Tebliğin Muhtevası




Yüklə 352.67 Kb.
səhifə1/10
tarix30.04.2016
ölçüsü352.67 Kb.
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   10
İSLAM DÜŞÜNCESİNDE

AHİRET HAYATI


Cağfer KARADAŞ*

Tebliğin Muhtevası

GİRİŞ: İSLAM İNANÇ SİSTEMİNDE AHİRETİN ANLAMI VE YERİ 2

I. AHİRET İNANCININ TEMELLENDİRİLMESİ 3

A. Allah 4

B. Alem 6

C. İnsan 7

D. Hayır ve Şer 9

II. AHİRET HAYATININ SAFHALARI 13

III. AHİRET HAYATININ TEMEL MESELELERİ 14

A. Ruh-Beden İrtibatı 14

1. İnsanın Yaratılışı 14

2. Ruhun Yaratılmışlığı 15

3. Ruhun Mahiyeti 18

4. Ana Rahminde Ruh İlkası 20

5. Ruh-Beden Bütünlüğü 20

6. Kabir Hayatı 22

7. Yeniden Diriliş ve İade 24

B. Ahiret Hallerinin Mahiyeti 25

C. Ahiret Hayatının Ebedîliği 28

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ 31

İSLAM DÜŞÜNCESİNDE

AHİRET HAYATI

Cağfer KARADAŞ*




GİRİŞ: İSLAM İNANÇ SİSTEMİNDE AHİRETİN ANLAMI VE YERİ


İslam dini üç ana unsurdan oluşur: İtikad, amel ve ahlak. Şu ayet-i kerîmede İslam dininin bu üç unsuru muhtasar olarak verilir: “Yüzünüzü doğu veya batıya çevirmeniz iyilik/takva değildir. İyilik/takva, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inananların; seve seve akrabaya, yetimlere, miskinlere, yolculara, yardım isteyenlere ve kölelere maddî yardımda bulunanların; namazı kılanların, zekatı verenlerin, anlaşma/sözleşme yaptıklarında gereğini yerine getirenlerin; yokluk durumunda, zarara uğradığında ve savaş halinde sabredenlerin yaptıklarıdır. İşte bunlar doğru ve dürüst olanlardır. İşte bunlar takva sahibi kimselerdir”1

Ahiret, ‘son’ anlamında ‘evvel’ kelimesinin mukabili olarak kullanılır ve Kur’an’da 110 yerde el-âhira, el-yevmü’l-âhir, ed-dâru’l-âhira, en-neş’etü’l-âhira gibi çeşitli şekillerde geçer.2 Kelam ve felsefe kitaplarında başlangıç anlamına gelen ‘mebde’nin mukabili ‘meâd’ kavramı da ahiret karşılığında kullanılır. Bu kelimenin kullanılmasının ve yerleşik hale gelmesinin sebebi Kur’an’da sık sık geçen dönüş yeri ve varılacak son nokta anlamındaki ‘merci’ ve ‘masîr’ kavramları ile örtüşüyor olmasındandır.3 Ahiret hayatı, geniş anlamda kabir hayatını da içine alan, dünya hayatından sonraki bir hayattır; dar anlamda ise, tekrar diriliş anonsu anlamına gelen ikinci sura üflenmesi ile başlayan ve Allah’ın dilemesine bağlı olarak sonsuza dek sürecek bir hayattır.4

İslam toplumunun büyük bir kesiminin kabul ettiği itikat esasları, Cibril hadîsinde Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahirete ve kadere iman şeklinde altı esas olarak geçer.5 Nitekim yukarıdaki ayet-i kerimede kader inancı hariç beş iman esası sayılmıştır. Ehl-i Sünnet’in kabul ettiği şekliyle kader inancını Mu’tezile’nin benimsemediği hesaba katılırsa6, İslam ümmetinin genelinin kabul ettiği iman esası, yukarıdaki ayette geçtiği şekliyle beş esas olarak düşünülebilir. Ancak Mu’tezile bu beş esası tevhid, adalet, va’d, vaîd, emr bi’l-ma’ruf nehy ani’l-münker, el-menzile beyne menzileteyn şeklinde tasnif etmiştir. Bu tasnife göre ahiret inancının va’d ve vaîd esası içerisinde yer alması beklenirken Kâdî Abdulcebbar’ın ahiret meselelerini el-menzile ilkesi içerisinde ele aldığı görülür.7 İnanç ilkelerini tevhîd, nübüvvet, imamet, adalet, meâd şeklinde beş olarak gören Şiîler göre ahiret konusu meâd ilkesi çerçevesinde yer alır.8 Netice itibariyle ahiret inancı, İslam düşüncesinde iman esaslarından biridir, hatta birçok ayet-i kerîmede Allah’a iman ile birlikte ve hemen onun akabinde yer alır; daha hayırlı ve devamlı olması yönü itibariyle ayetlerde ahiretin dünya hayatına göre önceliği vurgulanır.9

Kelam, bir ilim olarak İslam toplumunda yerini aldığında, temel konuları Allah’ın sıfatları ve insanın fiilleri idi. Bu yüzden erken dönem kelam kitaplarında ahiret bahsi gerektiği kadar yer almamıştır. Hatta Harizmî, kelam ilminin konuları diğer bir ifade ile kelamcıların tartıştığı konular arasında ahiret inancından söz etmez.10 Daha sonra muhtemeldir ki, Allah’ın varlığını ispat sadedinde alem konusunun kelam ilminin gündemine girmesiyle birlikte, alemin oluşumu, yapısı, işleyişi ile kıyamet ve ahiret, bu ilmin konuları arasında yerini aldı. Belki de ahiret konusu, öncelikle Allah’ın adaleti ve insan fiillerinin karşılıklarının va’d veya vaîd şeklinde takdir edilmesi gerektiği düşüncesi ile gündeme geldi. Bu çerçevede kebîre konusu ve kebîre sahibinin cezanın nasıl tecelli edeceği hususu temel problemlerdendi. Bütün bunların gerçekleşme yeri olarak ahiret hayatının gündeme gelmesi kaçınılmazdı. Ancak ilk dönemde her ne kadar ahiret hayatı bu şekilde gündeme gelmiş olsa bile, mahiyeti ve işleyişi ile ilgili ciddi bir tartışmadan söz edilemez. Ahiret hayatının tartışma konusu olması kuvvetle muhtemeldir ki, özellikle felsefî bahislerin İslam dünyasında ilgi görmesi iledir. Bunun sonucunda da yukarıda değinildiği gibi mebde ve meâd tartışmaları beraberinde ahiretin mahiyetini ve işleyişini gündeme getirdi. İnanç gündemini takip eden kelam ilmi, bu gelişmeye paralel olarak ilahî sıfat, mebde ve meâd şeklinde üç temel mesele üzerine oturmuş oldu.11 Bu üç temel meseleden meâd konusu bütünüyle ahiret konusu demektir. Bu zaviyeden bakıldığında ahiret inancı, İslam inancının üç temel saç ayağından biridir. Cüveynî’den itibaren ise, inanç konularının ilahiyât, nübüvvât ve sem’iyyât şeklinde yeni bir taksime gidildiği görülür.12 Fahreddîn er-Razî ile birlikte, Eş’arî kelam eserlerinde bu taksim, yerleşik hale geldi. Ancak sonraki dönemde bu üçlü yapı, Adüdüddîn el-Îcî, Teftazânî ve Cürcânî’nin eserlerinde ilahiyât ve sem’iyyât şeklinde ikili yapıya dönüştü. Diğer bir ifade ile bağımsız bir bölüm olan nübüvvât, ahiret ile birlikte sem’iyyât içerisine dahil edildi.13 İster üçlü ister ikili olsun bu yapı içerisinde ahiret inancı semiyyât bölümünün bir konusudur. Diğer bir deyişle üçlü yapıda melek, cin şeytan ve ruh gibi görünmeyen varlıkların yanında dünya sonrası hayatı içine alan bir konu; ikili yapıda ise nübüvveti de içine alan yine semi’iyyât ana başlığı altında bir konu olarak yerini aldı. Benzer tasnifi felsefecilerden İbn Sina’nın da yaptığı görülür. O da nitekim, ahiret konusunu sem’iyyât başlığı altında değerlendirmeyi uygun bulur.14


  1   2   3   4   5   6   7   8   9   10


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©www.azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə