B planı’ zamanı gelmiştir. Yürürlükte olan Müzakereler için Destek




Yüklə 17.15 Kb.
tarix29.04.2016
ölçüsü17.15 Kb.
B Planı’ zamanı gelmiştir.
Yürürlükte olan Müzakereler için Destek
Aşağıda isimleri bulunan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhıriyetinde ve Dünya’ya yayılmış yarım milyon Kıbrıslı Türkü temsilen, sivil toplum örgütleri olarak yürürlükte olan müzakereleri ve Kıbrıs’ta probleme çözüm öneren girişimleri desteklediğimizi ve böylece KKTC Reisicumhur’unun ve baş müzakerecisinin Kıbrıs Türk halkının ana hak ve eşitliğini göz önünde tutarak hareket edeceğini umuyoruz.
Kıbrıs adasının dışında yaşayan Kıbrıs Türk insanının ve sivil toplum temsilcileri olarak, müzakerelerde köklü ve yapıcı çözümler üretildiğini görmek istediğimizi beyan ederiz. Ayrıca yeni ortaklık anlayışını şart koşan KKTC Reisicumhur’unu desteklemektedir. Müzakerelerin adaletli olması, yerleşmiş Birleşmiş Milletler parametreleri içermesi yani iki eşit toplumun, iki bölge yapısını ihtiva eden, ortak devletler temeline dayanan ve 1959 Londra ve Zürih anlaşmalarında belirtildiği gibi hakimiyetin eşit olarak Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasında eşit olarak paylaşılmasını istemektedir. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri 1992 yılında (BM evrak S/24472) hakimiyeti şöyle tarif etmektedir:
Kaynağını her iki toplumdanda eşit alır. Bir toplum diğer toplumun üzerinde hakimiyet talep edemez.”
Kıbrıslı Türkler, azınlık statüsüne itilmelerine müsaade etmeyecektir. Gelecek Türk ve Rum nesillerinin kalıcı bir barış içinde yaşamaları için siyasal eşitlik ve Türkiye’nin aktif ve fiili garantör statüsünün temininde ısrar ettiğimizi vurgulamak istiyoruz. Adadaki gerçekleri kale alan, uygulayan ve iki toplum-iki devlet çözümünü desteklemekteyiz.
B Planı” Hükümleri
Aşağıda isimleri bulunanlarımız, İki Lider’in Ocak 2011 sonuna kadar Birleşmiş Milletler çerçevesinde ciddi bir ilerleme kaydettiklerini görmek istediğini beyan etmekedir. Kendilerinin olumlu neticeye ulaşmaları için elimizden geldiği kadar herşekilde destekliyeceğimizi vurgulamak istiyoruz.
Ancak görüşmelerin artık somut bir zaman sınırının konulması gerektiğine inanıyoruz. KKTC üzerindeki izolasyonların sona erdirilmesi, Kıbrıs sorununa yine endekslenmiş olması ve Kıbrıs Rum tarafı, Türk tarafından aşırı isteklerle bundan daha fazla taviz koparmak peşinde olduğunu görmekteyiz.
Ocak 2011 sonuna doğru herhangi çözüme yaklaşılamadığı takdirde müzakerelerin durmasını, en azından mevcut ortamda devam etmemesini umuyoruz. Müzakerelerin neticesiz kalması, her iki tarafında Federal bir yapı çatısı altında antlaşmaya varılamayacağının ispatı olacaktır. Dolayısıyla Kıbrıs sorununun çözümü için alternatif plan düşünülmesi zaruridir.
Geçmiş ve yakın zamanda yapılan halk oylamalarındada görüldüğü gibi her iki tarafın iki devlet çözümüne daha yatkın oldukları ve bununda Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un Kasım 2010 tarihli raporunda belirttiği, Uluslararası Toplumun “Kıbrıslıların sorununa, Kıbrıslıların çözümü” önerisi ibaresi gözetlenmiştir. Kıbrıs’ta süregelen ve beş kuşağın şahit olduğu anlaşmazlığın her iki halk tarafından desteklenen “B Planı” çerçevesinde çözümü makul ve gerçekçi olacaktır.
Yıllardan beri hem Dünya’ya yayılmaya vede tecrite mecbur bırakılan Kıbrıs Türk halkı, Ocak 2011 sonuna kadar netice alınamadığı takdirde derhal ve yeni bir hareket formülü arayışı içinde olacaktır. Kıbrıs Türk Halkı tekrar sükütühayale uğratılmamalı ve boş sözlerle kandırılmamalıdır. İki Devlet çözümü, halihazırda varolan gerçekler ve geçmiş tecrübeler dolayısıyla bilhassa önerilmelidir. İnsan Hakları ihlali olduğu inandığımız tecritler ve kısıtlamalar sonsuza kadar devam edemez ve çözüm derhal bulunmalıdır.
Kıbrıs Türk halkı “mülteci” statülerinin sona ermesini, vatanlarına dönmeyi ve uluslararası camia tarafından tanınmış kendi devletlerinde yaşamak istemektedirler. KKTC Cumhurbaşkanı’nın ana maksadı tüm Kıbrıslı Türklerin kendi geleceklerini kararlaştırma hürriyetine ve gelecek statülerinin ne olacağına karar vermeye müsait olabilecekleri ortamı temin etmektir.
Kıbrıslı Rumların yaptıkları hatalar, ortak anayasayı tek taraflı lav etmeleri ve işledikleri suçlara rağmen Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği’ne girmelerine Annan Planı’daki halk oylamasındaki “hayır” oylarına rağmen haksız bir şekilde alındılar. Bu yanlışın tekrarı herhalükarda önlemeliyiz. Şu bir gerçektir ki Avrupa Birliği’nin Kıbrıs Türkleri’ne yapılan haksızlıkarın ve Annan Planı sonrası verilen sözlerin yerine getirilmemesini görmemesi Kıbrıs Türkleri’nin insan haklarının ihlal edildiğinin ispatıdır.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Kofi Annan referandum sonrası gözlemlerini 28 Mayıs 2004 (S/2004/437) Güvenlik Konseyi raporunda şöyle ifade etmiştir:
Kıbrıslı Türklerin oyları kendilerini baskı altında tutup tecrit eden unsurların geçersizliğini ortaya çıkarmıştır. Umarım ki Konsey Üyeleri diğer devletlere kuvvetli bir önderlik sergileyen, Kıbrıslı Türklerin tecritlerine sebep olan ve gelişmelerine mani olan manasız kısıtlamalar ve engellerin önüne geçecek nitelikte olur”
Avrupa Birliği Dışişleri Bakanlığı 26 Nisan 2004 tarihli ve Kıbrıslı Türklerin tecritine son verecek kararlılıklarını şöyle ifade edilmiştir::
“…Kıbrıslı Türklerin tecritine son veren”
Bunu takiben Avrupa Konseyi Parlamenterler Kurulu 1376 (2004) sayılı kararında şöyle demektedir:
Uluslararası toplum, özellikle Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği, Kıbrıslı Türklerin açıkça ifade ettiği daha geniş şeffaflık isteklerini gözardı edemez veya onları yüzüstü bırakamaz ve hatta bu konuda acil karar alıp uygun adımlar atmalıdır. Kıbrıslı Türklerin uluslararası tecriti bitmelidir”
Avrupa Genişleme Komisyonu Başkanı Günter Verheugen 26 Nisan 2004 tarihinde şöyle demiştir:
“…Şimdi Kuzey Kıbrısın tecritini bitirmeliyiz. Komisyon hedefe doğru gerekli adımları atmaya hazırdır”
1964 tarihinde haritaya çizilen ateşkes hattı (ayrıca yeşil hat olarak bilinir) İngiltere garantör güç olarak Kıbrıslı Türkleri korumak için gücünü veya nüfuzunu kullanmamıştır. Dolayısıyla Kıbrıslı Türklerin daha fazla beklemeleri beklenemez ve İngiltere’nin Kıbrıslı Türklerin içinde bulunduğu haksız kısıtlamalardan kurtarılmalarını derhal sağlamalıdır. Durumu daha da acı kılan ise Kıbrıs’taki İngiliz Yüksek Komiserliğinin, İngiltere’ye gitmek isteyen KKTC vatandaşlarından 88 Avro harç karşılığında vize alma zorunluğu getirmesidir.

1960 yılında garantörlüğe imzasını atan İngitere’nin 47 yıldan bu yana, Kıbrıslı Türklere yaptığı haksızlık neticesi ve Kıbrıs Türk ekonomisinin Kıbrıs Rum ekonomisine erişebilmesi için gereken desteği vermediğini görmekteyiz.


Aşağıda imzası olanlar sonsuz müzakerelerin zamanının geçtiğine inanmaktadır. Zaman kıymetlidir ve Ocak 2011 sonunda “B Planı” makul bir alternatif olarak hayata geçirilmelidir.
Önemle üzerinde durduğumuz nokta ise Kıbrıs adasında siyasi, iktisadi ve sosyal eşitliğin olması, Kıbrıs Türklerine uygulanan haksızlığın önlenmesi ve dolayısıyla Kıbrıs’ta Barış ve İstikrarın sağlanmasıdır. Uluslararası Toplum ve Avrupa Birliği Türk Kuzey Kıbrıs’a uygulanan kısıntıları halen söz verildiği gibi kaldırmamıştır.

Hatırlatmak isterizki, 10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Evrensel İnsan Hakları Beyannamesini kabul etmiştir. Bu beyannamenin ikinci maddesi şöyle der:


Irk, renk, cinsiyet, lisan, din, siyasi veya diğer fikir, milli veya sosyal kök, mülk, doğum veya diğer unsur farkı gözetmeksizin bu Beyyanname’de bahis edilen hak ve hürriyetlerden herkes faydalanabilir. İlave olarak hiçbir halde siyasi, hukuki, veya beynelminel statüye sahip ülkenin vatandaşı, bağımlı veya bağımsız, himayesi altında olan veya olmayan veya sınırlı hakimiyet altında olmasından dolayı bir farklılık gözetlenmeyecektir. ”
Kıbrıslı Rumların içinde bulunduğumuz durumdan faydalanmaya devam edeceklerinden hiçbir şüphemiz olmadığından “B Planı” ciddi bir alternatif olarak sunulmalıdır.


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©www.azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə