HayirseverliĞİn nobel’İ carnegie koç Aİlesi’Nİn hayırseverliğin “Nobel”i Carnegie Medal of Philantropy (Carnegie Hayırseverlik Madalyası) vkv’nin 40. yılında Koç Ailesi ile ilk defa Türkiye’de! hayirseverliĞİn nobel’İ İle gururlandik




Yüklə 282.93 Kb.
səhifə3/6
tarix27.04.2016
ölçüsü282.93 Kb.
1   2   3   4   5   6

ANADOLU BULUŞMALARI YENİDEN KONYA’DA
Anadolu Buluşmaları geçtiğimiz Ekim ayında, 2003 yılında yola çıktığı ilk şehir olan Konya’daydı. Tıpkı ilk buluşmada olduğu gibi heyecanlı ve verimli geçen toplantılar Koç Topluluğu’na yeni katılan üyeler için de farklı bir deneyim oldu.

6 yıl sonra 16. Anadolu Buluşması’nın gerçekleştirildiği Konya birçok açıdan önemliydi… Zirâ Vehbi Koç’un en çok sevdiği şehirlerden birisi olan şehir, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V. Koç’a göre de başarılı geçen toplantıların devam etmesinde önemli bir rol oynadı.


6 yıl sonra yeniden

Mevlana’nın kentinde, Anadolu’nun en önemli şehirlerinden birinde yıllar önce başlayan Anadolu Buluşmaları’nın ilk amacı Holding üst düzey yöneticileri ile bayileri bir araya getirmek, toplantılarda fikir alışverişi sağlamak ve Topluluk strateji ve hedeflerini bu doğrultuda şekillendirmekti. Aradan geçen süre zarfında bu hedeflere ulaşıldığı gibi yeni hedefler de kondu. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde gerçekleştirilen Buluşmalar sayesinde paylaşım daha da arttı, dostluklar oluşturuldu, yeni işbirliklerinin kapısı aralandı. Birbiriyle tanışan eski-yeni tüm bayiler bir sonraki Anadolu Buluşması’nı daha da sabırsızlıkla beklemeye başladı. 6 yıl aradan sonra Konya’da yeniden gerçekleşen Buluşma da bunlardan biri oldu.

Tüm günü kapsayan bir programla Konya’ya giden heyette: Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V. Koç, Koç Holding CEO’su Bülent Bulgurlu, Enerji Grup Başkanı Erol Memioğlu, Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı Gündüz Özdemir, Yapı Kredi Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Bayazıt Kurumsal İletişim Direktörü Oya Ünlü Kızıl, Resmi İşler ve Medya İlişkileri Koordinatörü Gökhan Akça yer aldı. Yoğun geçen programda Koç Topluluğu sosyal sorumluluk projelerine dair çeşitli aktiviteler ve Otokoç, Koçtaş gibi bayi ziyaretleri de yer aldı. Meslek Lisesi Memleket Meselesi projesinde yer alan bursiyer öğrencilerle bir araya gelen Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V. Koç, CEO Bülent Bulgurlu ve grup başkanları ardından da Mevlana Kültür Merkezi’nde gerçekleşen “Ülkem İçin” eğitimlerine katıldılar. Burada Dünyayı Kurtaran Çocuk’larla bir araya gelen heyet ardından Konya Valisi Aydın Nezih Doğan ve Konya Belediye Başkanı Tahir Akyürek’i ziyaret etti. Bu ziyaretlerde gündem konusu kentteki yatırım imkanları ve genel ekonomik ortam oldu.
Bayiler Konya’da Buluştu

Ziyaretlerin ardından Karaman, Niğde, Afyon ve Aksaray’dan gelen bayilerin, Konya’daki bayiler ile buluştuğu toplantılara geçildi. Her biri kendi bölgelerinin gelişimi için yoğun çalışan ve Koç Topluluğu’nu en iyi şekilde temsil eden bayilerin ana toplantı gündemi bölgedeki gelişmeler ve müşteri beklentileri oldu.

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V. Koç’un açılış konuşmasıyla başlayan 16. Anadolu Buluşmaları’nda Mustafa V. Koç, ekonomik görünüme dikkat çekti. Konuşmasının başında geçtiğimiz aylarda yaşanan sel felaketine değinen Koç, ekonomik krizin ardından yaşananları da sel felaketinde yaşananlara benzetti. Her ikisi için de kalıcı önlemlerin alınmamasına dikkat çeken Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı, ekonomik kriz hakkındaki görüşlerini de şöyle dile getirdi: “Yıkıcı etkileri olan böylesine geniş kapsamlı bir krizden sonra hepimiz, küresel çapta bazı kalıcı önlemlerin gelmesini bekledik ama, ne yazık ki şimdilik geçici düzeltme girişimleri ile yetinmek zorunda kaldık. …Ne yazık ki, krizlerin ne kadar süreceğini ve ne zaman biteceğini bilmek gibi bir şansımız yok. Bu noktada, gelişmeleri ve göstergeleri doğru analiz ederek, dümeni hangi yöne çevireceğimize karar vermemiz gerekiyor.” Mustafa V. Koç ayrıca Koç Topluluğu’nun bayileri sayesinde tüketiciye de en yakın Topluluk olduğunu dile getirdi ve bu nedenle de bayilere teşekkür etti.

Mustafa V. Koç’un ardından konuşan Bülent Bulgurlu ise Topluluk hakkında önemli bilgiler vererek konuşmasına başladı. “70 bin’e yakın çalışanı, 10 binden fazla bayi ve şube ağı, acente ve satış sonrası servisi ile, Türkiye’nin en büyük iş grubunun ve ailesinin parçalarısınız” diyerek seslendiği bayilere yüzün üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştirildiğini ve otuz ülkede yerleşik olarak faaliyet gösterildiğini hatırlattı.

Krize atılan doğru adımlarla 1 milyar dolarlık güçlü bir nakit pozisyonu ile girildiğini söyleyen Bulgurlu, odaklanma stratejisinin ulaştığı başarıya da dikkat çekti. Tedbirlerin ekonomik krizin patlak verdiği Eylül ayından yani Lehman Brothers’ın iflasından önce alındığını söyleyen Bulgurlu bu dönemde Topluluk şirketlerine yılsonu için yeni hedefler verdiklerini hatırlattı. “Koç Topluluğu olarak biz de zorlukları azaltmaya ve fırsatlara odaklanmaya gayret ediyoruz” dedi. Topluluk bünyesindeki sektörlere konuşmasında tek tek değinen Bulgurlu, bu alanlarda sağlanan başarıdan duyulan memnuniyeti de dile getirdi. Özellikle ekonomik kriz döneminde sağlanan ve geçtiğimiz ay son bulan ÖTV ve KDV indirimlerinin devam ettirilmesi yönünde isteklerini sözlerine ekledi.

Sunay Akın’ın kendine has tarzıyla bayilere seslendiği bölümde ise, hem duygulu hem de neşeli dakikalar yaşandı. Anadolu Buluşmaları her zamanki gibi akşam yemeği organizasyonu ile sona erdi.


Anadolu Buluşmaları Amacına Ulaşıyor!

Hem Eski Hem de Yeni Bayiler Bir Arada
İsrafil Demirel

Demireller Opet-Isparta

Daha önce 1988 yılından 1992 yılına kadar Ford Kargo bayiliği yürüttüm. Ardından da 2009 yılında Opet Isparta Keçiborlu istasyonunu satın alarak tekrar Koç Topluluğu’nun bayilerinden birisi oldum. Anadolu Buluşmaları’na ilk defa katılıyorum. Gördüğüm o ki; toplantılar gerçekten çok faydalı oluyor. Toplantılar sayesinde Koç Topluluğu yöneticileri ve bayileriyle tanışıyoruz. İşbirliği halinde olduğumuz kişilerle yeni projeler üzerine konuşuyoruz. Ülke gündemine dair fikir alışverişinde bulunuyoruz. Topluluğa bağlılığımız bu toplantılar sayesinde daha da artıyor. En büyük isteğimiz bu toplantıların sıklaştırılması.

İsmail Hakkı Kolat

Kolat Pazarlama A.Ş.-Konya

1980 yılında Arçelik bayisi olarak Koç Topluluğu’na dahil oldum. Ardından da Arstil bayiliğiyle devam ettim. 2003 yılında gerçekleşen Anadolu Buluşmaları’nda da bulundum. O günden bugüne ürün yelpazesi ve mağaza kalitesi açısından çok şey değişti. Bu iyileşmelerle ülke ekonomisine ve istihdama da büyük katkı sağlandı. Gerçekleşen son toplantımız kelimenin tam anlamıyla mükemmeldi. Anadolu Buluşmaları’nı aile fertlerinin bayramda buluşmasına benzetiyorum. Dertlerin paylaşıldığı, geleceğe daha iyi bakmanın mümkün olduğu toplantıların hedefi tam 12’den vurduğuna inanıyorum. Bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

DOMUZ GRİBİ İLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER
Dünyanın korkulu rüyası haline gelen domuz gribine karşı bilinmesi gerekenleri Amerikan Hastanesi doktorları kaleme aldı.
Domuz gribi son dönemlerde tüm dünyanın korktuğu bir salgın halini aldı. Bu virüsün Türkiye’de ortaya çıkması ise bir panik havası yaşanmasına neden oldu. Amerikan Hastanesi doktorlarından Klinik Labartuvar Direktörü Dr. Erhan Palaoğlu ile Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Birsen Çetin ise bilinci artırmak adına konu hakkında bir yazı kaleme aldı. Biz de sizler için Bizden Haberler dergisinde bu yazıya yer veriyoruz.
Domuz gribi (Swine Flu) (H1N1) nedir?

Domuzlarda hastalığa yol açan bir mikrorganizma olan influenza tip A virüsünün (ortomiksovirüslerin) insanlarda oluşturduğu solunum yolu hastalığıdır. Virüs şimdiye kadar insanlarda hastalığa yol açmamakta, sadece domuzlarda görülmekteydi. Ancak, mikrorganizmadaki değişime bağlı olarak ortaya yeni bir formu (İnfluenza tip A H1N1) çıkmıştır ve solunum yolu ile özellikle yakın temas, öksürmek ve hapşırmak suretiyle insandan insana bulaşabilmektedir.


Domuz gribi diye tanımlanan H1N1 Influenza virüsünün yapısı:

(Bu virüs, domuz, kuş ve insan influenza virüs yapılarının oluşturduğu bir hibrid virüstür).


Kış aylarında görülen gripten(mevsimsel influenza) farkı nedir ?

H1N1, kış aylarında görülen grip etkeni ile benzer özelliklere sahiptir. Hastalığın bulaşma yolu ve belirtileri de benzerlik göstermektedir. Ancak, yeni H1N1 tipinde virüs; insanları, kuşları ve domuzları etkileyen bir genetik özelliğe sahiptir.


Domuzlarda hastalık en sık ne zaman görülmektedir ?

Domuzlar arasında salgınlar bütün yıl boyunca görülmekle birlikte, ılımlı bölgelerde sonbahar ve kış aylarında görülme sıklığı artmaktadır. Bir çok ülke domuz topluluklarını domuz gribine karşı aşılamaktadır. İnsanlarda kullanılabilecek uygun aşı henüz mevcut değildir.


Domuz gribinin insan sağlığına etkileri nelerdir?

İnsanlar arasında domuz gribi enfeksiyonu, tek tek vakalar olarak ya da salgınlar halinde görülebilir. Klinik belirtileri gribe(mevsimsel influenzaya) benzerdir. Bunlar; ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, öksürük, genel vücut ağrısı, halsizlik ve bitkinlik şeklindedir. Ancak bazı vakalarda hiçbir belirti görülmezken, bazıları ölümle sonuçlanabilmektedir.


İnsan domuz gribi virüsü nasıl bulaşır?

İnsanlar domuz gribini genellikle enfekte olmuş domuzlardan almaktadır. Ayrıca yeni olan salgında insandan insana bulaşmanın olduğu düşünülmektedir. İnsandan insana bulaşma, yakın temas, hastalığı taşıyanlarla aynı ortamı paylaşmak önemli rol oynamaktadır.



Domuz gribinin belirtileri nelerdir ?

Domuz influenza A virüs enfeksiyonunda; ateş, öksürük, boğaz ağrısı, vucutta ağrı, yorgunluk/ kırgınlık, başağrısı, üşüme görülebilir. Bazı domuz gribi vakalarında kusma ve ishal de görülmektedir. Mevsimsel gribe benzer şekilde, insandaki domuz gribinin şiddeti hafiften ağıra değişebilmektedir. Ağır vakalarda pnömoni, solunum yetmezliği ve bazen de ölüm görülebilmektedir. Hastalık özellikle genç ve orta yaş grubunu tutmaktadır. Kronik sağlık sorunu olanlar gibi bazı gruplarda domuz gribi ağır seyredebilmektedir.


Domuz eti ve domuz ürünlerini yemek güvenli midir?

Domuz gribinin, usulüne uygun hazırlanan domuz eti veya diğer domuz ürünlerinin yenmesiyle bulaştığına dair bulgu yoktur. Domuz influenza virüsü, 70 ºC derece ısıtılınca ölmektedir.



Hastalığın görüldüğü ülkelere seyahat edeceğim. Neler yapmam gerekir?

Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayınlanmış seyahat kısıtlaması yoktur. Mümkün olduğunca kapalı ve kalabalık ortamlarda bulunulmaması, bulaşma riskini azaltacaktır. Solunum yoluyla bulaşan tüm hastalıklar için olduğu gibi, başta sabunla el yıkama gibi kişisel hijyen önlemlerini uygulamak son derece önemlidir. Gidilen ülkelerin yerel otoritelerinin öngördüğü tedbirlere uyulması ve gerektiği durumlarda basit cerrahi maske kullanılması hastalığın bulaş riskini azaltacaktır. Ayrıca grip belirtileri görüldüğünde en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.



Hastalığın görüldüğü ülkelere seyahat ettim. Ne yapmam gerekir?

Son iki hafta içinde hastalığın görüldüğü ülkelere ziyarette bulunmuşsanız ve başta 38 ºC’den yüksek ateş, öksürük, boğaz ağrısı, vücutta ağrı, yorgunluk/ kırgınlık, baş ağrısı, üşüme, kusma ve ishal gibi grip benzeri belirtileriniz varsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurmanız gerekir. Böyle belirtiler sadece grip ya da domuz gribi hastalıkları sonucu ortaya çıkmaz. Zatürre, nezle, bronşit gibi başka birçok solunum yoluyla bulaşan hastalık da benzer belirtiler gösterebilir. Bu durumların ayırt edilebilmesi için en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak gereklidir.


Uzmanlara göre domuz gribi Türkiye’ye sıçrayacak mı?

Uzmanlar tarafından hastalığın çıktığı yer olan Meksika’yla Türkiye arasında mevsimsel farklılıkların olması nedeniyle virüsün Türkiye’ye gelme olasılığının düşük olduğu bildirilmektedir. Ayrıca grip mevsiminin Eylül ve Nisan ayları olduğu, Türkiye’nin ise grip mevsiminden çıktığı ve domuz gribi vakası olmadığı bildirilmektedir.


Tedavisi var mı?

Oseltamivir(Tamiflu) veya Zanamivir (Relenza) kullanımı domuz gribinin önlenmesinde CDC tarafından tavsiye edilmektedir. İlaç kullanımı hastalığın seyrini hafifletmekte ve daha hızlı bir iyileşmeyi sağlayabilmektedir. Bunun yanı sıra ciddi komplikasyonların da gelişmesi engellenmiş olur. Antiviral ilaçlara, semptomların görülmeye başlamasından itibaren ilk iki gün içinde başlanması gerekir.


Çocuklarda acil tıbbi yardım gerektiren durumlar şunlardır:

• Hızlı nefes alma ya da solunum güçlüğü

• Mavimsi cilt rengi

• Yeterince sıvı alamama

• Uyanamama ya da uyaranlara cevap verememe

• Huzursuzluk

• Grip benzeri semptomlara ek olarak ateş ve şiddetli öksürük

• Döküntü


Yetişkinlerde acil tıbbi yardım gerektiren durumlar şunlardır:

• Solunum güçlüğü veya nefes darlığı

• Göğüs ya da karın içinde ağrı veya basınç

• Ani baş dönmesi

• Konfüzyon

• Şiddetli bulantı ve kusma


Uluslararası seyahate çıkmayı planlıyorum, hastalıktan korunmak için neler yapmalıyım?

Halen Dünya Sağlık Örgütü yetkilileri, seyahatin ya da ticaretin kısıtlanması gerekmediğini bildirmektedirler. Genel olarak kişisel temizlik önlemlerinin alınması, kalabalık ve havasız ortamlardan mümkün olduğunca kaçınılması şu an için yeterli önlemlerdir. En etkili önlem el yıkamadır. Öksürürken ya da hapşırırken ağız ve burnunuzu tek kullanımlık mendil ile kapatın ve mendili atın. Özellikle hapşırma ya da öksürme sonrasında ellerinizi su ve sabunla yıkayın. Alkol bazlı el dezenfektanları kullanılabilir. Hastalığın başlıca insandan insana, hapşırma, öksürme gibi yollarla bulaştığı düşünüldüğünden, hasta kişilerle temastan kaçınmak uygun bir korunma yöntemidir. Kirli ellerle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmak buradaki virüslerin elleriniz yoluyla yayılmasına neden olabilir. Bol sıvı gıda tüketin, iyi beslenin, dinlenmeye dikkat edin.



KÜRESEL KRİZ İSTANBUL İÇİN

KÜRESEL FIRSAT MI?
Coğrafi keşifler Osmanlı için olduğu kadar İstanbul için de gerçek bir milat oldu. Doğu ile Batı arasındaki İstanbul’u merkeze koyan ticaretin, İpek Yolu’ndan deniz yoluna kayması yüzyıllarca ticaretin kalbinin attığı bu tarihi kentin cazibesini kaybetmesine yol açtı. İstanbul şimdi kaybettiği unvanını geri almak için düğmeye bastı.
Gerek finans piyasaları için gerekse de finans merkezleri için 2008 yılı sarsıcı bir milat oldu. Dünya; batamayacak kadar büyük diye tanımlanan yüzyıllık yapıların çöktüğüne; batmamak için birleşmelere; el değiştirmelere; devletlerin ekonomilere müdahalelerine şahit oldu. Bol likidite, yüksek risk ve kazanç yerini finansal ürünlere karşı güven kaybına bıraktı. Bırakmaya da devam ediyor. Küresel krizle birlikte finans sektörünün çeşitliği ve boyutlarında da dramatik daralmalar yaşandı. Bu konjonktürde finans merkezlerinin geleceği de ister istemez tartışılır hâle geldi. New York, Londra ve Zürih gibi sarsılmaz sanılan finans merkezlerinin geleceği ciddi şekilde sorgulanır oldu. Bu güçlü merkezlerde yaşanan güven kaybı, gelişmekte olan piyasaların rol kapması için uygun zemin yakalanmasını sağladı. Bu süreçte Çin, Rusya ve Hindistan, Türkiye ve Brezilya gibi ülkelerin yıldızları parlarken Dubai, Madrid Varşova ve Moskova gibi kentler ise finansal cazibelerini artırmak için atağa kalktı. Makro ekonomik sorunlarını büyük ölçüde çözen, finans sektörüyle ilgili köklü reformlar gerçekleştiren, yasal çerçevesini güçlendiren, denetim ve gözetim uygulamalarını iyi bir noktaya getiren Türkiye de uluslararası finans merkezi adayları arasında…
Ali Babacan: “Nihai Hedef Küresel Finans Merkezi”

İşte bu konjonktürde 6-7 Ekim tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen Dünya Bankası ve IMF 2009 yıllık toplantılarında İstanbul’un Uluslararası Finans Merkezi (İFM) Stratejisi ve Eylem Planı Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan tarafından küresel oyunculara ilan edildi. Devlet Bakanı Babacan yaptığı konuşmada, orta ve uzun vadede Türkiye ekonomisinin, dünya ekonomisi içerisinde nasıl bir konuma sahip olacağını belirleyecek temel faktörün, ekonomideki rekabet gücü olacağının altını çizdi. Hükümet olarak amaçlarını ise şu şekilde özetledi: “Türkiye ekonomisinin yüksek teknolojik kabiliyete ve nitelikli işgücüne sahip, değişen şartlara hızla uyum sağlayan, ulusal ve uluslararası pazarlarda rekabet gücü olan, istikrarlı ve verimlilik düzeyi yüksek bir yapıya kavuşturmak temel amacımız.” Ali Babacan, yaşanan küresel krizin finans merkezi çalışmalarını daha da hızlandırdığı dile getirirken sözlerini şöyle sürdürdü: “Uluslararası finansal mimarinin yeniden şekillendiği bu ortamda İstanbul’u ve dolayısıyla ülkemizi bu yönde yatırımları cezbedecek bir yapıya kavuşturmayı amaçlıyoruz. Böylece kriz sonrası yatırımlarını yeniden yönlendirmesi ve artırması beklenen uluslararası finans kuruluşlarının önünde, İstanbul’un değerlendirilmesi gereken güçlü bir seçenek olarak yer alması için de çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”

İstanbul’un kademeli bir şekilde gerçekleştirilecek çalışmalarla çok önemli bir misyonu üstleneceğini söyleyen Babacan, İstanbul’un önce bölgesel nihai olarak ise küresel bir finans merkezi konumuna getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Peki, İstanbul’u cazibe merkezi olması için neler yapılması gerekiyor? Babacan öne çıkan unsurları şu şekilde sıralıyor: “Uluslararası standartlarda işleyen bir hukuk altyapısının oluşturulması… Çeşitlendirilmiş finansal ürünlerin sunulması… Fiziki ve iletişim altyapı sorunlarının çözülmesi… Vergi sisteminin basitleştirilmesi ve etkinleştirilmesi… Düzenleyici ve denetleyici çerçevenin uluslararası standartlarla tam uyumlu olacak ve güçlü bir koordinasyonu mümkün kılacak şekilde geliştirilmesi… Nitelikli insan kaynağı ihtiyacını karşılayacak bir eğitim altyapısının sağlanması… Dünya ölçeğinde tanıtım ve izleme yapacak bir organizasyon yapısının oluşturulması…”
Bölgesel mi Küresel mi?

Bazen yapmanız gereken her şeyi eksiksiz yapsanız bile arzuladığınızı elde etmeniz kolay değildir. Finans merkezi olma sürecinde de süreç çok farklı işlemiyor. Kıyasıya bir rekabetin yaşandığı kriz ortamlarında finansal bir çekim merkezi olmak ise hayli zor. Bu nedenle İstanbul’un potansiyeli doğru değerlendirilmeli. “İstanbul’un Uluslararası Finans Merkezi Olma Potansiyelinin Değerlendirilmesi” başlığıyla Türkiye Bankalar Birliği tarafından Deloitte Türkiye’ye hazırlatılan rapor bu anlamda bize ışık tutabilir. Rapora göre, İstanbul önümüzdeki 10 yıl içinde bölgesel, 30 yıl içinde ise ilk 5 küresel finans merkezinden biri olabilir. Tabi bu süreçte alacak kurumlar esnek ve hızlı kararlar alabilirse…

İstanbul’un finans merkezi olma potansiyelinin olduğunu, bu yönde dünyada bir talep de bulunduğunu dile getiren TÜSİAD Uluslararası Temsilcisi Bahadır Kaleağası’na göre, İstanbul’u sadece finans merkezi yapmak yetersiz bir hedef. Dünyadaki finans merkezleri arz-talep dengesinde de yeterince güçlü bir arz oluşturmayabilir. Bu nedenle Balkanlar’ı, Doğu Akdeniz’i Karadeniz’i Orta Asya ve Orta Doğu’yu kapsayacak bir Avrasya Ekonomi Merkezi hedeflenmeli. Londra nasıl Avrupa için bir ‘gate-away’ yani giriş kapısı ise İstanbul da Avrasya için bir giriş kapısı olmalı. Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Taner Berksoy ise küresel finans merkezi hedefini fazla iddialı buluyor. İstanbul’un bölgesel bir finans merkezi olma potansiyeline sahip olduğunu dile getiren Berksoy, bu iddiasını şöyle temellendiriyor: “Özellikle finans alanında küresel bir merkez olabilmek için finans akımlarının büyük bir kısmına veya finansal kararların önemli bir kısmına hâkim konumda olabilmek gerekiyor. Tabi İstanbul bundan sonra küresel bir finans merkezi olamayacağı anlamına gelmiyor ama bugünkü koşullarla İstanbul bu potansiyele sahip değil. Bunun yerine bölgesel bir finans merkezi yapma düşüncesi çok daha makul.” Türkiye’nin nitelikli işgücü, ekonomisi, ticaret hacmi ve finansal sektörünün büyüklüğü ve hedeflediği coğrafyada hâlâ ciddi anlamda kabul görmüş bir finans merkezinin bulunmaması nedeniyle 10 yıl içinde bölgesel bir finans merkezi olma potansiyelini barındırıyor. Bunu Deloitte’tan Finansal Hizmetler Endüstrisi Müdürü Görkem Elverici ifade ediyor. Elverici bu görüşünü şöyle gerekçelendiriyor: “Finansal merkezlerin uluslararası piyasalarca kabul görmesi ve belli hacimlere ulaşması ciddi bir zaman alıyor. Bu amaçla Türkiye’nin kararlı ve hızlı hareket etmesi gerekiyor. Bu süreçte, Türkiye öncelikle bölgesine hakim bir finansal merkez olmak, sonrasında ise küresel bir finansal merkez olmak için çaba göstermeli.”
İstanbul’un Artı Hanesine Yazılanlar

Küresel kriz ekonomideki rekabeti artırdı. Bölgesel ya da küresel bir finans merkezi olma isteğinde Türkiye yalnız değil. Başta Dubai, Moskova, Telaviv, Madrid ve Katar olmak üzere İstanbul’un pek çok rakibi var. Peki, bu yarışta İstanbul’un avantajları ve dezavantajları neler? Deloitte Türkiye tarafından hazırlanan rapora göre, sermaye birikiminin yoğun olduğu bir coğrafyada olmak, İstanbul’un en önemli avantajı… Orta Doğu, Orta Asya, Avrupa, Karadeniz ve Akdeniz’in tam ortasında yer alan İstanbul, bölgeyle ekonomik, tarihi ve dini bağlarla da birleşiyor. Bu da İstanbul için önemli bir destek anlamına geliyor. Türkiye’nin genç ve eğitim seviyesi gittikçe gelişen işgücü piyasası önemli bir avantaj sağlıyor. Fakat finansal alanda yetişmiş ve kendini geliştirmeye açık genç bir insan kaynağına sahip olmak için eğitime yapılan yatırımların daha da artırılması gerekiyor. Hukuki altyapı bakımından Türkiye’nin uluslararası standartlara gittikçe yakınlaşması da rakipleri karşısında bir diğer avantajı… İş yapma maliyetinin (ofis kiraları ve çalışan maliyetinin) düşük olması, gelir yaratma ve büyüme potansiyeli bulunması ve renkli bir sosyal yaşama sahip olması İstanbul’un artı hanesine yazılanlar.


Altyapı ve Düzenlemelere Dikkat

Elbette bir de eksi hanesi var. Konuştuğumuz uzmanların hemen hepsi, altyapı yetersizliğine dikkat çekiyor. Özellikle hukuki, teknolojik ve ulaşım gibi altyapı sorunlarının en kısa zamanda giderilmesi önemli. Zaten Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan tarafından açıklanan İstanbul’un İFM Stratejisi ve Eylem Planı’nda da altyapıya özellikle vurgu yapılıyor. İnternet erişiminin yaygınlaşması, trafik sorunun azalması ve kaliteli ofis alanlarının artırılması gerekiyor. Ayrıca hukuki altyapı, imaj, düzenleyici çerçeve, politik ve ekonomik istikrar, iş yapma kolaylığı, mali ortam konuları da gelişime ihtiyaç duyuyor.

“İstanbul’un finans merkezi olması, Türkiye’nin 21. yüzyıldaki kaderini de etkileyecek” diyor TÜSİAD Uluslararası Koordinatörü Bahadır Kaleağası. Gerçekten de öyle. Nitelikli işgücünü çekmenin yanı sıra finans merkezi olmak o kente ve ülkeye pek çok başka avantaj sağlıyor. Türkiye’de finans sektörünün GSMH’ya olan katkısı hâlâ yüzde 4 seviyelerinde. İstanbul’un finans merkezi olması durumunda bu katkının asgari yüzde 8’e çıkması bekleniyor. Finans merkezinin (ulaşım, turizm, sağlık, eğitim gibi) diğer sektörler üzerinde yaratacağı dışsal ekonomik faydalar da göz önünde bulundurulduğunda, yıllık 20 milyar dolar düzeyinde bir katkı sağlanması öngörülüyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği, KOBİ’lerin daha etkin hale gelmeleri, istihdamda yaşanacak artış, kültür ve sanat alanındaki gelişmeler de cabası… Bu gelişmeler ışığında finans merkezi olmanın Türkiye’nin kaderini değiştireceğini öngörmek hiç de zor değil.

2001 krizi sonrası, bankacılık ve finans sektörüne gerekli disiplini vermeyi başaran Türkiye, bunun meyvelerini küresel kriz döneminde topluyor. Bu dönemde bankacılık ve finans sektörüne müdahale etmek zorunda kalmayan ender ülkelerden biri Türkiye oldu. Şimdi uzun soluklu yeni bir hedef daha gündemde… İstanbul’un uluslararası finans merkezi olma projesi. Küresel krizle birlikte, sarsılmaz sanılan finans merkezlerinin sorgulanır olması, kriz öncesi potansiyel finans merkezleri gibi görülen rakiplerin yarışta gerilerde kalması, İstanbul’un avantajları gibi görünse de gerekli adımlar hızla ve kararlı bir şekilde atılmalı.



İstanbul’un Eylem Planı
İstanbul’un Uluslararası Finans Merkezi (İFM) olmasına ilişkin Strateji ve Eylem Planı’nda öne çıkan başlıklar şöyle:
- Uluslararası standartlarda işleyen bir hukuk altyapısının oluşturulması…

- Çeşitlendirilmiş finansal ürünlerin sunulması…

- Fiziki ve iletişim altyapı sorunlarının çözülmesi…

- Vergi sisteminin basitleştirilmesi ve etkinleştirilmesi…

- Düzenleyici ve denetleyici çerçevenin uluslararası standartlarla tam uyumlu olacak ve güçlü bir koordinasyonu mümkün kılacak şekilde geliştirilmesi…

- Nitelikli insan kaynağı ihtiyacını karşılayacak bir eğitim altyapısının sağlanması…

- Dünya ölçeğinde tanıtım ve izleme yapacak bir organizasyon yapısının oluşturulması…

1   2   3   4   5   6


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©www.azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə