendiği, bilinç altına inen ve kişilerle toplum arasındaki ilişkilerde en güçlü bağı oluşturan dil.

 

Lehçe


Bir ana dilin tarihî, siyasî, sosyal ve kültürel sebeplerle değişik bölgelerde, zamanla ses yapısı, şekil ve kelime hazinesi bakımından önemli farklılıklarla birbirinden ayrılan ve bu ayrılma zamanları yazılı metinlerle takip edilemeyen kollarıdır. Türkçenin Çuvaşça ve Yakutça gibi iki uzak lehçesi vardır.

 

Şive


Ana dilden yazılı metinlerle takip edilebilen zamanlarda ayrılmış olan, ses ve şekil farklılıkları gösteren, ama lehçe kadar anlaşılmaz olmayan kollarına şive denir. Şiveler, milletin değişik boyları tarafından kullanılır. Türkçenin Anadolu, Azeri, Özbek, Kazak, Kırgız, Türkmen vb. şiveleri vardır ki bunlara bazı dil bilimciler yakın lehçeler de derler.

 

Ağız


Bir ana dilin herhangi bir lehçesi ve ya şivesi içinde var olan ve sadece ses (telâffuz) farklılıklarına dayanan söyleyiş şekli. Gramer ve kelime farklılığı göstermez, yazı dili aynıdır. Ancak bazı sesler, değişik şekilde söylenir. Rumeli ağzı, Karadeniz ağzı vb.

 

Dilin Önemi


 

Dil, sadece iletişim kurmakla kalmaz, aynı zamanda bu iletişim sonucu doğan kültür unsurlarının da nesilden nesle aktarılmasını sağlar.

 

Dilin Özellikleri


 

1. Dil canlı bir varlıktır: Bunu, dilimizdeki bazı kelimelerin zamanla yok olmasıyla (budun), bazı kelimelerin anlam değişikliğine uğramasıyla (yavuz: kötügyiğit), başka dillerden kelimeler alınmasıyla (misafir), sonradan türetme yoluyla yeni kelimeler oluşturulmasıyla (bilgisayar) açıklayabiliriz. Öyle ki, artık Türkçenin lehçeleri arasındaki ortaklıklar fark edilemeyecek kadar azalmış, Türkçenin kolları anlaşılmaz derecede büyük değişikliklere uğramıştır.

2. Dil sosyal bir kurumdur: Sosyaldir, çünkü milletin veya halkın ortak varlığıdır. O halk, dilindeki kelimeler ve anlamları üzerinde anlaşmıştır. Dil, sosyal yapıdaki değişmeleri yansıtır. Kurumdur, çünkü temel kuralları vardır.

3. Dil, düşüncenin göstergesidir. Bir insanın düşünce dünyasını konuşmasından anlayabiliriz; biz de konuşmalarımızı düşünce dünyamızın el verdiği ölçüde ayarlayabiliriz.

 

Dilin Millet Hayatındaki Yeri ve Önemi


 

Dil, ulusal birliği kuran en önemli ögedir. Dil, milletin kültürünü ve tarihini gelecek nesillere aktararak tarih bilinci oluşturur. Dil sayesinde toplumu derinden etkileyen acı olaylar kalıcılaştırılır. Milletin özellikleri dil kullanılarak yeni nesillere öğretilir. Sanat (özellikle edebiyat) eserleri dille oluşturulur ve milletin estetik anlayışını ortaya kor. Dil kendi canlılığı ve sosyal oluşu ile milleti de canlı ve bir arada tutar.

 

Dil Bilgisinin Bölümleri


 

Ses, hece, kelime, kelime grubu, cümle gibi birimlerden oluşan dilde bu unsurları inceleyen, dilin özellikleriyle konuşmada ve yazmada uyulması gereken kuralları belirleyen bilim dalına dil bilgisi denir.

Dil bilgisinin bölümleri:

1. Ses bilgisi (fonetik): Sesler, seslerin oluşması, sınıflandırılması, heceler, ses değişmeleri, ünlü ve ünsüz uyumları, ünlü-ünsüz ilişkileri, ses olayları vb. konular ses bilgisinin konularıdır. Örnek: a, ba, a-ra-ba, kaşık>kaşığı, yegâne vb.

2. Kelime bilgisi (morfoloji): Şekil bilgisi de denir. Dil biliminin, kelimeleri, kelime yapılarını, anlam ve görev yönünden kelime türlerini, kelimelerin şekil ve anlam bakımından gösterdikleri değişmeleri inceleyen koludur. Örnek: basit, türemiş, birleşik kelimeler; isimler, sıfatlar, zamirler, edatlar; adlaşmış sıfatlar vb.

3. Cümle bilgisi (sentaks): Cümleleri, söz dizimini, cümle kuruluşunu, cümle öğelerini ve cümle türlerini ele alır. Örnek: devrik cümle, kurallı cümle, basit cümle, kesik cümle, özne, yüklem, nesne vb.

4. Anlam Bilgisi (semantik): Kelimelerin tarihî süreç içerisinde geçirdikleri anlam değişmelerini ve türlü anlam özelliklerini inceler. Örnek: gerçek, yan, mecaz anlamlı kelimeler; eş sesli, eş anlamlı, zıt anlamlı kelimeler; deyim, terim, argo anlam; anlam daralması, anlam genişlemesi, mecaz-ı mürsel, güzel adlandırma vb.

5. Köken bilgisi (etimoloji): Kelimelerin kökenini, yani başlangıçta nasıl olduğunu, sonradan ne gibi değişmelere uğradığını, bir kelimenin Türkçe mi yoksa başka dilden mi olduğunu vb. inceler. Örnek: geliyorum < kele yorır men, ev < eb...

1[1] Ad takımı da denir.

2[2] masa-s-ı örneğinde olduğu gibi -s- kaynaştırma harfi olarak da gösterilebilir, -si şeklinde eke de dahil edilebilir.

3[3]su” ve “ne” kelimelerine iyelik eki getirildiğinde araya “s” değil “y” kaynaştırma harfi girer.

4[4] Aslında bunlar sadece belirtili isim tamlamasıdır. Aradaki açıklayıcı kelimeler tamlananın sıfatıdır. Bazılarına göre -aradaki sözler sıfat-fiil olduğu için- karma tamlamadır.

5[5] Bunlardan takısız isim tamlaması, ilgi ve iyelik eklerini almamasına, yani eksiz oluşuna; zincirleme ve karma tamlamalar da kelime sayılarına ve kelime türlerine bakılarak belirlenmiş çeşitlerdir. Ama isim tamlaması için tamlananın belirlenmiş olup olmaması yeterli bir tasnif ölçütüdür. Yani belirtili ve belirtisiz isim tamlamaları yeterli iki çeşittir. Aksi hâlde isim tamlamalarının; kelime sayısına, kelimelerin türüne ve ek durumuna göre olmak üzere üç başlık altında yeniden çeşitlere ayrılması gerekir.

6[6] Bu konu tartışmalı bir konudur. Bu tamlama çeşidinin sıfat tamlaması olduğu da söylenmektedir. Zaten yapı ve anlam bakımından sıfat tamlamasından pek farkı yoktur. Tek fark iki isimden oluşmasıdır.

Takısız isim tamlamasının belirtili veya belirtisiz isim tamlamasıyla da -uzaktan da olsa- ilgisi yoktur. Hâlbuki belirtili, belirtisiz ve zincirleme isim tamlamaları arasında bu ilgi oldukça kuvvetlidir. Çünkü isim tamlamalarında aitlik ve tür önemlidir; sıfat tamlamalarında nitelik ve nicelik. Öyleyse takısız isim tamlamalarında da nitelik ön plânda olduğu için bunlar da sıfat tamlaması sayılmalı. Ama bunun ÖSYM için şimdilik önemi yok. Çünkü sorular teoriyle değil pratikle ilgilidir.



7[7] Gerçekten de “ipek gömlek” ile “ipek saçlar” tamlamaları arsında anlam bakımından oldukça büyük bir fark vardır. Biri neden yapıldığını bildirirken, diğeri neye benzediğini bildiriyor. Ama “ipek gömlek” tamlaması “ipekten gömlek” olarak; “ipek saçlar” da “ipek gibi saçlar” olarak söylenebilirdi. Bu durumda ikisi de sıfat tamlaması olarak kabul edilirdi.

8[8] Aslında bu 8 tamlamanın her biri ya belirtili ya da belirtisiz isim tamlamasıdır.

9[9] Zincirleme isim tamlaması gibi, hatta ondan daha tutarsızdır.

10[10] Bu tamlamalarda sıfat kullanılması bunların belirtili ya da belirtisiz olma özelliğini değiştirmez

11


12


13


14


15[5] Bu ek Anadolu’nun kimi yerlerinde –kan şeklinde telâffuz edilerek kurala uydurulmuştur.

16[6] “mavi” kelimesine getirilen –(i)mtırak eki en azından kelimenin son hecesine uymadığı için kurala aykırıdır.

17[7] Artık bu ek yerine çoğul eki kullanılmaktadır.

18[8] Bu kesme işaretinin görevi noktalama işaretleri konusundaki kesme işaretinden farklıdır.

19[9] “Konfüçyüs”te tire kullanmamaktayız.

20


21


22


23


24


25


26


27[1] Bu işaretler Türkçede ilk defa Tanzimat Devri edebiyatçılarından Şinasi tarafından kullanılmıştır.

28[2] Bazı alıntı kelimelerde de kesme işareti kullanılır ki bu, noktalama ile değil imlâ ile ilgilidir. bak. İmlâ

29[3] Aynen alınmayan sözler tırnak içinde gösterilmez.

30


31[1] “ün” ses demektir; ünlülere sesli de denir.

32[2] Bu ek Anadolu’nun kimi yerlerinde –kan şeklinde telâffuz edilerek kurala uydurulmuştur.

33[3] “mavi” kelimesine getirilen –(i)mtırak eki en azından kelimenin son hecesine uymadığı için kurala aykırıdır.

34[4] Türkçede o ve ö ünlüleri birinci heceden sonraki hecelerde asla bulunmaz.

35[5] Bu kelimeler Anadolu ağızlarında “kavın, karpız, yağmır, çamır, kabık” şeklinde telâffuz edilerek kurala uydurulmuşlardır. Belki de bu kelimelerin asılları böyledir.

36[6] Bunlar birleşik fiiller konusunda da anlatılmıştır.

37[7] Mastarın bu şekilde değil de “almaya” şeklinde, yani y’li şekli tercih edilmelidir.

38[8] Bu kelimeler önce tek başlarına kullanılırken ünsüz düşmesine uğratılmakta, sonra ek aldıklarında veya birleşik kelimelerde kullanıldıklarında ünsüz türemesine uğramaktadırlar. Öyleyse bu iki ses olayından sadece biri bu kelimeler için geçerli olmalıydı.

39[9] Mastarlara yönelme hâl eki getirildiğinde mek’li değil me’li şekline getirilmelidir.

40


41


42


43[1] “niçin” ile karıştırılmasın.

44[1] Bu ekleri alan bütün kelimeler dolaylı tümleç değildir:

Gürültüden uyuyamadı Zarf tüml.

Sisli havalarda dikkatli olunmalı. Zaman zarfı

Sudan bahanelerle beni avutma. Sıfat

Birden yanında Türkçe bir lâkırtı işitti. Zarf

Onlar sonradan geldiler. Zar ftüml.

Misafiri ayakta karşıladı. Zarf tüml.

Hızla içeri girdi zarf tüml.

45[1] Zarf ile zarf tümleci aynı şey değildir. Zarf bir kelime türüdür; zarf tümleci ise görev adıdır. İsimler, zarflar, sıfatlar vb zarf tümleci olarak görev alabilirler.

46


47


48


49


50


51


52


53


54


55


56


57


58


59


60


61


62


63


64


65[1] “akşam” kelimesi aslında Türkçe “ak” ve Farsça “şam” kelimelerinden oluşmuştur.

66[1] Zarf ile zarf tümleci aynı şey değildir. Zarf bir kelime türüdür; zarf tümleci ise görev adıdır. İsimler, zarflar, sıfatlar vb zarf tümleci olarak görev alabilirler.

67


68


69


70


71[1] Leylâ Karahan, Türkçede Söz Dizimi, s.21

72




1   ...   73   74   75   76   77   78   79   80   81


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©www.azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə