Fareler ve İnsanlar Conn Hallinan



Yüklə 10.95 Kb.
tarix23.04.2016
ölçüsü10.95 Kb.
Fareler ve İnsanlar
Conn Hallinan
San Fransisco Examiner Dergisi
11 Mayıs 2001
Bu yazı fareler ve insanların ve bunların birbirine dönüşümünün ürkütücü bir öyküsüdür. Hikâye 1998’de Avusturalya’lı bir grup gen mühendisinin yiyecek stoklarını korumak için fareleri ve sıçanları kısırlaştıracak bir yol bulmaya çalışmalarıyla başlıyor. Böylelikle şu fantastik işi yaptılar: farelerde görülen çiçek hastalığı virüsüne bir fare geni enjekte ettiler. Beklenti, enjekte edilen genin, farelerin bağışıklık sistemlerinin temel yapıtaşlarından biri olan interleukin-4’ün fazla üretimini tetikleyeceğiydi. Böylelikle, bu da dişi farenin uterusunda yumurta döllenmesini engelleyecekti. Hızlıca bir kısır fare!

Ama farede dehşet verici bir şey oldu, fareyi kısırlaştırmak yerine virüs ölümcül oldu, ve bu virüse karşı bağışıklığı olan fareleri bile öldürdü. O zaman ölü bir fare için korkulacak ne var? Sorun şu ki, interleukin-4 insanların bağışıklık sisteminin de temel yapıtaşı ve fareye yapılan insana da yapılabilir. ABD Savunma Bakanlığı bilim adamlarının birinin de New York Gazetesine belirttiği gibi “Bize müthiş bir mesaj veriyor. Belki bu işleri düşündüğümüzden daha kolay yapabiliriz”

Eğer dünya Asilomar, Ca’da 1975’te bir araya gelip yeni gelişen genetik mühendisliği için bir rehber oluşturmaya çalışan bir grup bilim adamına kulak verseydi, bu Avusturalya’lı öldürücü hiç olmayabilirdi. Bu konferans, Robert Sinsheimer’ın belirttiği “bu yaratıkları biyosferimizden uzak tutmak için her türlü önlemleri almak zorundayız” kararı almıştı.

Ama iki yıl sonra, uğursuz biyoteknik endüstrilerinin ve ABD ordusunun, DNA’yı keşfettiği için Nobel ödülü kazanan, James Watson’un önderliğinde, genetik mühendisliğinin geniş bir alanda ve uygulamada hiçbir engel tanınmaksızın geliştirilmesi çağrısını yaptılar. Asilomar’da çizilen çerçeveyi, “saçma bir tiyatro bir egzersiz” olarak nitelendirdiler ve Watson DNA araştırmalarını kontrol etme çabalarını daha olmamış bir şey için büyük yaygaralar kopartmaya benzetti.

Evet bugün her şey artık kapımıza dayandı. 8 Şubat 2001 tarihli ABD enerji Bakanlığının yayımladığı bir rapora göre 8 biyolojik silah laboratuarının dikkatsizlik ve kontrolden uzak olduğuna ve şarbon, gıda zehirlenmesi veba v.s. içeren deneylerin, çalışanlara ve başkalarına potansiyel risk taşıyor. Bu laboratuarların çoğu şehir merkezlerine çok yakındır.

Birçok insan, biyolojik savaşın, 1972 Biyolojik Silahlar Antlaşması ile elimine edildiğine ve sadece Libya, Irak, Kuzey Kore gibi şu düzenbaz ülkelerde bu silahların var olduğuna inanıyor. Ancak biyolojik silahlar anlaşmaya göre saldırı değil de savunmaya yönelik üretilebiliyor. Burada bir fark bulmak aslında oldukça zor. Senatör Barbara Boxer, Pentagon’un pek çok şey saldırı amaçlı olduğu halde her şeyin savunma amaçlı olduğunu söylemesinden yakınıyor. Haklı, araştırma aynı araştırma, sonuçlarda her iki yönlü kullanılabilir.

Bu laboratuarlarda saklı tutulan birçok şeyle karşılaşmak dahi istemezsiniz ve eğer bunlar biyosferimize yayılırsa çok ciddi risk altındayız demektir. ABD Ulusal DNA Rekombinan Sağlık Enstitüsü insan bağırsaklarında dizanteri geni enjekte edilmiş E.Coli bakterilerine rastladıklarını belirttiler. Raporda ayrıca E.Coli’nin su ve çeşitli yiyecek kaynaklarına bulaştığında çok sayıda insanı öldürebileceği belirtiliyor.

Yakın zamanlarda CİA başta olmak üzere birçok kuruluş biyo-terör konusunda uyarılarda bulunuyor. Aslında Amerikalılar biyo-terörün epeydir hedefindelerdi, ama kendi hükümetleri tarafından. 1950 yılında, ABD Deniz Kuvvetleri San Fransisco sahiline doğru ilerleyen sis bulutunun içine biyolojik savaşı denemek için Serratia Marcescens bakterisi pompalamıştı. Genelde bakteriler iyi huylu olmasın karşın bunlar değildi. Deney sonucunda, boru hattında çalışan Edward Newins adındaki bir işçiyi öldü.

Ordu bu güne kadar, boğucu öksürüklere yol açan Hemphilus Pertussis’de dahil olmak üzere buna benzer 339 açık hava deneyini kabullendi. Boğucu öksürük mikrobu salınan yerlerden biri olan Florida’da, o yıl bu hastalığa yakalanma oranı %12 ve ölümlerde %3 artmış. Veba ve tularemia’dan etkilenmiş kemirgenleri ve dağılım şekillerini incelemek için, Utah ve Nevada üzerinde büyük oranda şarbon ve Q humması virüsü ve Salt Lake yakınlarındaki DPG bölgesinde de Venezüela equine encephalomyelitis virüsü bırakılmıştı.

Hatta silahlı kuvvetler etnik silah olarak da adlandırılan, özellikle Asyalıların ve Afro-Amerikalıların duyarlı olduğu bilinen, coccidiomycosis adlı bir mantar virüsünü bile denemişti. Mechanicsberg’deki bir gemi limanında bu mantarın çok çeşitli türleri denenmiş ve çoğunlu Afro-Amerikalı işçi bu virüsten etkilenmiştir. Üstelik bu yapılan deneyde Savunma Bakanlığınca kabul edilip savunulmuştur.



Yakın zamanda yayımlanan Enerji Bakanlığı raporlarındaki veriler göre bu laboratuarlarda son 40 yılda, 50000 araştırmacıda laboratuardan kaynaklanan virüslerce rastlanılmış ve laboratuarların güvenlik sistemlerinde ciddi eksiklikler tespit edilmiştir. Öyle görünüyor ki biyolojik terör tehlikesi dışarıdan çok içeriden olacak.


Kataloq: groups
groups -> Babəkin canlanmasını gözləyən gizli xürrəm təşkilatı!
groups -> İşçi Qrupunun Aylıq İnformasiya Bülleteni
groups -> KİV-in İnkişafına Dövlət Dəstəyi Fondunun fəaliyyətlərindəki qanunsuzluqlara mübarizə üzrə İşçi Qrupunun Aylıq
groups -> Əziz soydaşlarım
groups -> Press-reliZ 15 aprel 2009-cu IL Bakı, Azərbaycan
groups -> «the business times» qəzeti
groups -> 802. 3At 4-pair systems allowing each 2-pair set to operate autonomously clay stanford linear technology
groups -> Notes for avl adelson-Velski Landis
groups -> By the Special Grace of Sri Hari Vayu Gurugalu it is proposed to celebrate the above Sripadangalavara Aradana on 11th, 12th and 14th March 2012 at sri vyasaraja mutt premises, R. G. St,Coimbatore -641001
groups -> Crhua;ah- crhU!

Yüklə 10.95 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©www.azrefs.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin