Zeytin hakkinda genel biLGİler




Yüklə 1.66 Mb.
səhifə1/22
tarix22.04.2016
ölçüsü1.66 Mb.
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   22
BÖLÜM 1



ZEYTİN HAKKINDA GENEL BİLGİLER




1.1. GİRİŞ

Günümüzde meyvelerinin büyük bir çoğunluğunu yağa, daha az miktarını da salamura yeşil ve siyah zeytine işleyerek değerlendirdiğimiz kültüre alınmış zeytin ağacı, botanik sistematiği içinde Oleaeceae familyasının Olea cinsinin Olea Europeae türünün Olea Europeae Sativa alt türünü oluşturmaktadır. Ancak Olea cinsinin tropik ve subtropik ilkin koşullarında yetişen 20 kadar değişik türü saptanmıştır. Tipik bir Akdeniz bitkisi olarak tanınan zeytin ağacının kültüre alınmamış alt türü ise, Olea Europeae Oleaster olarak bilinmektedir.

Araştırıcılar zeytinin anavatanının Anadolu’da Hatay’ı içine alan bölge olduğu ve buradan günümüzde yetişebildiği tüm yörelere dağıldığı konusunda görüş birliği içindedir. Nitekim İtalyan bilim adamı Acerba,”Zeytinin Akdeniz’deki Zafer Yürüyüşü” adlı eserinde, Güneydoğu Bölgemizden batı Anadolu’ya, buradan da Ege adalarına, Yunanistan’a, İspanya’ya ve Kuzey Afrika’ya yayıldığını belirtmiştir.

Günümüze değin sürdürülmüş olan arkeolojik araştırma verilerine dayandırılan bir görüşe göre, zeytinin M.Ö. 16. yy’da Fenikeliler tarafından Akdeniz’deki kendilerine yakın adalara götürüldüğü ve yine M.Ö. 8. ve 9. yy’larda Kartaca, Libya ve Yunanistan’a yayıldığı savlanmaktadır. Buna karşın diğer bir görüşe göre ise, ilk kez eski Yunanlılar zeytini Anadolu’nun Ege kıyılarından alarak, Yunanistan’a götürmüşler ve daha sonra da Avrupa’nın tüm güney ülkelerine tanıtmışlardır. Gerçekten günümüzde M.Ö. 35500 yıllarında Girit Adasında yetiştirildiğine dair kanıtlara rastlanmaktadır.

Eldeki bulgulara ve uzmanların görüşlerine göre, zeytinin anavatanından günümüzdeki bölgelerine dağılışının birkaç farklı koldan gerçekleştiği sanılmaktadır. Bu kollardan ilkinde güneydoğu Anadolu’dan batı Anadolu’ya gelen zeytin, Ege adaları yolu ile Yunanistan, İtalya, Fransa ver İspanya’ya kadar ulaşmıştır. Ayrıca İtalya’dan Sicilya yolu ile kuzey Afrika’ya sıçrayan zeytin, diğer bir yayılış kolu olarak, anavatanından çıktıktan sonra Suriye ve Mısır hattını izlemiş ve Sicilya’dan gelen kolla birleşerek Fas’a kadar uzanmış ve böylece Akdeniz kıyılarındaki yayılışını tamamlamıştır. Bu arada yine güneydoğu Anadolu’dan başlayan diğer yol ise, Irak ve İran üzerinden Afganistan ve Pakistan’a kadar uzanmıştır. Son olarak 16. yy’da İspanyollar tarafından kuzey ve güney Amerika’ya götürülen zeytin, tüm Dünyadaki yayılışını tamamlamıştır.

Tarım Köyişleri Bakanlığı, Bornova Zeytincilik Enstitüsünce gerçekleştirilen bir çalışmaya göre, günümüz dünyasında toplam 14 ülkede ve yaklaşık 8 milyon hektarlık bir araziye yayılmış 800 milyon civarında zeytin ağacı bulunmakta ve bunun % 97 si Akdeniz ülkelerinde yer almaktadır.

Kültüre alınmış ve alınmamış alt türler arasında bir fark olmadığından, Olea Europeae türü olarak bilinen zeytin ağacının Dünya üzerindeki doğal yayılışı, 30 – 45 enlem dereceleri arasında yer almış olup, kışları yumuşak ve yağışlı, yazları kurak, baharları ise kısmen serin ve yağışlı olan iklim kuşaklarının hâkim olduğu bölgelerde yer almıştır. Bunlara ek olarak zeytin ağacının iklim istekleri arasında yıllık ortalama sıcaklığın 16 – 21 oC ve yıllık toplam yağış miktarının 500 – 1200 mm arasında değişmesi, güneşleme süresinin en az 5000 saat olması yanında, yeteri kadar bir soğuklama süresi geçirmesi gerektiği de ayrıca bilinmektedir. Ancak deniz ikliminin hâkim olduğu yörelerde fazlaca sahilden uzaklaşmamak, fakat denizden yüksekliği 400 metreyi aşmamak kaydı ile, bahar aylarında sıcaklığın - 7 oC’ye kadar düşmesi ve yaz aylarında 40 oC’ye kadar yükselmesi önemli bir sakınca oluşturmamaktadır. Buna koşut olarak da, Akdeniz’in güneyinde yer alan kuzey Afrika ülkelerinde, yıllık yağış toplamının 150 mm nin altına düşmesi ve yaz aylarında sıcaklığın 40 oC’nin üzerine yükseldiği koşullarda, zeytin tarımında ciddi sıkıntıların yaşanmasına neden olmaktadır.

Botanik açıdan ölümsüz olarak kabul edilen ve genellikle killi-kumlu toprakları isteyen zeytin ağacı, dikildikten 5–6 yıl sonra meyve vermeye başlarsa da, ekonomik verime 10. Yıldan sonra ulaşmaktadır. Hatta kurak ve yağışsız bölgelerde bu süre yirmi yıla kadar uzayabilmektedir. En önemli karakteristiği periyodizite göstererek var ve yok yılları yaşayan zeytin ağacının ömrü 100 yıldan fazla ise de, 50 yaşına kadar ekonomik verimlilik gösterebilmekte ve bu süreden sonra zeytin plantasyonunun gençleştirilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte zeytin ağacının yaşam ve verim seyri, 1–7. yılları arası gençlik dönemi, 8–40. yılları arası veriminin arttığı dönem ve 41–100 hatta 150. yılları arası veriminin azaldığı dönem olarak kabul edilmektedir. Ayrıca pratik bir yaklaşımla ve iklim ve bakım koşullarına bağlı olarak bir zeytin ağacı için 500 yıla kadar bir ömür biçilebilmektedir.

Kendi halinde yetişen bir zeytin ağacının taç yapısı pratik olarak çalı tipinde olup, güneş ışınlarının taç sistemine girmesini engelleyen şekle sahiptir. Doğal ortam koşullarında yetiştiğinde, boyu 15 m ye kadar yükselen zeytin ağacı, meyveye geç yatması ve bu yüksekliğin hasatta sorun yaratması nedeniyle, üzerinde ıslah çalışmaları yapılmış ve boyu en fazla 3–5 m yükseklikte olan ve 3–4. yaşta meyveye yatan daha verimli bodur tipleri geliştirilmiştir. Günümüzün tüm zeytinci ülkelerinde yeni plantasyonların oluşturulmasında, ağırlıklı olarak bu yeni çeşitlerden yararlanılmakta ve bu plantasyonlarda ağaçlar arasında 5–7 m dikim mesafesi bırakılmaktadır.

1.2. Zeytine Ait Botanik Bilgiler

Yetişkin bir zeytin ağacının kökleri, topraktaki hava kapasitesinin yüksek olması koşulu ile 6 metrelik toprak derinliğine kadar inebilirse de, asıl kök sistemi 10–80 cm derinlikte toplanmakta ve 30–50 yaşındaki yetişkin bir ağacın kökleri, yaklaşık 200 m2 lik bir alana yayılmaktadır. Bu nedenle gerektiğinde bulunduğu arazinin derin suyundan da yararlanabilmektedir. Ancak yüksek bir verim alınabilmesi yönünden, zeytinliklerin özellikle dane bağlama döneminde birkaç kez sulanması gerekmektedir. Aslında zeytin ağacının karakteristiği olan var ve yok yılları arasında görülen verim farklılığını en aza düşürmek için, sulama yanında mücadele, gübreleme, dip sürme ve budama gibi diğer teknik tarım hizmetlerine de sürekli bir şekilde özen gösterilmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak, zeytin ağacının değinilen tüm bu iklim istekleri oldukça dar ve özgün limitler arasında yer almasına karşın, doğal olarak Akdeniz İklim Kuşağında söz konusu isteklerini kolaylıkla bulabilmesi nedeniyle, günümüzde birinci derecede Akdeniz kıyılarında yer alan ülkeler ile, benzeri mikro klimaya sahip olan diğer kimi ülkelerin de oldukça dar alan oluşturan bölge ve yörelerinde yayılışını tamamlamıştır. Böylece Akdeniz uygarlığının sembolü haline gelen zeytin, yayıldığı yörelerdeki çeşitli medeniyetlerin kuruluşunda büyük bir etken olduğu gibi, buralarda yaşayan insanların da değerli ve saygın bir gıda maddesi olmuştur. Bunun yanında zeytinyağı, aydınlatmada kandil yakıtı, makyajda güzellik iksiri olarak kullanıldığı gibi, ayrıca yaygın bir ticarete konu olması nedeniyle de, bu ülkelerde güvenli ve önemli bir gelir kaynağı olmuştur.

Zeytin ağacının yaprakları ince uzun formda olup, bir yaprağın ömrü 2–3 yıl arasında değişmektedir. Üst yüzeyleri yeşil, alt yüzeyleri ise, gri-beyaz renkte olan yapraklar bu süre sonunda döküldüklerinden, yerine yeni yapraklar gelmekte ve bu yenilenme genellikle bahar aylarında olmaktadır. Ancak su ihtiyacının yeterli bir şekilde karşılanamadığı yağışsız dönemlerde, ağaçlardaki yaprakların ömrü 1.5 yıla düşmektedir. Ayrıca yapraklarda halkalı leke denilen mantar hastalığının oluşması halinde ise, dökülme bir yıl içinde gerçekleşmektedir. Bunun yanında yapraklarda solunumu sağlayan stoğmaların miktarı, yaprakların katikül tabakası ile kaplı üst yüzeyinde çok az bulunurken, tüylü olan alt yüzeylerde daha fazla bulunmakta ve böylece ağaçların günlük su kaybı, çevresel nem koşullarına göre bu tüyler tarafından düzenlenmektedir.

Zeytin ağaçlarında çiçeklenmeye yönelik tomurcuk oluşumu, tam çiçeklenmeden 8 ay önce başlamakta ve oluşan tomurcukların bir kısmı aynı yıl çiçek açarken, geri kalanı uyku durumunda kalarak, ertesi yıl çiçek açabilmektedir. Ancak bir zeytin ağacındaki uykuda kalanlarla çiçek veren tomurcukların oranları tam olarak bilinemediği gibi, nedenleri de kesin bir şekilde açıklanamamaktadır. Bununla birlikte zeytin ağacı özellikle çiçek açma ve meyve bağlama dönemlerinde iç ve dış koşullara karşı çok duyarlı olduğundan, bu dönemdeki su ve gıda yetersizliğinin bu konuda etkili olduğu kabul edilmektedir. Zeytin ağacında çiçekler, sıcaktan etkilenmemek için genellikle geceleri açmakta ve bir ağaçtaki çiçeklenme dönemi, 25-30 gün kadar sürmektedir. Diğer taraftan bir ağaçta açan 100 çiçekten 2–3 adedi meyveye dönerse ağacın verimi ortaya yakın verimli, 4–5 adedi meyveye dönerse, oldukça verimli ve 6–10 adedi meyveye dönerse, ağaç dalları destek gerektirecek derecede verimli olarak kabul edilmektedir.




Şekil 1.1. Çiçek açmış (a) ve dane bağlamış (b) zeytin dallarının görünüşü,

(Thieme 1956 ve Baltes 1975).



Zeytinin tam çiçeklenmesi Mayıs ayında gerçekleşmekte ve beyaz renkli çiçekleri açtığında, Şekil 1.1. a’da görüldüğü gibi, sık görünüşte bir salkım oluşturmaktadır. Ancak çiçeklenme döneminde topraktaki suyun ve azotun yetersizliği, sıcak rüzgârların esmesi ve sık yağış olması gibi olumsuz koşullar, aslında oldukça duyarlı olan çiçeklerin kısa sürede dökülmesine ve kurumasına neden olmaktadır.

Zeytin çiçeklerinden her birinde ikişer adet yumurta yer almakta ve bunlardan sadece birisi meyve oluşumunu sağlayacak şekilde döllenmeye açık olduğundan, her meyvede bir tek çekirdek oluşmaktadır. Otogam özelliğe sahip olması nedeniyle, aslında çiçekler kendi kendini dölleyebilmektedir. Ancak kimi çeşitlerde bu tip döllenme yeterli olmadığından, çiçeklerin dışardan rüzgâr ve böcekler tarafından taşınan tozlarla döllenmesi, ağacı daha verimli kılmaktadır. Bu nedenle ve döllenmeyi artırmak için, zeytinliklerde çiçeklerin döllenmesini sağlayan hâkim rüzgârların estiği yönlerinde birkaç adet yabancı zeytin çeşitlerinin bulundurulması, verimi artırmak yönünden tavsiye edilmektedir.

Zeytin ağacının üzerinde yaprak ve çiçeklerin yer aldığı ve kavisli bir görünüşe sahip olan dalcıklarına filiz denilmektedir. Bunlardan uzunluğu 10 cm ye kadar olanlar, zayıf filizler sayılıp pek ender olarak meyve vermektedir. Buna karşın boyları 25 cm ye kadar olanlar ise, orta kuvvette filizler olarak tanınmakta ve iyi meyve vermektedir. Genel bir kanı olarak ağaçtaki filizlerin yüksek verimli ve kuvvetli olması için, boylarının en az 30 cm olması gerekmektedir. Bu nedenle üreticiler uygulamada, ağaçlardaki filizlerinin boylarına bakarak, o yıl beklenen verim hakkında tahminde bulunmaya çalışmaktadır.

Zeytinin taş çekirdekli meyveleri, küreselden yumurta şekline değin değişen bir forma sahiptir. Çekirdeklerin meyveler içinde gelişmesi Haziran ayında başlayıp, Eylül ayında tamamlanırsa da, tam bir fizyolojik olgunluğa ulaşması, Ocak-Şubat aylarına kadar uzayabilmektedir. Bunun yanında çeşide bağlı olarak zeytin meyvelerinin ağırlığı, 2–12 g gibi geniş sınırlar arasında değişirse de, genellikle 3–4 g arasında değişen bir ağırlığa sahiptir.

Zeytin meyvelerinin rengi başlangıçta yeşildir. Fakat daha sonra olgunlaşma sürecinin başlaması ve çeşide göre değişmek kaydı ile meyvenin rengi sar-yeşilden başlayarak, kahverengine, kızıl-menekşe rengine ve giderek siyaha kadar değişen bir dönüşüm göstermektedir. Bir zeytin meyvesini oluşturan başlıca kısımların oranları çeşide göre değişmekle birlikte, zeytin meyvesinin biyolojik yapısı ve meyveyi oluşturan başlıca kısımların oranları, Şekil 1.2’de verilen meyve kesitindeki gibi saptanmıştır.




Şekil 1.2. Zeytin meyvesinin biyolojik yönden yapısı ve başlıca kısımlarının

oranları, (FAO 1984).


  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   22


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©www.azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə