Patojen” fungus, bakteri, virus, viroid, mikoplazma,riketsia, çiçekli parazit bitkiler Cansızsa “fizyojen




Yüklə 67.63 Kb.
tarix22.04.2016
ölçüsü67.63 Kb.
Bitki Koruma

Kültür bitkileri ve onlardan elde edilen tarımsal ürünleri hastalık ve zararlılardan korumak, tedavi etmek ya da bunlardan doğacak zararı en aza indirmek için alınan tüm teknik, ekonomik ve yasal önlemlere bitki koruma denir. Bitki koruma 2 dalda incelenir:



  1. Entomoloji: Böcek bilimidir. Tarımsal ürünlerde zarar yapan böcekleri inceler

  2. Fitopatoloji: Bitki hastalıkları ile ilgilenen bilim dalıdır.

Fitopatoloji


Bitki hastalıkları ile ilgilenen bilim dalıdır. Bitkilerde hastalığa neden olan canlı ve cansız faktörleri, hastalıkların oluşumunu, hastalık etmenleriyle hasta bitkiler arasındaki ilişkileri, bitkileri hastalık etmenlerinden koruma yolları ile bitki hastalıklarının tedavi yöntemlerini araştırır.

Fitopatoloji genel olarak



  • Mikoloji: Fungusları inceleyen bilim dalı

  • Bakteriyoloji: bakterileri inceleyen bilim dalı

  • Viroloji: Virusleri inceleyen bilim dalı

  • Herboloji: Yabancı otları inceleyen bilim dalı

Olarak 4 başlıkta incelenir.

Hastalanmanın başlıca 3 öğesi vardır. Bunlar:



  1. Hastalığı oluşturan canlı(biyotik) veya cansız(abiyotik) etkenler.

Canlıysa “patojen fungus, bakteri, virus, viroid, mikoplazma,riketsia, çiçekli parazit bitkiler

Cansızsa “fizyojen anormal iklim koşulları, anormal toprak koşulları, kültürel hatalar, çevre kirliliği



  1. Konukçu bitkinin fizyolojik yapısı,

  2. Çevre koşulları.

Mikroorganizmalar biyolojik denge kurma açısından değişik ortaklıklara girerler. 3 tanesi bizim için önem taşır: Simbiyosis, Sinerjisizm ve Antagonizm.


A. SİMBİYOSİS: Ortak bir yaşam kurmuş iki mikroorganizmadan her birinin diğerine bağlı olması ve her ikisinin de bu birliktelikten yarar sağlaması olayıdır. Bu ortaklığa katılan organizmalardan her birine “Simbiyont” denir. Örneğin baklagil kökleri ile nodozite bakterilerinin arasındaki ilişki gibi.

Doğada bazen tek yanlı yardım da söz konusu olabilir. Topraktaki aerobik mikroorganizmaların, toprak atmosferindeki serbest oksijeni tüketerek, oksijen istemeyen anaerob organizmaların yaşaması için uygun ortam yaratması gibi. Bu şekilde tek yanlı yarara dayanan (diğeri bundan ne yarar, ne de zarar görüyorsa) ilişkiye Kommensalizm denir.


B. SİNERJİSİZM: İki ve ya daha fazla sayıdaki mikroorganizmanın beraber bulunduklarındaki etkileri bazen bunların tek başına bulunduklarındaki etkilerinden daha fazladır. Yani birbirlerini desteklemekte ve güçlü bir birlik oluşturmaktadır.

Patates viruslarının, bir arada bulunduklarında tek başlarına olduğundan çok daha kuvvetli hastalanma meydana getirdiği bir gerçektir.



C. ANTAGONİZM: Doğada en çok rastlanan ve bizi en çok ilgilendiren ilişki biçimidir. Burada bir canlı diğerine doğrudan ya da dolaylı olarak zarar verir, gelişmesini, çoğalmasını olumsuz etkiler ve yaşamını sınırlandırır ya da ortadan kaldırır. Antagonistik ilişki 4 şekilde ortaya çıkar.



  1. Zararlı maddeler oluşturulması: Bazı mikroorganizmalar diğerlerinin gelişmesine zarar verecek özel maddeler oluştururlar. Bunlar çeşitli antibiotikler, alkol ya da kinon gibi maddeler olup toprak toksinlei olarak bilinir.

  2. Besin için rekabet: Mikroorganizmalar çevrelerindeki kullanılabilir besin maddeleri için sürekli rekabet halindedir. Bu rekabet bazen aynı iki canlı grup arasında, bazen de farklı gruplar arasında görülebilir.

  3. Ortam koşullarının değiştirilmesi: Mikroorganizmalar gelişmeleri sırasında bulundukları ortamın ozmotik basıncını ve pH sını değiştirebilir. Bilindiği gibi bir çok mikroorganizmalar metabolizma artığı olarak organik veya inorganik asitler açığa çıkarırlar. Bunlarda belli bir süre sonra ortamın PH sını olumsuz yönde değiştirirler.

  4. Organizmalar arası parazitizm: Bazı organizmalar başka bir organizmanın üzerinde veya içinde parazit olarak yaşar, yani ondan beslenir.Şu halde parazitizm, bir mikroorganizmanın yaşamak için bir başka organizmaya saldırıp, ondan beslenmesidir.

Parazitizm konukçu bitki ve patojen dikkate alındığında çoğunlukla bitkinin zararına işler. Parazit ondan tek yanlı beslenir. Bazen beslenmekle kalmaz bitki dokusu içine zararlı bileşiklerde salgılar. Konukçu bitki bundan çeşitli biçimlerde zarar görür. Respirasyon hızlanır, hücrede dağılma, çökme, turgor kaybı, klorofil elemanlarının dejenerasyonu, hücrelerde hypo ya da hypertrophy meydana gelir.
1. Obligat parazit: Yaşamaları ve çoğalmaları için canlı hücrelere ihtiyaç duyan organizmalardır. Bütün viruslar, Pas, Mildiyö, Külleme, Rastık etmenleri böyledir.
Parazitlerin bazıları ise yaşamlarının bir bölümünde canlı, kalan kısmında ise ölü doku ve hücrelerde yaşarlar. Bitkilerde hastalık yapan mikroorganizmaların büyük kısmı böyledir.

2. Fakültatif parazit: Normal olarak saprofit olup koşullar uygun olduğunda parazit konuma geçen mikroorganizmalara fakültatif parazit denir. (saprofitparazit). Fungusların çoğu.

3. Fakültatif saprofit: Başlangıçta parazit oldukları halde koşulların zorlamasıyla saprofit hale geçen mikroorganizmalardır. (parazitsaprofit).

4. Saprofit: bu mikroorganizmalar ölü organizma artıklarında ya da organik maddeler üzerinde yaşar ve beslenirler. Çürümekte olan organik artıklarda bulundukları için bunlara çürükçül de denilmektedir.

Bulaşıcı (Enfeksiyöz) Hastalıkların Dönemleri

  • Inokulasyon (Bulaşma): patojen mikroorganizmanın konukçu ile teması.

  • Penetrasyon: Hastalık etmenin konukçu bitki dokusu içine girmesidir.

  • Enfeksiyon: Hastalanmayı ifade eder.

  • Inkubasyon: enfeksiyondan ilk hastalık belirtilerinin görüldüğü zamana kadar geçen süreyi ifade eder.

  • Sporulasyon:patojenin hastalık belirtilerinin etrafında generatif organlarını (sporlar, spor taşıyıcıları, spor evleri) oluşturmasıdır.



Sterilizasyon: Bir materyalin üzerinde veya içinde bulunan bütün organizmalardan arındırılma işlemidir.

Isı ile sterilizasyon: *buharla: otoklavda

*kuru: alevde veya pastör fırınlarda



Dezenfeksiyon: Hastalık yapan organizmaların kimyasal maddeler kullanılarak yok edilmesidir.

Pastorizasyon: Materyal üzerinde bulunan mikroorganizmaların önemli bir kısmını belli bir süre elemine etme işlemidir.

Tyndalizasyon (kademeli sterilizasyon): Fazla ısı altında bozulabilen maddelerin sterilizasyonunda kullanılır.

Filtrasyon: Filtre adı verilen ailetlerin kullanımı ile mikroorganizmalardan arındırılma işlemidir. Isıya dayanıklı olmayan maddelerin sterilizasyonunda kullanılır.
Funguslarda Somatik Yapı
Fungusların somatik yapılarına (vücut hücrelerine) “thallus” denir. Yüksek funguslarda somatik yapı “hif” adı verilen ipliksi yapılardan meydana gelir. Hiflerin ortam yüzeyinde gelişerek oluşturduğu hif topluluğununa ise “miselyum” adı verilir. Funguslarda hifler bölmeli veya bölmesiz olabilir. Bölmeli hiflerdeki bölmeye “septum” adı verilir ve her bir bölme arası bir fungus hücresidir.
Funguslarda Görülen Somatik Yapılar
Haustorium: Parazit bir fungusun konukçu dokusu içinde oluşturduğu beslenme organıdır. Pas, külleme ve mildiyölerde görülür.

Appressorium: Genellikle parazit funguslarda görülen, fungusun konukçu dokusuna tutunmasını ve penetrasyonunu sağlayan şişkince yapıdır.

Rhizomorpf : Birbirine az çok paralel hiflerin çok sıkı bir şekilde adeta yapışırcasına bir ararya gelerek oluşturduğu halat benzeri yapılardır.

Scleroti: Fungus hiflerinin çok sıkı bir şekilde bir araya gelerek oluşturduğu, kötü şartlara dayanıklı, şartlar iyileştiğinde tekrar çimlenebilen yapılardır.

Phialide: Fungus sporlarının içinde olgunlaşarak çıktığı, misellerden farklılaşmış, şişe şeklindeki yapılardır. Penicillium spp.’ de görülür.

Sorus: Genellikle pas funguslarında görülen, içinde sporların oluştuğu ve olgunlaşmayla bitki dokusunu parçalayıp açığa çıkan yapılardır.

Stroma: Üzerinde veya içinde furiktifikasyon yapılarının meydana geldiği somatik yapıdır.

Sporophore: Ucunda spor taşıyan fungus thallusuna denir.

Sporangiophore: bölmesiz misel yapısına sahip funguslarda spor taşıyıcısının üzerinde bir kesecik bulunur. Bu keseye ‘sporangium’ adı verilir. Sporangiumu taşıyan sporophora sporangiophore denir. Bu kesenin içinde oluşan sporlara da ‘sporangiospor’ denir.

Conidi-Conidium: Bölmeli miselyuma sahip funguslarda spor taşıyıcısının ucunda serbest olarak oluşan ve etrafa yayılan sporlardır. Bir zar veya kese içermez. Conidium taşıyan yapılara ‘conidiophore’ adı verilir.



Bölmesiz konidi



Bölmeli konidi


Bölmesiz miselyum



Bölmeli miselyum

Bakteri: Gerçek bir hücre çekirdeği içermeyen, genetik materyali hücre içerisinde dağınık halde bulunan, hücrelerin yaşına ve bulunduğu ortama bağlı olarak farklı büyüklüklerde olan bölünerek çoğalan canlılardır. Fitopatojen bakteriler asit ortama duyarlıdır. En iyi geliştikleri pH:7.0-8.0 arasındadır. Bitki patojeni bakterilerin çoğu aerobtur.
Ana bakteriyel hastalık belirtileri:

  • Bakteriyel yaprak lekeleri ve yanıklıklar

  • Bakteriyel kanserler

  • Bakteriyel solgunluklar

  • Bakteriyel yumuşak çürüklükler

  • Bakteriyel urlar ve aşırı gelişmeler

Temel belirti hastalığın erken dönemlerinde sulumsu görünüş ve bakteriyel akıntı


Hastalıklı Bitkilerde Ortaya Çıkan Belirtiler
Biyotik ya da abiyotik nedenlerle hastalanmanın bir sonucu olarak önce hücre ve doku düzeyinde daha sonra organ düzeyinde hastalık belirtileri yani simptomlar ortaya çıkar. Bu belirtiler başlangıçta hücre düzeyindeyken makroskobik olarak (gözle görülebilir) fark edilmediği halde doku ve organ düzeyindeki değişimler gözle kolayca fark edilebilir. Hücre ve doku düzeyindeki değişimlerin yanında hastalıklı bitkide fizyolojik değişikliklerde görülmektedir.

Hastalıklı Bitkilerde Görülen Simptomlar

1) Doku ve Organlarda Ölümler (nekrozis)

2) Renk Değişiklikleri (kloroz)


  1. Şekil Bozuklukları (deformasyonlar)


Doku ve Organlarda Ölümler (Nekrozis)

Ölmüş dokuya “nekrotik” ya da “nekroze olmuş” doku denir. Bitkide siyahlaşma veya kahverengileşme şeklinde görülür. Nedeni, patojenin salgıladığı enzimler ve toksinlerle hücre yapısını bozmasıdır. Çimlenme ve fide döneminde ve gelişme döneminde olmak üzere iki farklı şekilde görülür.



  1. Çimlenme ve Fide Döneminde Nekrozis: çimlenmenin başlangıcında patojenin enfeksiyonu sonucu fide toprak yüzeyine çıkamadan ölür ya da çıkış sonrasında fidelerin kök boğazında incelme, nekrotik lekeler, yan köklerde kahverengileşme şeklide görülür.

  2. Gelişme Döneminde Nekrozis:

2.1. Lokal Lekeler: Toprak üstü organlarda yaprak, gövde, çiçek ve meyvelerde hemen hemen her hastalık için değişen şekil, irilik ve renkte oluşan lekelerdir. Paraziter etmenlerden funguslar çoğunlukla yuvarlak, bakteriler sulu ve yağlı şekilde köşeli veya yuvarlak, virusler ise mozaik ve halkalı lekelere neden olurlar.

2.2. Yanıklık: Özellikle yaprak, çiçek ve genç sürgünlerde sık rastlanan, kısa sürede hızla ilerleyip büyüyen ve lokal lekelerden farklı olarak sınırları belli olmayan nekroza yanıklık denir. Patojenlerin neden olduğu yanıklıklar genel olarak fungal veya bakteriyel kökenlidir.

2.3. Yaralar: Abiyotik ve biyotik nedenlerden dolayı özellikle gövde, dal ve sürgünlerin kabuk tabakalarında ortaya çıkan çöküntü, ezilme, yarılma, parçalanma şeklinde meydana gelen ölü alanlardır.

2.4.Çürüklükler: Taze sebze ve meyvelerde çoğu zaman olgunluğa yakın yada olgunlaşma zamanında bahçede başlayıp depoda devam eden parankimatik doku bozulmalarıdır. 3 farklı şekilde ortaya çıkar:

2.4.1. Yumuşak ve Sulu Çürüklükler

2.4.2. Kuru Çürüklükler

2.4.3. Kök (odun) Çürüklükleri



2.5. Solgunluk: Bitkide turgor basıncının düşmesi veya herhangi bir nedenle hücre ve dokulara yeteri kadar suyun gidememesi sonucunda bitkinin solması ve pörsümesidir. 2 şekilde ortaya çıkar:

2.5.1. Geçici Solgunluk: Fizyolojik nedenlerden kaynaklanır. Koşullar normale döndüğünde bitki tekrar eski haline dönebilir.

2.5.2. Sürekli Solgunluk: Patojenlerin istilası sonucu bitki su iletimindeki aksamalar sonucunda ortaya çıkar. Bu hastalıklara “vasküler solgunluk hastalıkları” denir. Bu şekilde meydana gelen solgunlukların geriye dönüşü yoktur.
Renk Değişiklikleri

Bitkilerde normal olarak yeşil olması gereken toprak üstü kısmının bazı abiyotik ve biyotik faktörlerin etkisiyle sararması, beyazlaşması veya kızarması şeklinde ortaya çıkan belirti tipidir. Bitkiye yeşil rengi veren klorofilin tamamen ortadan kalkmasıyla beyazlaşma, klorofil oluşumunda ortaya çıkan gerileme veya klorofilin zarar görmesiyle sararma, dokuda antosiyan birikmesiyle kızarmaya ortaya çıkar. En sık rastlanan renk değişikliği sararma (kloroz)dır. Klorozun nedeni bitkinin topraktan yeteri kadar su ve mineral madde alamaması, demir noksanlığı, bacalardan çıkan kükürtdioksit (SO2) gazı gibi abiyotik nedenler olabildiği gibi, bazı viral ve fungal etmenler de olabilir.


Şekil Bozuklukları( Deformasyonlar)

Kültür bitkilerinin hücre, doku ve organlarında ortaya çıkan,normalin üzerinde veya altında gelişme ve çoğalma şekil bozukluklarına neden olur. Nedenleri bakteri, fungus, virus gibi çeşitli patojenlerin yanı sıra nematodlar, böcekler ve hormon bileşikli herbisitler de olabilir. Tümör oluşumu ve biçimsiz oluşumlar olarak ikiye ayrılabilir:



  1. Tümör (ur) Oluşumu: Bitkinin çeşitli kısımlarında oluşan tümör, gal veya ur oluşumu aşırı bölünmenin ürünleridir. Bu oluşumlar kök, gövde, dal, sürgün, tomurcuk, yaprak, çiçek, meyve gibi bitkinin hemen her yerinde oluşabilir. Urlar genellikle bitkinin kök boğazında oluşur. Ur oluşumuna neden olan en yaygın rastlanan ve çok konukçulu patojen Agrobacterium tumefaciens’ tir.

    1. Biçimsiz Oluşumlar(deformasyon, çalılaşma, azmalar): Canlı veya cansız etmenlerden kaynaklanabilir. Hormon karekterli herbisitler(yabancı ot öldürücüler), toprakta zararlı kimyasalların bulunması,genetik bozukluklar, toprak ve çevre koşullarındaki ani değişiklikler cansız etkenler arasında sayılabilir. Biyotik(canlı) etmenler olarak ise bakteriler, virusler, viroidler, fitoplazmalar, spiroplazmalar, nematodlar, böcekler sayılabilir. Biyotik faktörlerden en fazla karşılaşılan viral etmenlerdir.

BİTKİ PATOJENİ VİRUSLER
Bakteri filtrelerinden geçebilen, invitro koşullarda geliştirilemeyen, funguslar gibi misel, spor vb yapılar oluşturmayan, çok küçük, obligat parazit organizmalardır. Işık mikroskobunda görülmezler, elektron mikroskobu ile gözlenebilirler. Yaşamlarını sürdürebilmek için canlı bir hücreye ihtiyaç duyarlar ve girdikleri hücrenin tüm faaliyetlerine komuta ederek bunları çoğalma amacıyla kullanırlar.

Virus tek tip nükleik asit (RNA veya DNA) ve bunu çevreleyen bir protein kılıftan oluşur. Bitki patojeni viruslerin büyük çoğunluğu RNA içerir.

Virusler konukçularına doğrudan giremez. Doğal açıklık, yaralar veya böcek beslenmesi sonucu hücreye giriş yaparlar.

Dünyada virus olarak tespit edilen ilk patojen Tütün Mozaik Virusü (TMV) dür.


Bitkide Oluşturduğu Simptomlar( Belirtiler)
Genel olarak Makroskobik (Gözle görülebilen) ve Mikroskobik (Gözle Görülemeyen) belirtiler olarak 2’ ye ayrılır.


  1. Makroskobik Simptomlar:

Virus çalışmalarında ilk dikkat çeken simptomlardır. Viruslerin adlandırılması bunlara atfen yapılır. Ör: TMV Tütün Mozaik Virusü.

Meydana gelen makroskobik simptomlar şunlardır: Mozaik, halkalı lekeler, renk açılması, sararma, renk kırılması, damarlar boyunca renk açılması, şiddetli bodurluk, iplik şeklinde yapraklılık, aşırı sürgün oluşumu, çiçek ve yaprak ayasının daralması, nekrotik lekeler, aşırı kılcal kök oluşumu.




  1. Mikroskobik Simptomlar:

Virus hastalıklarında ışık ve elektron mikroskobuyla gözlenen belirtilerdir.bunlar:

    • Hücre Turgorunun Bozulması: virusün faaliyet gösterdiği hücrelerde besin giriş çıkışının bozulması sonucu hücrenin turgoru değişir.

    • Nişasta Birikimi: virus bitki metabolizmasını kendi lehine kullandığında bitki tarafından kullanılacak karbonhidratlar kullanılamaz ve hücrede birikir.

    • Mantarlaşma: virus aktivitesinin yoğun olduğu bölgelerde hücrenin normal işleyişinin bozulması sonucu, hücrenin canlılığını kaybederek yığınlar oluşturmasıyla meydana gelen yapılardır.

    • Tyllosis: Virusün iletim demetlerindeki faaliyeti sonucu parankimatik dokularda meydana gelen çıkıntılardır. Bu çıkıntılar iletim demetlerini tıkayarak bitkinin üst aksamlarına su ve besin maddesi hareketini engeller. Bu yapılar bitki tarafından virusün bitkinin üst aksamına çıkmasını engellemek için bir savunma mekanizması olarak üretilirler.

    • Inclusion Body: Virus partiküllerinin hücre içi yapılarla bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkan, çoğunlukla kristal yapısında oluşumlardır. Sadece virus enfeksiyonlarına özgü yapılar olup ışık mikroskobu ile görüntülenebilirler.



Viruslerin Taşınma Yolları





  1. Mekanik taşınma

  2. Tohumla taşınma

  3. Vejetatif taşınma

  4. Topraktan taşınma

  5. Parazit bitkilkerle taşınma

  6. Böceklerle taşınma



Viruslerin Teşhis Yöntemleri





  1. Biyolojik indeksleme

  2. Fiziksel özellikleri

    1. Termal inaktivasyon noktası

    2. Invitro ömür uzunluğu

    3. En son sulandırma noktası

    4. Elektron mikroskobu

  1. Serolojik yöntemler

3.1) ELISA

3.2) Agar-jel çift diffüzyon testi

3.3)Agglutinasyon testi

3.4) Precipitation testi



  1. Moleküler yöntemler

4.1) PCR

Viruslerden Korunma ve Mücadele





    • Vektörlerle taşınan viruslerde vektörlerle mücadele edilmelidir,( böcek, fungus, nematod, parazit bitki insan)

    • Budamada kullanılan alet ve ekipmanın sterilizasyonuna özen gösterilmelidir,

    • Termoterapi Uygulaması: Bitkilerin yüksek sıcaklığa maruz bırakılarak virusten ari hale getirilmesi işlemidir.

    • Engelleyicilerin kullanımı: süt ve süt ürünleri, karanfil ekstraktı, biber ekstraktı, malahit yeşili boyası, nikotinik asit, 2-4D, IAA ve çeşitli mineral tuzlar virus replikasyonuna engel olmaktadır.

    • Viruslere dayanıklı çeşit kullanımı,

    • Temiz üretim materyali kullanımı(meristem kültürü ve sürgün ucu kültürü ile elde edilmiş virusten ari bitki).

YABANCI OTLAR
Yabancı ot: Kültür bitkileri ile birlikte yetişen, onların beslenme, büyüme ve gelişmesini engelleyen, kısaca kültür alanlarında istenmeyen bitkilere yabancı ot denir.
Herboloji: Tarım alanlarında ürüne kalite ve kantite yönünden zarar veren yabancı otları, bu bitkilerin taksonomisini, ekolojik ve biyolojik yönlerinin araştırılmasını, zarar eşiklerinin belirlenmesini, mücadele tekniklerini, herbisit kullanımını, ilaçların kalıntı sorunlarını, yan etkilerini, hastalık ve zararlılara konukçu olma durumları gibi zararlı yönlerini konu almasının yanı sıra, tarım alanlarında zararlı olan bu bitkilerin çevreye olan olumlu etkileri, erozyonu önlemede, toprak yorgunluğunu gidermedeki rolleri, indikatör bitkiler olarak kullanımları, kültür bitkilerine gen kaynağı oluşturmaları, doğal dengeyi korumaları, ve tıbbi amaçlı kullanımlarını da konu alan bir bilim dalıdır.
Herbaryum: Kurutulmuş bitki örneklerinin belli bir sistemle düzenlenerek saklandığı yerdir. Doğadan toplanan bitki örnekleri preslenerek kurutulur. Özel kartonlar üzerine yapıştırılır. Karton üzerinde bitki örneğinin familya ve tür ismi ile örneğin toplandığı yer, toplandığı yükseklik ve tarih, örneği toplayanın adı, örneği adlandıran kişinin adı ve diğer bilgiler (habitat, habitus özellikleri) yer alır. Örnekler tür, cins, familya olarak gruplandırılır. Özel dolaplar içinde yatay olarak muhafaza edilir. Dolapların düzenlenmesi ya kabul gören evrimsel sıralama ile ya da alfabetik olabilir.
Herbaryum Yapmanın Amacı    
        Herbaryum yapmanın amacı çalışan kişiye göre değişmekle birlikte genel olarak su şekilde sıralanabilir;

a) Bitkiyi tanımak,

b) Bitkinin varlığını kanıtlamak (bitkinin nerede ve ne zaman yetiştiğini öğrenmek),

c) Daha sonraki bitkilerle ilgili konularda çalışmak,

d) Bitkiye ulaşılmasının mümkün olmadığı zamanlarda elde hazır materyal bulunmasını sağlamak,

e) Hastalık ve zararlılara konukçuluk yapan bitkileri toplamak, daha sonra teşhiste kullanmak.

Tarım alanlarında kültür bitkisi dışında kalan tüm bitkilere yabancı ot denir. Örneğin bir buğday tarlasında buğday bitkisi dışındaki Anthemis spp. (papatya), Lamium spp.(ballıbaba) birer yabancı ot olduğu gibi kendi gelen buğdayda yabancı ot kabul edilir.

Yabancı otlar genellikle ekolojik koşullara çok iyi uyum sağlayabilen bitkilerdir. Bu nedenle kültür bitkilerine göre ışığı, topraktaki besini, suyu daha kolay bünyelerine alabilmektedirler. Bir kültür bitkisi içinde bulunan yabancı otlar o kültür bitkisi ile güçlü bir rekabet halindedir ve bu rekabet sonucu kültür bitkisinin verim ve kalitesini düşürürler. Dünyada elde edilen ürünlerin %9.5’inin yabancı otlar tarafından zarara uğratıldığı, bazı ürünlerde yabancı otlardan meydana gelen kayıpların hastalık ve zararlılardan ileri gelen kayıplardan daha fazla olduğu bildirilmektedir.

Yabancı otların zarar şekilleri genel olarak şu şekilde sıralanabilir:


  • Toprağın su düzenini etkilerler,

  • Topraktaki besin miktarını azaltırlar,

  • Toprak sıcaklığını etkilerler,

  • Kültür bitkilerinin yeterince ışıklanmasını engellerler,

  • Yaprak, kök, gövde ve çiçeklerinden salgıladıkları toksik maddelerle kültür bitkilerinin çimlenme, büyüme ve gelişimini etkilerler. Buna allelopatik etki adı verilir.

  • İnsan ve hayvan sağlığını olumsuz etkilerler,

  • Hayvanlardan elde edilen yün, süt, et gibi ürünlerin kalitesinin bozulmasına sebep olurlar,

  • Hasat sırasında alet ve makinelere zarar verirler,

  • Üretim masraflarının artmasına neden olurlar,

  • Yangın tehlikesini artırırlar,

  • Bina ve tesislere zarar verirler,

  • Su yabancı otları baraj, göl, gölet, kanal ve kanaletlerde sorun oluştururlar.

Yabancı otların tarım alanlarındaki zararları onlarla savaşımı zorunlu kılmaktadır. Ancak yapılacak bu savaşta yabancı ot yoğunluğunun ekonomik zarar eşiğinin altında tutulması ilk hedef olmalıdır. Bunun için farklı savaşım yöntemleri uygulanmaktadır. Uygulanmakta olan yöntemler şunlardır:


    • Kültürel Önlemler

    • Mekanik ve Fiziksel Savaş

    • Biyolojik Savaş

    • Kimyasal Savaş

    • Entegre Savaş




  1. Kültürel Önlemler: Birinci derecede kök, rizom ve yumruları ile üreme yeteneğinde olan bitkilerin temiz alanlara bulaşmasının önlenmesine yönelik ve üretici tarafından yapılması gerekli olan çalışmalardır. Ancak çok kısa sürede sonuç alınamadığından pratikte genellikle gözden kaçmaktadır.4 bölümde toplanabilir:




    1. Yabancı Otların Tarım Alanlarına Girişinin Önlenmesi

      1. Hasat artıkları ile yayılmanın önlenmesi,

      2. Hayvan yemi, gübre ve kompost ile yayılmanın önlenmesi,

      3. Tarım alet ve makimaları ile yayılmanın önlenmesi,

      4. Temiz tohum kullanılması ile yayılmanın önlenmesi




    1. Ekim Nöbeti (Münavebe) Uygulaması

1.2.1) Ekim şekli ve zamanının seçimi,

1.2.2) rekabet yeteneği yüksek kültür bitkilerinin ekimi,

1.2.3) Ekim nöbetine özel tarımsal işlemler isteyen kültür bitkilerinin alınması,


    1. Fazla Tohum Kullanmak

    2. Yapay Gübre Kullanmak




  1. Mekanik ve Fiziksel Savaş:

2.1) Toprak işleme ve ot biçimi: Mekanik savaş biçimleridir. Toprak işlemesi gömme ve kök sistemini tahrip etme olarak iki şekilde yapılır. Daha çok kısa boylu bitkiler için uygulanır. biçme ise uzun boylu bitkilerde etkilidir. uzun boylu tek yıllık yabancı otlar tohum bağlamadan biçilmelidir.

2.2) Yakma

2.3) Çapalama ve Elle Yolma,

2.4) Tarım Alanın Su Altında Bırakılması

2.5) Solarizasyon: Güneş enerjisinden yararlanılarak belli bir toprak derinliğinde sıcaklığın yükseltilerek yabancı ot tohumlarının öldürülmesidir.Bunun için önce toprak yüzeyi ıslatılır ve beyaz, şeffaf bir örtü ile kaplanır. Örtü 4-6 hafta tutulduktan sonra kaldırılır.bu süre içinde toprak sıcaklığı belli bir derinliğe kadar 70C üzerine kadar yükselir. Bu yöntemle yabancı ot tohumlarının yanı sıra birçok mikroorganizma da öldürülür.

2.6) Malçlama: Herhangi bir materyalle toprak yüzeyinin örtülerek yabancı ot tohumlarının öldürülmesi yöntemidir. Kültür bitkisi yetiştirilecek alan siyah plastik örtülerle ya da ışık geçirmeyen başka materyallerle kapatılarak yabancı otların ışıklanması engellenir. Çilek yetiştirilen alanlardaki tek yıllık yabancı otların öldürülmesinde etkilidir.




  1. Biyolojik Savaş: Bir canlının diğer bir canlı ile öldürülmesi işlemine dayanır. Yabancı otların biyolojik savaşımında öldürülmek istenen bitkinin doğal düşmanın olması gerekmektedir. Bu bir böcek, nematod, bitki patojeni veya allopatik etkili başka bir bitki, su yabancı otlarına karşı balık olabilir.

  2. Kimyasal Savaş

Yabancı ot savaşımında en çok kullanılan yöntemdir. Yabancı otlara karşı kullanılan ilaçlara herbisit denir.

Hebisitlerin Uygulanma Tipleri




  1. Ekim ve Dikim Öncesi Uygulama

  2. Çıkış öncesi uygulama

  3. Çıkış Sonrası Uygulama


Herbisitlerin Sınıflandırılması

  1. Seçici Olmayan Herbisitler

  2. Seçici Herbisitler



Kullanım Yerlerine Göre Herbisitler




  1. Yaprağa ve yeşil aksama uygulanan herbisitler

  2. Toprağa uygulanan herbisitler
Etki Şekillerine Göre Herbisitler




  1. Fotosentezi etkileyen herbisitler

  2. Solunumu etkileyen herbisitler

  3. Büyümeyi engelleyen herbisitler

  4. Çimlenmeyi etkileyen herbisitler


Hububatta Zararlı Yabancı Otlar

Phalaris spp. (Kuş yemi)

Circium arvense(Köy göçüren)

Sinapis arvensis (Yabani hardal)

Turigenia latifolia (Pıtrak)

Boreava orientalis (Sarıot)

Melilothus spp. (Taş yoncası)

Ranunculus arvensis (Düğün çiçeği)

Stelleria mella (Serçe dili)

Vicia spp. (Yabani fiğ)

Capsella bursa-pastoris (Çoban çantası)

Lamium spp. (Ballıbaba)

Anthemis spp.(Papatya)
Endüstri Bitkilerinde Zararlı Yabancı Otlar

Agropyron repens (Adi ayrık)

Avena spp. (Yabani yulaf)

Sorghum halepense (Kanyaş)

Echinochloa crus-galli(Darıcan)

Alopecirus spp. (Tilki kuyruğu)

Cynedon dactylon (Köpek dişi ayrığı)

Sinapis arvensis (Yabani hardal)

Portulaca oleracea (Semizotu)

Dar Yapraklı Yabancı Otlar

Alopecirus spp. (Tilki kuyruğu)

Echinochloa crus-galli (Darıcan)

Sorghum halepense (Kanyaş)

Poa pratensis (Çayır salkım otu)

Bromus sterilis (Püsküllü çayır otu)

Setaria sp. (Kirpi darı)


Geniş Yapraklı Yabancı Otlar
Capsella bursa-pastoris (Çoban çantası)

Lamium spp. (Ballıbaba)

Portulaca oleracea (Semizotu)

Amaranthus spp. (Horoz ibiği)

Papaver rhoeas (Gelincik)

Solanum nigrum (Köpek üzümü)



Urtica urens (Isırgan otu)

Convolvulus arvensis (Tarla sarmaşığı)
5) Entegre Savaşım

Tüm savaşım yöntemlerinin bir arada sistemli bir şekilde kullanıldığı savaşım yöntemidir. Tüm hastalık ve zararlıların savaşımında tercih edilmesi gereken yöntemdir.


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©www.azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə