BİRİNCİ DÜnya savaşi sirasinda anadolu’nun güney bölgelerinde ermeni Çete faaliyetleri




Yüklə 137.41 Kb.
səhifə1/3
tarix27.04.2016
ölçüsü137.41 Kb.
  1   2   3
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SIRASINDA ANADOLU’NUN GÜNEY BÖLGELERİNDE ERMENİ ÇETE FAALİYETLERİ

Nejla GÜNAY*


Özet

Osmanlı Devleti, 1915 yılının Nisan ayında Zeytun Ermenilerini Konya’ya göç ettirdi. Daha sonra bu kararın kapsamı genişletildi ve 27 Mayıs 1915’te Ermenilerin Halep, Musul ve Deyr-i Zor’a göç ettirilmelerine dair kanun çıkarıldı. Bu kanunun çıkarılmasının sebebi, Ermenilerin savaş hâlindeki Osmanlı Devleti’nin düşmanlarıyla işbirliği yapması ve Anadolu’nun hem doğusunda hem de güneyinde bağımsız devlet kurmaya çalışmalarıydı. Bu amaçlarına ulaşmak isteyen Ermeniler, sevk ve iskân kararına rağmen dağlara çıkıp Fındıcak ve Musa Dağı’nda isyan ettiler. Hatta Urfa şehir merkezinde de isyan çıkardılar. Bu isyanların bastırılmasından sonra bazı Ermeniler küçük çeteler kurarak faaliyetlerine Amanos ve Toroslarda devam ettiler.

Anahtar Kelimeler: Birinci Dünya Savaşı, Halep, Ermeni Çeteleri, Toroslar.

Abstract


ARMENIAN GANG ACTIVITIES IN ANATOLIAS SOUTH REGIONS DURING THE WORLD FIRST WAR

In April 1915 Ottoman State subjected to migration of Zeituns Armenians to Konya. Later by extracted with the law in 27 May 1915, Armenian people subjected to migration Aleppo, Musul, Dairel-zor region. The reason for this law that Armenian people had cooperation with the state of war with Ottoman State and its enemies. In addition Armenian people had tried to establish an independent state in south and east region of Anatolia. To reach this aim, despite to this deportation decide Armenian people had went to mountain for rebellions in Fındıcak and Musa Mountain. Even Armenian people taken out rebellion in Urfa city center. After suppression of the rebellion some Armenians have continued to set up some small gangs activities in Amanus and Taurus Mountains.

Keywords: The First World War, Armenian Gangs, Tourus, Aleppo,

*Yrd.Doç.Dr. G.Ü.Gazi Eğitim Fakültesi, Ortaöğretim Sosyal Alanlar, Tarih Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi.

Giriş

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na İttifak Devletleri’nin yanında girmesinden sonra İtilaf Devletleri, Osmanlı ordusunu yenebilmek için Osmanlı sınırlarında yaşayan halkları isyana teşvik etti. Fransa, Adana ve Kilikya bölgesini Ermeni milliyetçiliği duygusunu canlı tutarak Anadolu’dan koparmayı tasarlamaktaydı.1 Osmanlı topraklarının bir kısmını sınırlarına katmak isteyen Rusya, Kafkas Ermenileri aracılığıyla sosyalist ve anarşist ruhlu Van, Zeytun, Haçin ve Diyarbakır Ermenilerini kışkırtmasının yanı sıra Laz ve Kürtleri de ayaklandırmak istedi.2 Ayrıca Kafkasya’da başarılı olmak için Osmanlı Devleti’ne karşı bir cephe daha açılmasını istiyordu. Ermeni isyanı çıkarmak için en uygun yerin Zeytun olduğunu düşünen Rusya bir taraftan Zeytun Ermenilerini İskenderun üzerinden silahlandırmaları konusunda Fransa ve İngiltere nezdinde girişimde bulunurken3 bir taraftan da Erzurum4 ve Karadeniz’deki bazı limanlar üzerinden Zeytunlu Ermenilere silah gönderdi.5 İngiltere, Rusya’nın bu isteğini İngiliz himayesi altında bir Arap krallığı kurulması için bir fırsat olarak görerek 1915 yılının Ocak ayı başlarında ikinci cephenin İskenderun Körfezi’ne yapılacak bir çıkarmayla açılmasını önerdi.6

İngiltere, Türkiye’ye İskenderun üzerinden saldırma planlarında Mısır ve Kıbrıs’ta toplanan Ermeni gönüllüleri ile Zeytun’daki Ermenilerden yararlanmayı düşündü. Urfa, Sivas, Harput ve Zeytun’dan gelerek Kıbrıs’taki kamplarda toplanan Ermeniler burada isyana hazırlandılar. Ermeniler bu şekilde Osmanlı Devleti’nin yıkılacağına ve bağımsızlıklarını elde edeceklerine inanıyorlardı.



İtilaf donanmasının Akdeniz’i geçip İskenderun Limanı’nı bombalaması, demiryollarını keserek Türk ordusunun Filistin ve Mezopotamya ile bağlantısını koparması7 ve Çanakkale Savaşları’nın tüm şiddetiyle devam etmesi, Ermenilerin bir taraftan cesaret ve umutlarını bir taraftan da kendilerini destekleyenlerin sayısını artırdı.8 İçeriden temin edilen gücün yanı sıra yurt dışındaki Ermeniler de Kilikya Ermenilerine para ve kuvvet yardımında bulundular. Taşnaklar 20000 gönüllüyü Kilikya’ya gönderirken Balkanlardan ve Amerika Birleşik Devletleri’nden 10’ar bin gönüllü Kilikya’ya geldi. Merkezi Boston’da bulunan Ermeni Milli Savunma Komitesi, Ermenilere silah ve mühimmat temin etti. Bu komitenin Kahire şubesi de önemli yardımlarda bulundu. Böylece oluşturulan yerel kuvvetlerle beraber Kilikya bölgesinde ciddi sayıda asker toplandı.9 Bütün bunlar Ermenileri kontrol edilemez hâle getirdi. Böylece İngiltere ve Fransa, donanmalarının Akdeniz’i geçmesine paralel olarak İskenderun Körfezi’ne yakın olan Dörtyol, Musababa, Halep, Antep, Urfa ve Zeytun taraflarında çıkarmayı daha önceden planladıkları Ermeni isyanını Zeytun’da başlatmış oldu.10

27 Mayıs 1915’te Ermenilerle ilgili olarak sevk ve iskân kararının alınmasında, Ermenilerin eylemleri ve İtilaf Devletleri adına oynadıkları rol etkili oldu. Çünkü onlar hükûmetin ikazlarını hiçe sayıp tecavüzkâr hareketleriyle Türk ordusunu nefs-i müdafaaya zorlayarak hükûmetin karşı tedbirler almasına sebep oldular. Osmanlı Devleti’nin düşmanlarına sempati ile yaklaşarak onların yardımıyla Türk hâkimiyetinden kurtulmayı, Karadeniz’den Akdeniz’e uzanan ve Kilikya’yı da içine alan bir coğrafyada büyük bir Ermenistan devleti kurmayı hayal ettiler.11

Bu makalenin amacı bazı Ermenilerin zorunlu göç sırasında silahlanıp dağlara çıkarak isyan çıkardıklarını ve çıkardıkları isyanların bölgeye ancak çok sayıda asker gönderilmesiyle bastırılabilecek kadar büyük olduğunu ortaya çıkarmaktır. Bu çalışmada ayrıca, isyan eden ve isyanları organize eden Ermeni çetelerinin amaçlarına ulaştıktan sonra dağlara kaçarak faaliyetlerine devam ettikleri ve Osmanlı Devleti’nin müttefiki olan Alman vatandaşlarından ne şekilde yardım gördükleri incelenecektir.



Fındıcak* İsyanı

Zeytun’dan sevkiyatın 8 Nisan 1915’ten itibaren başlamasıyla Maraş’ın Ermeni köylerindeki ahali yeni bir isyanın üssü olarak belirlenen Fındıcak’ta toplanmaya başladı. Çünkü Maraş’a iki saat mesafede bulunan Fındıcak ve Dereköy Ermenilerin güçlü kaleleri olarak düşünülüyordu. Zeytun’da çıkardıkları sayısız isyanla Osmanlı Devleti’ni uğraştıran hatta Ermenilerin sürgüne gönderilmesindeki rolleri tartışılmaz olan Çolakyan Aram ve beraberindeki 20 kişilik çete de Fındıcak’a geçti. Fındıcak’ta toplanan Ermeniler Zeytun’da başarıya ulaştığını düşündükleri bu çetenin ardından gitmede bir sakınca görmeyerek Fındıcak’ta toplandılar ve çetenin isteklerini harfiyen yerine getirdiler.12

Keşifli Köyü’nden 82, Dereköy’den 140 hanenin Fındıcak’a göç etmesiyle köyün nüfusu kısa sürede 400 haneye ulaştı.13 Fındıcak’ta toplanan Ermeniler bir taraftan zahire, yiyecek ve cephane depolarken bir taraftan da köyün çevresini tahkim edip mükemmel siperler kazarak isyana hazırlandılar.14İlk iş olarak adı geçen köylerde yaşayan 60 kadar Müslüman’ı ortadan kaldırdılar.15

Adana Valisi Hakkı Bey, Bahçe Kaymakamı’nın kendisine verdiği malumatı aktarmak üzere 29 Temmuz 1915’te Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti’ne bir şifre göndererek Ayvacık Yaylası’na altı saat mesafede bulunan ve Maraş’a bağlı Fındıcak ve Dönüklü köylerindeki Ermenilerin, Ermeni ahalinin sürgün edilmesi için Maraş’tan gönderilen 20 kadar jandarmaya silahla karşılık vererek adı geçen köyleri ateşe verdiklerini ve rast geldikleri Müslüman ahaliyi katledip köylere baskınlar düzenlediklerini ve 132. Alay Kumandanıyla Maraş Mutasarrıfının olayları önlemeye çalıştıklarını, adı geçen alaya bağlı askerlerle eşkıya arasında 20 Temmuz günü çıkan çatışmalarda iki jandarmanın şehit olduğunu, üçünün de yaralandığını, ayrıca bu gelişmeler üzerine bölgeye atlı birlikler gönderildiğini bildirdi.16

Fındıcak’ta olanların sıradan baskın eylemi olmadığını sezinleyen Dördüncü Ordu Komutanı Cemal Paşa, Yüzbaşı Ömer Bey’i Fındıcak’ı kontrol altına almak üzere görevlendirdi. Ancak Fındıcak’ta Ermeniler tarafından kurulan tahkimat 100 kişilik bir birliğin baş edemeyeceği kadar büyüktü. Ermeni asilerin daha da güçlenmesini önlemek isteyen Yüzbaşı Ömer Bey komutasındaki jandarma birliği 26 Temmuz günü Fındıcak’a saldırıya geçti. Ancak asilerin bir kısmı dağı arkadan dolaşarak Yüzbaşı ve askerlerini arkadan kuşattı. Bu şekilde iki ateş arasında kalan Yüzbaşı ve askerleri şehit edilirken Ermeniler Maraş’tan gelen takviye kuvvetlerle çatışmaya iştirak eden bazı Müslüman köylüleri esir aldılar. Ertesi gün de çevredeki Müslüman köylere baskınlar yapıp ahalinin can ve malına kastettiler.17 Dönüklü Köyü’nde Müslümanlara ait 33 ev ve beş harmanı yakan eşkıya, köyün imamı Maraşlı Mehmet Efendi ile Fakih Mehmet’in oğlunu boğazlayarak öldürdü. Fındıcak’ta oturan 20 kadar Müslüman parçalanarak, Köpezli Müslüman Köyü’nden bir ihtiyar boğazlanarak öldürüldü. Yakında bulunan dört Müslüman köyü ve bu köylerde yaşayan kaçmaktan aciz yaşlı ve çocuklar köyle beraber yakıldı.18

Durumun sanılandan çok daha ciddi boyutlarda olduğunun anlaşılması üzerine Dördüncü Ordu Kumandanı Cemal Paşa 132. Alaya takviye olarak bir nizamiye taburu ve bir cebel takımını bölgeye gönderdi. Olayların bastırılması sorumluluğunu Adana Valisi Hakkı Bey’e veren Cemal Paşa, valiyi Müslüman ahalinin işe karıştırılmaması ve isyanla ilgisi olmayan Ermenilerin incitilmemesi konusunda uyardı.19 Birliklerin komutanı Ali Bey Fındıcak’a doğru yola çıktı.20

Osmanlı hükûmeti bir taraftan da Ermeni ileri gelenlerinden bir heyet oluşturarak asileri ikna etmeye çalıştı. Buna göre Maraş Mutasarrıfı İsmail Kemal Bey, şehirde bulunan Ermeni ruhani liderlerinden aracılık etmelerini istedi. Ancak Katolik Ruhani Reisi ve diğer Katolik papazlar, asilerin kendi mezheplerinden olmadıkları için onların üzerinde etkili olamayacakları gerekçesiyle bu işe karışmak istemediklerini söylediler.21 Bunun üzerine Apostolik papazlar Ter Şahak Ter Bedrosyan ve Ter Arsen Ter Hovannisiyan ile Protestan Papaz Hartunyan’ın yer aldığı heyet asi Ermenileri ikna etmek üzere 29 Temmuz 1915 günü jandarmalar eşliğinde Fındıcak’a doğru yola çıktılar ve ertesi günü köye ulaştılar. Hartunyan bundan sonrasını şu şekilde anlatıyor:2231 Temmuz Cumartesi sabahı Türk subaylarının olduğu dağı terk edip köye girmemiz emredildi. Her iki tarafta ateş açtığı için eğer ilerleseydik vurulacaktık. Bu yüzden ateşkes istedik. Ondan sonra köye girdik. Köy muhtarı, ağalar, Çolakyan biraderler ve cesur Zeytunlular ki hepsi tepeden tırnağa silahlı olarak etrafımızı sardı. Kendilerini Cemal Paşa’nın bir askeri vali kumandasında 3000 askeri23 görevlendirdiğini ve bu askerlerin Fındıcak’a doğru yola çıktıklarını söyleyerek uyardık. Fakat onlar bu uyarımıza karşı çıkarak ‘çöle sürülmektense çarpışarak ölürüz’ dediler.

30 Temmuz 1915’te Maraş’ta Nahırönü civarında yakalanan Fındıcak Köyü’nden Panos oğlu Kazor ifadesinde; iki kişi olduklarını, yanındaki arkadaşı Kişifli Köyü’nden Arasil Haçer’in firar ettiğini söyledi. Kendilerini Fındıcak’tan Maraş’a yardım toplamak üzere Minaskisyan ve Osep Ağa’nın oğlu Kator Ağa’nın sonra Maraş’ta Nalçaçıyan Karabet Ağa, Bilezikçiyan Ermenek ve kardeşi Nazaret ve daha isimlerini bilmediği kişilerin Maraş’tan Fındıcak’a silah ve sıhhî imdat göndermeleri için yolladığını belirtti. Panos, Maraş’a geceleri Öksekaltı yolunu kullanarak geldiklerini söyledi. Panos, Fındıcak’ta 60 kadar Zeytun eşkıyası olduğunu ve Kişifli ve Dönekli köyünden birçok Ermeni’nin burada toplandığını, bunlardan 1000 kadarının silahlı olduğunu, bunların yarısının mavzer, martini, gra gibi silahlarla donandığını, geri kalanının da adi çifte, tek kapsüllü ve çakmaklı 500 tüfekten ibaret olduğunu ve ayrıca köyün dört bir yanına taştan istihkâm yaptıklarını, köyde toplananların harp etmek niyetinde olduklarından Çakıroğlu, Köyceğiz ve Sarılar köylerinde oturan Ermenilere haber yollayıp Fındıcak’a gelmelerini istediklerini belirtti.24

Asilerin ikna edilememesi üzerine Ali Bey 1 Ağustos günü Fındıcak’ı kuşattı. Ali Bey, dağ toplarının ateşlenmesi emrini verene kadar eşkıya çok sayıda askeri şehit etti. Ancak topların ateşlenmesiyle eşkıyanın gücü kırılabildi. Osmanlı askeri çok sayıda şehit vermeyi göze alarak yoğun ateşe rağmen Fındıcak’a girdi. Eşkıyanın bir kısmı Gâvur Dağları’na* kaçmayı başardı. Çarpışmalarda hem askerlerden hem de asilerden birçok insan hayatını kaybetti. Çatışmanın sona ermesinin ardından 91 elebaşı Fındıcak’ta idam edildi. Maraş’a gönderilen 100 eşkıya da 7 Ağustos 1915’te Maraş’ta asılarak idam edildi.25

Fındıcak’ta çıkan bu isyan Sivas’tan sevk edilen 4000 haneden fazla Ermeni’nin güzergâhının değiştirilerek yolculuklarına Maraş istikametinden değil Elbistan üzerinden devam etmelerine sebep oldu.26

25 Temmuz 1915 tarihli bir İngiliz raporunda Hınçakların Zeytun’da bir ayaklanma organize ettikleri bilgisi yer aldı. Bu ayaklanmanın Fındıcak’ta çıkarılan ayaklanma olduğu muhtemeldir.27 Aynı şekilde Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Halep Konsolusu Dandini, Dışişleri Bakanı Burián’a 27 Ağustos 1915’te gönderdiği raporunda Antakya, Suveydiye* ve Zeytun taraflarında Ermenilerle Müslümanlar arasında çatışmalar yaşandığını ve Diyarbakır’dan gelen 2000 kişilik bir Ermeni çetesinin bir Çerkez köyünü bastığını bildirdi.28
Musa Dağı İsyanı

Antakya Ermenilerinin sevk edileceği kararı 30 Temmuz’da kendilerine tebliğ edilerek bir hafta içinde yola çıkmaları emredildi. Bunun üzerine Antakya’ya bağlı altı köyden 868 aile yola çıkmayarak Musa Dağı (Cebel-i Musa)’nda toplandılar. Yanlarına bol miktarda erzak, silah ve cephane aldılar. Dağı tahkim edip siperler kazarak isyana hazırlandılar. Ellerindeki imkânları büyük bir disiplin içinde kullanarak Osmanlı ordusuna meydan okudular.29 Bir taraftan da Fransa’nın Mısır Ortaelçisi M. Defrance aracılığıyla Fransa’dan, Kıbrıs’a gönderdikleri delegasyon aracılığıyla da diğer devletlerden askerî ve fikrî destek istediler.30 Ermenilerin Musa Dağı’nda toplandıkları esnada içlerinden bir iki kişinin kayıklarla düşman gemilerine gitmesi bu ayaklanmanın İtilaf Devletleri tarafından organize edilmiş olabileceği izlenimini vermekteydi. Dördüncü Ordu Komutanı Cemal Paşa, Antakya’dan tehcir edilen Ermenilerin Musa Dağı’nda toplanıp isyana karar verdikleri haberini Başkumandanlığa bildirirken bu hususa da dikkat çekmiştir.31

Dağda toplanan silahlı Ermeniler, cephaneleri bitene kadar Osmanlı ordusuna karşı koydular. Sayıları 500032 civarında olan Ermenilerin elinde 150 kadar martini tüfek ile çok sayıda çakmaklı ve av tüfeği vardı. Aralarında beşi Papaz olan Ermenilerden bir kısmı Haçin ve Zeytun’dan gelmişti.33 Çatışmalar 8 Ağustos–10 Eylül arasında devam etti. Çatışmalara katılan Osmanlı askerinin sayısı ve verilen kayıplar konusunda kaynaklar farklı bilgiler vermektedir. Buna göre 150034 veya 350035 asker tarafından kuşatılan Musa Dağı’ndaki çatışmalarda Ermeniler 20 ölü, 16 yaralı verirken Osmanlı askerlerinden 300 ölü, 600 yaralı vardı.36 Bu sayı ABD Halep Konsolosu Jackson’un görüştüğü bir tanığın ifadesine göre 500, Tchobanian tarafından Fransa Dışişleri Bakanı’na ulaştırılan 30 Eylül 1915 tarihli mektuba göre 100037 Osmanlı askerinin öldüğü yönündedir.38

Cemal Paşa Başkumandanlığa gönderdiği raporda, isyan eden Ermenilere karşı Musa Dağı’na 41. Tümen’den iki alay ile bir dağ topçu takımı gönderildiğini, ancak Suveydiye civarına gelen düşman harp gemilerinin bombardımanından dolayı civarda beklediklerini, daha sonra da bölgede hiçbir Ermeniyle karşılaşılmamasından dolayı Ermenilerin geceleyin düşman gemilerine binerek kaçtıklarının anlaşıldığı, olayın sorumlularının yakalanarak cezalarının verilmesi için Fahri Paşa’nın görevlendirildiğini ve Antakya’dan tehcir edilmeyen diğer Ermenilerin tehcirlerinin ivedilikle yapıldığını da bildirdi.39Gerçekten de cephane ve yiyecek sıkıntısı çekmeye başlayan Ermeniler o sırada Akdeniz’i abluka altında tutan İtilaf gemilerine beyaz bayrak sallayarak yardım istemişler, onların yardım istediğini anlayan Fransız Guichen gemisinin kaptanının yardım çağrısıyla İtilaf gemilerinden bir kısmının top atışı ile bir taraftan Türk birlikleri meşgul edilmiş bir taraftan da Ermeniler dağın arka tarafından sandallarla Fransız kruvazörüne taşınmıştı ve bu işlem yaklaşık bir buçuk gün sürmüştü.40

Fransız askeri makamlarının 22 Eylül 1915 tarihinde yayımladıkları tebliğde de Musa Dağı’nda Temmuz sonundan beri ayaklanma hâlinde olan Ermenilerin cephane ve yiyeceklerinin tükenmesinden dolayı dayanma güçlerinin kalmadığı, Fransız kruvazörlerinin buradan 5000 civarında Ermeni’yi alarak Port Said’e taşıdıkları bilgisini verdi.41Halep Konsolosu Dandini, 25 Ekim 1915 tarihli raporunda Cemal Paşa’ya paralel bilgiler vermekteydi. Buna göre Musa Dağı’nda ayaklanan Ermenilerin aileleriyle birlikte İngiliz gemilerine binerek kaçtıklarını, kadın ve çocukların Kıbrıs’a gittiklerini, 6000 civarında erkeğinse İtilaf Devletleri adına savaşmak üzere Çanakkale Boğazı’na gittiğini bildirdi.42
Urfa İsyanı

Ermenilerin tehcir kapsamına alınmasından sonra başka yerlerden birçok komiteci ve asker kaçağı Urfa’ya geldi. Bunlar Van’ın Ermenilerin eline geçtiğini, Rusların birkaç ay içinde Siverek üzerinden Urfa’ya geleceğini anlatarak Ermenileri isyana davet ettiler.43 Urfa’daki Ermenilerin isyana ikna edilmesi zor olmadı.44 Nitekim Meşrutiyet’in ilanından sonra Urfa’da hem Protestan ve Katolik misyonerlerin sayı ve faaliyetlerinin artması hem de Ermeni komitelerinin kurulmasıyla Ermeni milliyetçiliği yükselmiş ve bağımsız devlet kurma çalışmaları hızlanmıştı. Ermeniler bu amaçla Urfa’da kız-erkek tüm gençlere silah kullanmayı öğretip arabacılar aracılığıyla Suriye, Halep ve Antep’te bulunan İtilaf konsolosları, asker firarileri ve aşiretlerden silah temin etmişler ve Bağdat Demiryolu İnşaat Şirketi’nde çalışan Ermeni ustalardan da çok miktarda dinamit, bomba fitilleri, cephane ve mühimmat almışlardı. Öte yandan kendileri Amerikan Yetimler Evi’nde bulunan demircilik imalathanesinde çok miktarda mermi, hatta büyük su borularından top bile imal etmişlerdi.45Ermeniler, sevk emrinin gelmesinden sonra bu emre karşı gelerek şehirde azınlık olmalarına rağmen bazı yerleri istihkâm edip isyan hazırlığına başladılar ve evden eve hatta mahalleler arasında yeraltından tüneller kazarak birbirleriyle bağlantı kurdular.46

İsyan etmek için gerekli donanıma sahip olmaları Ermenilerin isyana meyilli olmasında çok etkili oldu. İkna olan Ermenilerden bir kısmı şehirdeki müstahkem binalarda bir kısmı da Amerikalı misyoner Leslie’nin Yetimler Evi’nde toplandılar. Konuyla ilgili olarak Başkumandanlığı bilgilendiren Cemal Paşa, Urfa’ya takviye birlikler ve bir de topçu takımı gönderdiğini ancak top kullanılması durumunda Amerikan müesseselerinin de zarar görebileceği uyarısında bulunarak durumun Amerikan Büyükelçiliği’ne bildirilmesini istedi.47 İsyan etmeye karar vermiş olan Urfa Ermenileri 29 Eylül 1915 günü devriye gezen jandarma birliklerine ateş etmek suretiyle kararlarını eyleme dönüştürdüler ve devriye gezen jandarmalardan ikisini şehit ettiler, sekizini de yaraladılar. Bununla da yetinmeyerek şehirdeki asker sayısının azlığını fırsat bilip Müslüman mahallelerine saldırdılar. Yabancı devletlerin vatandaşlarıyla yabancı kurumlarda çalışan memurların can ve mallarına zarar vermeye başladılar.48Değişik yaşlarda on Müslüman kadını öldürdüler.49 Urfa’daki isyan üzerine cephelerde görev yapan muharip askerlerin bir kısmı Urfa’ya nakledildi. Buna rağmen Urfa’daki çatışmalar yaklaşık bir ay sürdü ve ancak 21 Ekim’de sonlandırılabildi. Olayların başlangıcından itibaren 20 jandarma şehit edilirken 50’si de yaralandı.50Olaylarda 349 Ermeni ölü geçirildi. Sağ olarak yakalananlar Divan-ı Harbe sevk edildi, sayıları 2000 civarında olan kadın ve çocuklar da güvenlik içinde Musul’a yollandılar.51 Olaylarda çok sayıda Müslüman’ın evinin yandığı belirlendi. Devlet bu durumda olanların evlerinin tamiratı için gerekli olan paranın ödenmesini veya onlara boşalan Ermeni hanelerinden yer verilmesini kararlaştırdı.52Halep Konsolosu Dandini, 25 Ekim 1915 tarihli raporunda Urfa isyanına da değinerek Fahri Paşa kuvvetlerinin Urfa’daki Ermeni isyanını bastırdığını, Amerikan misyonuna sığınan Ermenilerin teslim edilmemesi üzerine buraya açılan ateş sonucunda iki Amerikalının öldürüldüğünü bildirmekteyse de53 bu bilgi başka kaynaklarca doğrulanmamaktadır.

Başkumandanlığın Urfa isyanıyla ilgili olarak yabancı sefaretlere gönderdiği bilgilendirme raporunda da belirtildiği gibi Ermenilerin amacı bir taraftan Osmanlı Devleti’nin yabancı devletlerin mal ve kurumlarına zarar vermesini temin etmek bir taraftan da cephedeki Osmanlı askerlerini kendi üstlerine çekip oyalamaktı.54
Diğer Bölgelerde Çete Faaliyetleri

Ermeni sevkıyatı Ermeni çetelerinin hareketlenip olay çıkarmalarını da beraberinde getirdi. Dâhiliye Nazırı Talat Paşa, Maraş’ta yapılan aramalarda bazı evlerde bomba ve dinamitler bulunduğunu55 ve Halep’e sevk edilen Ermeniler tarafından çete teşkilatlanmalarına başlandığını bildirerek Kilis’te teşkil edilen 24 kişilik bir çetenin Diyarbakır civarına doğru harekete geçtiğinin duyulması sebebiyle Halep ve Adana vilayetleriyle Urfa, Maraş ve Zor mutasarrıflıklarına teyakkuzda olmalarını emretti.56 Ayrıca hükûmet Maraş’ta Ermeni çetelerinin yaptıkları işleri soruşturmak ve inceleme yapmak üzere Emniyet-i Umumiye Müdür Muavini Esat Bey’i görevlendirdi.57 Bu görevlendirmede, Esat Bey’in daha önce Ermeni olaylarıyla ilgilenmiş olması ve Ermenice bilmesi etkili oldu.58

29 Kasım 1915’te Maraş Mutasarrıflığı tarafından hazırlanıp başkentteki yetkili birimlere gönderilen raporda, Ermenilerin hangi köylerde kaç kişiyi yaralayıp öldürdükleri ve mallarına verdikleri zararın boyutları ayrıntılı olarak yer aldı. Buna göre Maraş merkezinde 12 Müslüman öldürüldü, ikisi yaralandı. Dört Müslüman’ın da evi yakıldı. Fatmalı Köyü’den bir kişi, Hartlap Köyü’nde üç, Öksek Köyü’nde dört, Afşarlı Köyü’nde üç, Kümperli Köyü’nde bir, Musalar Obası’nda bir ve Hacı Köseler? Çiftliği’nde iki olmak üzere toplam 27 Müslüman öldürüldü, 16 kişi yaralandı. Ermeni baskınlarında 51 ev yakılırken 33 kişinin eşyası yağmalanıp gasp edildi.
  1   2   3


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©www.azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə