Marmara’da 30 yıl içinde 7 ve üzerinde şiddette bir deprem olacak. Gerekli önlemleri alın




Yüklə 24.84 Kb.
tarix23.04.2016
ölçüsü24.84 Kb.
Sahillerde risk büyük
CUMHURİYET – 14.08.2009
Deprem uzmanları, “Marmara’da 30 yıl içinde 7 ve üzerinde şiddette bir deprem olacak. Gerekli önlemleri alın” uyarısında bulundu.

İstanbul Haber Servisi - İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Tüysüz, Marmara Denizi’nde deprem olup olmayacağı yönündeki tartışmaların yersiz olduğuna dikkat çekerek,“Marmara Denizi’nde 30 yıl içinde 7 ve üzerinde bir deprem olma ihtimali yüzde 90’ın üzerindedir” dedi.

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu’nca düzenlenen “17 Ağustos 1999 Kocaeli Depremi’nin 10. yılında ‘Neler yapıldı? Niye yapılamadı?’” başlıklı çalıştay dün Beşiktaş’taki Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryumu’nda gerçekleştirildi. Çalıştayda “Beklenen İstanbul Depremi ve Olası Etkileri” üzerine sunum yapan İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Tüysüz, Türkiye’nin deprem sıklığı ve şiddeti bakımından dünyanın en aktif bölgeleri arasında yer aldığına dikkat çekti. 17 Ağustos Kocaeli ve 12 Kasım Gölcük depremleri ardından deprem olmadığı yönünde yanlış bir kanının yerleştiğini vurgulayan Tüysüz, “17 Ağustos’tan sonra Türkiye’de hasara neden olan 252 deprem oldu. 10 yılda binaların güçlendirilmesi ve hukuki düzenlemeler konusunda hiçbir ilerleme kaydedilmedi. Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın kırılma aralıkları, meydana gelecek depremler konusunda ciddi bilgiler veriyor. Biz 17 Ağustos depreminin ardından dönemin Başbakanı’na yakın bir tarihte Düzce dolaylarında bir deprem olacağını söylemiştik. Ancak hiçbir tepki verilmedi ve 12 Kasım’da deprem oldu. İstanbul ve Marmara Denizi’nde deprem olup olmayacağını tartışmak yersizdir. Marmara Denizi’nde 30 yıl içinde 7 ve üzerinde bir deprem olması ihtimali yüzde 90 civarındadır. Bu deprem sonrası 70-90 bin arasında can kaybı, 60 bin civarında ağır hasarlı bina, 600 bin evsiz ve 40 milyar dolar üzerinde maddi kayıp meydana gelecektir” diye konuştu.

Tüysüz, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Karadeniz Bölgesi’nde meydana gelen sel felaketinin ardından söylediği “Herkes doğal afetler karşısında haddini bilecek” sözlerini sert bir dille eleştirdi. Tüysüz, “Afetlerle mücadele konusunda hazırlanan yasal düzenlemelerde sel, heyelan, çığ ve kuraklıktan söz edilmiyor. Bu düzenlemeler kime ve neye hizmet ediyor?” dedi



Korozyon sorunu

İTÜ İnşaat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Taşdemir İstanbul’da hızlı kentleşme sırasında denetimin aksadığını, kalitesiz malzemelerin kullanıldığını, denetimi o zamanki örgütlenme içinde de yapmanın mümkün olmadığını söyledi.

Taşdemir, “Çeliği korozyona karşı koruyan betondur. Yapıların yüzde 75’inde ciddi anlamda korozyon vardı. Bu, Türkiye için en önemli sorunlardan biridir” dedi. İTÜ İnşaat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekai Celep “endüstrinin Marmara Bölgesi’nde yoğunlaşmamasını sağlamak ve nüfusun süratli bir şekilde artmasını önlemenin” deprem için alınacak önlemlerden biri olduğunu belirterek konutların taşıyıcı sistemleri düzensizliğinin, en büyük sorun olduğunun altını çizdi.

Okullar kum yığını

İMO İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe, İstanbul’daki yapı stokunun iyileştirilmesi konusunda 10 yılda ciddi hiçbir adım atılmadığına dikkat çekerek şunları dile getirdi:



“İstanbul’daki güçlendirilmesi gerektiği tespit edilen 2 bin 473 kamu binasının yalnızca 847’si güçlendirilecek binalar arasına alındı. 323 hastanenin yalnızca 3’ü, okullarımızın ise yüzde 8’i güçlendirildi. Okullarımızda beton yok, okullar adeta kum yığını. Konutlarımızın yüzde 90’ında kullanılan malzeme standart dışı. Bu tablo ortadayken, kentin boş alanlarına kuleler dikerek, evleri yıkıp insanları yerlerinden ederek kentsel yenileme ve dönüşüm yapıldığı söyleniyor. Deprem bile rant için kullanılır hale getirildi. İstanbul’da depreme ciddi bir şekilde güçlendirme yapılan tek alan köprüler ve viyadüklerdir.”

İMSAD Başkanı Turan:

Güçlendirme çalışmaları yetersiz

İstanbul Haber Servisi - İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, 1999 Marmara depremi sonrası değişen pek bir şey olmadığını belirterek, “10 yılda deprem konusunda geldiğimiz nokta depremden daha sarsıcı” dedi. Turan, yaptığı yazılı açıklamada depremin üzerinden 10 yıl geçmesine karşın deprem güçlendirme çalışmalarının yetersiz kaldığını ve binaların birçoğunun halen depreme karşı savunmasız olduğuna dikkat çekti. Turan “İnşaat sektöründe lider konumda bir ülke olarak ilerleme sağlayamıyoruz. Aradan 10 yıl geçmesine rağmen bugün halen İstanbul’un köprülerinde deprem güçlendirme çalışmaları sürüyor” dedi.

Prof. Dr. Üşümezsoy:

7.8 şiddetinde deprem olmaz

YALOVA - İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, olası Marmara depreminin Teşvikiye beldesi -Armutlu Yarımadası’nda olacağını, küçük depremlerin de büyük depremin habercisi olduğunu belirtti.

Yalova Ticaret ve Sanayi Odası tarafından depremin 10. yıldönümü nedeniyle Yalova Uğur Mumcu Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Beklenen Marmara Depremi Hakkında Gelişmeler ve Yeni Araştırma Sonuçları” konulu panelde konuşan İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Üşümezsoy, “Marmara’da 7.8 şiddetinde bir deprem olacak” gibi söylemlerin gerçeği yansıtmadığını, bölgede bu şiddette bir depremin hiç yaşanmadığını belirtti.

Marmara Denizi’nde ana fay hattının 1894 yılında kırıldığını, bu nedenle 1999 yılında yaşanan depremin şiddetinin, 1509 ve 1776 yıllarında meydana gelen depremlerden daha düşük olduğunu anlatan Üşümezsoy, bundan sonra yaşanacak depremin ise 7.1 şiddetinde olacağını öne sürdü. Üşümezsoy, “Benim öngörüm deprem için en riskli 2 bölge vardır. Ben, Çnarcık ilçesinin Teşvikiye beldesinden başlayarak Armutlu Yarımadası’na kadar uzanan fayda ve Varto’da deprem bekliyorum” dedi.

Prof. Dr. Işıkara:

Deprem gerçeği yok sayılıyor

SAMSUN-Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve eski Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara Türkiye’de son 6 yıldır richter ölçeğine göre 6’nın üzerinde deprem olmamasının düşündürücü olduğunu söyledi.

Türkiye Kızılay Derneği, Kocaeli Üniversitesi ve Afet İşleri Genel Müdürlüğü tarafından “Deprem Aklımızda, Hayat Önümüzde” sloganıyla düzenlenen Kuzey Anadolu Fay Hattı Bisiklet Turu’nun 4. ayağı Samsun’da düzenlendi. Buradaki etkinliklere katılan Türk Kızılayı Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, Türkiye’de deprem gerçeğinin yıllarca yok sayıldığını ifade etti. Türkiye’de her yıl en az bir kere richter ölçeğine göre 6’nın üzerinde bir deprem yaşanmasına karşın 1 Mayıs 2003’ten bu yana 6’nın üzerinde deprem yaşanmamasının kendisini korkuttuğunu söyleyen Işıkara, “Bu beni rahatsız ediyor. Dolayısıyla nerede olacak, nasıl olacak onu bilemiyorum ama bir potansiyel birikim oluşuyor” dedi.

Konutların deprem güvenliğine dikkat edilmesi uyarısında bulunan Işıkara, şunları söyledi. “İşi ehline verin. 105 kişinin aynı binada hayatını kaybettiği Adana-Ceyhan depreminde çok ilginç bir durumla karşılaştım. ‘Bu binanın müteahhidi kim’ diye sordum bana karpuzcuyu gösterdiler. Bu ülkede karpuzcu, berber bina yaparsa sonucu da bu olur, 17 Ağustos depremi gibi olur. Her yerde toplu konut ilanları veriliyor. Bir daire alırken depreme güvenli olduğuna dair belgesini isteyiniz.”

Dumansız Hava Sahası Kampanyası Kadar Çaba Gösterilseydi’ Dediler
Deprem odaklı dönüşüm gerekli
İstanbul Haber Servisi - Türkiye Deprem Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Yer Fiziği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Eyidoğan “Bu yüzyılın ilk yarısında, 30-40 yıl içinde başta İstanbul’u etkileyecek büyük bir deprem olasılığı oldukça yüksektir” dedi. Türkiye Hazır Beton Birliği Başkanı Ayhan Paksoy, “dumansız hava sahası” kampanyasını anımsatarak “Gönül isterdi ki depreme dayanıklı bina konusunda da aynı çaba gösterilebilseydi” dedi.
Türkiye Hazır Beton Birliği, Türkiye’nin deprem konusunda farklı disiplinlerdeki bilim adamlarının katılımıyla basın toplantısı düzenledi. Birlik Başkanı Ayhan Paksoy, deprem sonrası yapılan değerlendirmelerde yapı malzemelerinin özellikle de betonun kabahatli olduğundan söz edildiğini anımsatarak “1988 yılında Türkiye’de hazır beton üretimi yüzde 5’ti. Bugün ise yüzde 98-99 hazır beton üretiliyor. Türkiye’de beton standardı yükseldi. Birçok şey yapıldı ama yeteri kadar değil” dedi.
Deprem odaklı
Prof. Dr. Eyidoğan, “İstanbul’a hücum nedeniyle, denetlenemeyen, planlanamayan bir kent ortaya çıktı. İstanbul için resmi kurumların yaptığı deprem senaryoları, bir büyük deprem durumunda, kentte yüzde 1’lik çökme, yüzde 6’lık ağır hasar, yüzde 15’lik ağır ve orta hasar sınıfına giren bina stokuyla karşılaşacağımızı gösteriyor. Kentte bina sayısını bile kesin bilemiyoruz. Toptan göç etmeyi sıfırlamamız lazım. İstanbul’un ihtiyacı olan, deprem odaklı kentsel dönüşümdür. Alt gelir grupları hedef olmalıdır” diye konuştu.
30-40 yıl içinde, başta İstanbul’u etkileyecek büyük bir deprem olasılığının oldukça yüksek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Eyidoğan “Marmara Bölgesi, büyük bir depremle karşı karşıyadır. Bu, 1999’dan önce de biliniyordu. Tarihe ve kayıtlara bakılırsa son 2 bin yılda 6 şiddetinden büyük 7 deprem olduğunu görürsünüz. Böyle bir bölgeye, son 10 yılda 20 milyon kişiyi göç eder hale getirdiniz. Sanayinin yüzde 40’ı Marmara Bölgesi’ndedir. 15 milyona varan nüfusuyla bu kentte 25 bin yapının zemini heyelan, 15 bin yapının zemini ise sıvılaşma riski taşımaktadır. 109 bin yapı dere ve vadi yataklarına inşa edilmiştir” diye konuştu.


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©www.azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə