AnoniM Şİrketlerde yönetim kurulu üyeleri ve hukuki sorumluluğU İlhan GÜven serbest Muhasebeci Mali Müşavir




Yüklə 73.77 Kb.
tarix30.04.2016
ölçüsü73.77 Kb.
ANONİM ŞİRKETLERDE YÖNETİM KURULU ÜYELERİ VE HUKUKİ SORUMLULUĞU
İlhan GÜVEN

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

GİRİŞ

Türk Ticaret Kanununun 269 uncu maddesinde, Anonim şirket, “Bir unvana sahip, esas sermayesi muayyen ve paylara bölünmüş olan ve borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle mesul olan şirkettir. Ortakların mesuliyeti, taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile mahduttur.” şeklinde tarif etmiştir.

Türk Ticaret Kanunu Anonim şirketlerde genel kurul, yönetim  kurulu, denetçiler olmak üzere üç organı zorunlu kılmıştır.

Anonim şirketlerde Genel kurul, en geniş yetkilere sahip olan organdır. Kullandığı ve açıkladığı irade beyanları ile kullandığı yetkiler, Anonim şirketlerin iç ilişkileriyle ilgilidir. Denetçiler ise, Anonim şirketlerde iş ve işlemlerini denetlemekle görev alan organdır. Yönetim kurulu ise, Anonim şirketlerde şirketi yöneten,temsil ve ilzam yetkisine sahip, genel kuruldan yetki alan, genel kuruldan sonra en önemli organdır. Türk Ticaret Kanunu, Anonim şirketlerin ekonomik önemine dayalı olarak, Anonim şirketi yöneten , temsil ve ilzam yetkisine sahip bulunan yönetim kurulu üyelerinin, sorumlu tutulmasını bazı hallerde zorunluluk haline getirmiştir.

Anonim şirketi yöneten , temsil ve ilzam yetkisine sahip bulunan yönetim kurulu üyeleri, yetkilerini özenli bir biçimde kullanmaması durumunda şirketi önemli zararlara sokabilir. Bu nedenledir ki , olabilecek bu zararların önlenebilmesi için, cezai sorumlulukla birlikte hukuki sorumluluk da getirilmiştir. Türk Ticaret Kanununda, yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğu, çeşitli maddelerde düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 336 ncı maddesinde genel düzenleme yapılmıştır. Bu madde yönetim kurulu üyelerinin, şirket ile pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarına karşı sorumluluklarını düzenlemiştir. Pay sahipleri ile şirket alacaklılarının doğrudan doğruya uğrayacakları zararlar nedeniyle yönetim kurulu üyelerine karşı dava açma hakları bulunmaktadır. Ayrıca; yönetim kurulu üyeleri haksız fiilleri karşısında, zarar gören üçüncü şahıslara karşı da sorumludurlar.

SORUMLULUK VE ŞARTLARI

Türk Ticaret Kanununun 317 nci maddesi gereğince, anonim şirket yönetim kurulu tarafından yönetilir, temsil ve ilzam olunur. Bu nedenledir ki yönetim kurulu üyeleri, şirket tüzel kişiliğinin kanuni temsilcileridir. Yönetim kurulunun bu temsil yetkisinden dolayı üçüncü kişilerle yapmış olduğu işlemlerden, sözleşmelerden doğan hak ve yüklenilen borç ile taahhütler, anonim şirket tüzel kişiliğine aittir. Çünkü; Yönetim Kurulu tarafından temsil edilen ve üçüncü şahıslarla yapılan sözleşmelerden kaynaklanan hak ve yüklenilen borçlar temsil edilene aittir.


Türk Ticaret Kanununda, yönetim kurulu üyelerinin, kanun ve esas sözleşmeyi ihlal ile şirket işlerinin yürütülmesinde basiretsizlik gösterilmesi halinde sorumlu olacakları belirtilmiştir. (Türk Ticaret Kanunu Madde 321)

Yönetim kurulu üyelerinin kimlere karşı sorumlu olacağı hususunda biraz farklılık göstermektedir. Türk Ticaret Kanununun 336, 433, 392/son ve 346’da belirtilen nedenlerle şirkete,pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumludur. Buna karşın Türk Ticaret Kanununun 332, 334, 335 ve 337 nci maddelerinde belirtilen nedenlerle de şirkete karşı sorumludurlar.

Kusurdan kaynaklanan sorumluluk

Türk Ticaret Kanununu, yönetim kurulu üyelerinin temsil yetkisinden dolayı üçüncü kişilerle şirket nam ve hesabına yapmış oldukları işlemlerden, sözleşmelerden doğan hak ve yüklenilen borç ile taahhütlerden sorumlu olabilmeleri, ancak; kusurlu bir fiile dayanması halinde olabilir.



Sözleşmeden kaynaklanan sorumluluk

Ana sözleşme ile veya genel kurul tarafından şirket yönetim kurulu üyeliğine seçilenler ile şirket arasında bir akid doğar. Bu konuda farklı görüşler bulunmaktadır. Ancak ; genel olarak, anonim şirket ile yönetim kurulu arasındaki ilişkinin vekâlet akdine dayalı olduğu benimsenmektedir. Anonim şirketle, yönetim kurulu üyesi arasındaki sözleşme ilişkisinin niteliği hakkında Türk Ticaret Kanununda herhangi bir düzenleme yoktur.



Müteselsil sorumluluk

Yönetim kurulu, görevlerini kurul halinde ifa ederler. Türk Ticaret Kanunu yönetim kuruluna, yetkilerini kurul olarak tanımıştır. Ancak; bazı durumlarda, yönetim kurulu üyelerine, üye olarak, görevler de yüklenmiş ve ferden hareket etmeleri de kabul edilmiştir. Yönetim kurulu üyeleri, kurul olarak verilmiş görevlerden dolayı müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır (Türk Ticaret Kanununun Madde 336). Yani; yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, kural olarak müteselsil sorumluluktur. Yönetim kurulu üyeleri bazı istisna durumlarda, kendilerine şahsen verilmiş görevleri yerine getirmemesi halinde yada yapmaması halinde, münferiden sorumluluğu da söz konusudur. Yönetim kurulu üyeleri için teselsül, tam teselsüldür. Yönetim kurulu üyelerinin kusur derecesine bakmaksızın zararın tamamı birinden veya hepsinden tazmini istenebilir.



Sorumluluğun şartları

Yönetim kurulunun üyelerinin sorumlu tutulabilmeleri için, temsil yetkisinden dolayı üçüncü kişilerle yapmış olduğu işlemlerden, sözleşmelerden doğan hak ve yüklenilen borç ile taahhütlerden kaynaklanan bir zararın veya kusurun hasıl olması şarttır .



Kusur

Yönetim kurulu üyeleri için, Türk Ticaret Kanunu, kusura dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyelerinin aleyhine kusur karinesi kabul edilmiştir. Kusurun niteliği önem arz etmemiştir. Türk Ticaret Kanununun 67 ve 335 inci maddeleri de kusur aranmaksızın sorumlu tutmuştur.



Zarar

Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan bahsedilebilmesi için, Yönetim Kurulunun kusurundan kaynaklanan bir zarar olması gerekir. Zarar ise , bir kimsenin malvarlığında azalma olmasıdır. Bu zarar nedeni , malvarlığında doğrudan azalmaya neden olmalı yada ,zarar nedeni , zarar görenin servetindeki artışa engel olmalıdır.

Yönetim kurulu üyelerinin işlem ve eylemleri sonucu şirket, pay sahipleri veya şirket alacaklıları zarar görebilir.

Şirketin zararı

Yönetim kurulu üyelerinin temsil yetkisinden dolayı üçüncü kişilerle şirket nam ve hesabına yapmış oldukları işlemlerden, sözleşmelerden doğan hak ve yüklenilen borç ile taahhütler nedeniyle, şirket malvarlığında azalma olması, şirket pay sahipleri ve alacaklıları dolaylı olarak zarara uğratır.

Şirket yönetim kurulu üyelerinin yaptıkları zarar, doğrudan pay sahipleri yada şirket alacaklılarını da etkilemiş olabilir. Bu zarar, pay sahipleri ve şirket alacaklılarının asıl zararıdır.

YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN SORUMLULUKLARIbu

Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu müteselsil sorumluluk ve münferit sorumluluk şeklinde sınıflandırılabilir.



Yönetim kurulu üyelerinin müteselsil sorumluluğu

Türk Ticaret Kanununun 336 ıncı maddesi, yönetim kurulu üyelerinin şirket namına  yapmış oldukları işlemlerden, sözleşmelerden doğan hak ve yüklenilen borç ile taahhütlerden dolayı şahsen sorumlu tutulamayacakları belirtilmiştir. Belirli hallerde gerek şirkete, gerekse pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı  müteselsilen sorumlu tutulacakları hüküm altına alınmıştır.

Hisse bedellerine karşın pay sahipleri tarafından yapılan ödemelerin sorumluluğu

Yönetim kurulu üyeleri, hisse senedi bedellerine karşın pay sahiplerince yapılan ödemelerin doğru olmasından kaynaklanan sorumluluğu ile anonim şirketin kuruluşunda yada daha sonra pay sahiplerince pay bedellerine yapılan ödemelerde veya sermaye arttırılması yapılması halinde, yapılan ödemeler sırasında da (Türk Ticaret Kanununun Madde 285,306,308, 391, 392, 405, 419) olabilir.



İlk yönetim kurulu üyelerinin yükümlülükleri ve ihmali

İlk yönetim kurulu üyeleri, şirketin kurulmasında ve kuruluşu takip eden dönemde pay sahipleri tarafından yapılan ödemeleri incelemekle yükümlüdür. İlk yönetim kurulu üyelerinin ihmalleri tespit edilir ise ve oluşan zarar karşılığı tazminat kuruculardan alınmamış ise, işini ihmal eden yönetim kurulu üyeleri müteselsilen sorumlu olurlar.



SermayeNİN arttırılması VE yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu

Sermaye arttırılması sırasında , Türk Ticaret Kanununun hükümleri yerine getirilmemiş ise, yönetim kurulu üyeleri şirkete, pay sahiplerine ve üçüncü şahıslara karşı müteselsilen sorumludurlar.



Dağıtılan ve ödenen kâr paylarının sorumluluğu

Anonim şirketlerde safi kâr, yıllık bilançoya göre tespit edilir. Yönetim kurulu, bilançoyu kanun ve ana sözleşme hükümleri uyarınca düzenlenmek ve şirketin ticari, mali ve ekonomik durumunu gösteren bir faaliyet raporu ile dağıtılacak kar ile yedek akçeyi belirten teklifini genel kurula sunmak zorundadır. Kanunen tutulması gereken defterlerin, tutma görevi de yönetim kurulunun sorumluluğundadır. Şirket Kârının Türk Ticaret Kanununda belirtilen hükümlere göre tespit edilmemesi ve gerçek olmayan kârın oluşmasından,yönetim kurulu üyeleri müteselsilen sorumludur. Bilançoda gerçek olmayan bir kârın dağıtılması durumunda, genel kurulda bilançonun tasdik edilmiş olmasıyla, yönetim kurulu ibra edilmiş olmaz. Bu nedenle de sorumlulukları devam eder. (Türk Ticaret Kanununun Madde 325,380).

Şirket karı tahakkuk etmeden ve genel kurul kararı olmadan yapılan ödemelerden, yönetim kurulu üyeleri sorumludur ve ödenen miktarları da tazmin etmek zorundadır.

Kanuni defterlerin olmaması veya düzensiz olarak tutulması

Anonim şirketler, kanunen tutulması gereken defterleri tutmak ve bunları kanuni süre içinde saklamakla yükümlüdürler. Türk Ticaret Kanununa göre bu yükümlülük, yönetim kurulu üyelerine aittir. Kanunen tutulması gereken defterlerin olmaması veya bu defterlerin düzensiz tutulmuş olması ve kanuni süreler içinde saklanmaması halindeki sorumluluğun kapsamını Türk Ticaret Kanununun 336/3 üncü maddesinde belirtilmiştir.

Genel kurulun aldığı kararın YErine getirilmemesi

Genel kurulca alınmış kararların yerine getirilmesi , yönetim kuruluna verilmiş bir görev ve yükümlülüktür. Bu kararların nedensiz yapılmaması halinde yönetim kurulu üyeleri şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı müteselsilen sorumlu olurlar. Genel kurul kararlarının ifası için;

a) Geçerli bir genel kurul kararı mevcut olmalıdır. Geçerli genel kurul kararı, usulüne uygun bir oturum ve oylama sonucu alınan ve içerik itibariyle kanuna uygun olan karar, geçerli bir karardır. Geçerli kararların ifa edilmemesi, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundadır. Sıhhat şartlarını taşımayan kararlar hükümsüzdür. Şeklen geçerli olan, ancak; kanuna ve ana sözleşmeye aykırı bir kararın mevcut olması halinde yönetim kurulu, genel kurulu uyarmak ve iptal davası açarak kararın ifasının geriye bırakılmasını mahkemeden talep etmek zorundadır. (Türk Ticaret Kanununun m.381). Aksi halde sorumluluktan kurtulamaz.

b) Yönetim kurulu üyeleri, genel kurul kararlarının ifasının imkansız olması gibi haklı nedenleri ileri sürerek sorumluluktan kurtulabilir.

kanunun ve ana sözleşmenin yüklediği diğer görevlerin kasten veya ihmalen yapılmaması

Türk Ticaret Kanununun 336/5 inci  hükmü gereğince yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulabilmesi için;


  1. Kanun ve ana sözleşmenin yönetim kurulu üyelerine yüklediği diğer görevlerin yapılmaması,

  2. Kasten veya ihmal sonucunda görevlerin yapılmamış olması,      

gerekmektedir.

Genel kurul kararlarına karşı kötü niyetle iptal davası açılması, yönetim kurulunun müteselsilen sorumlu olabileceği hallere örnek olarak gösterilebilir.

yönetim kurulu üyelerinin, genel kurulun kararLARıNA iptal davası açmamalarından doğan sorumluluk

Anonim şirketlerin genel kurulunda alınan karar; Türk Ticaret Kanununa, ana sözleşmeye veya iyi niyet kurallarına aykırı ise, yönetim kurulunun bu kararlar aleyhine, kararların ifasında şahsi sorumluluk getirmesi durumunda,  yönetim kurulu üyelerinin münferiden iptal davası açma hakkı vardır. (Türk Ticaret Kanununun Madde 381)

Bu hakkı kullanmak yönetim kurulu için bir görevdir. Bu nedenle hakkın kullanılmamış olması Yönetim kurulu üyelerinin şirkete karşı sorumluluğu gerektirir.

Yönetim kurulu üyelerinin haksız fiillerden doğan sorumluluğu

Yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifa ettikleri süre içinde, yapmış olduğu haksız fiillerden dolayı şirkete karşı sorumludurlar. Şirketinde yönetim kurulu üyelerinin yapmış olduğu haksız fiillerden doğan zararlara karşı rücu hakkı vardır. Rücu hakkı Borçlar Kanunu ve Medeni Kanuna göre tayin ve tespit edilir. (Türk Ticaret Kanununun Madde 321)

Yönetim kurulu üyelerinin menfaatleri ile usul ve füruğunun menfaatlerinin görüşmelerinden doğan sorumluluk

Yönetim kurulu üyeleri kişisel menfaatleri ile usul ve füruğundan biri ile eşi ve üçüncü dereceye kadar akrabalarının menfaatlerini ilgilendiren konuların görüşmelerine katılamazlar (Türk Ticaret Kanununun m. 332/1, 349).

Yönetim kurulu üyesi, bu konuyla ilişkisini kurula bildirmeye ve keyfiyetin zaptını yaptırmaya zorunludur. Aykırı hareket eden yönetim kurulu üyesinden kaynaklanan şirket zararını karşılamak zorundadır. Aykırı hareket etmek yapılan muameleleri batıl kılmaz. (Türk Ticaret Kanununun Madde 332/2)

Yönetim kurulu üyelerinin, şirket konusuyla ilgili işlem yapma yasağından doğan sorumluluğu

Yönetim kurulu üyeleri, genel kuruldan izin almadan kendi veya başkası nam ve hesabına şirket konusuyla ilgili bir ticari işlem yapamaz. (Türk Ticaret Kanununun Madde 334).

Yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağından doğan sorumluluğu

Şirket yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun onayını almadan, şirket konusuyla ilgili bir işi kendi veya başkasının nam ve hesabına yapamaz. Ayrıca; aynı türden işlerle faaliyet gösteren bir şirkete sınırlı sorumlu ortak olarak da giremez. Bu hususa aykırı davranan yönetim kurulu üyesinden şirket tazminat talep edebilir veya tazminat yerine işlemin şirket adına yapılmış sayılmasını veya üçüncü şahıslarla imzalanan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu talep etmekte serbesttir. Bu haklardan birinin kullanımı, diğer yönetim kurulu üyelerine aittir (Türk Ticaret Kanununun Madde 335).

Yönetim kurulu üyelerinin beyanlarından doğan sorumluluğu

Yönetim Kurulu üyeleri şirketin, durumu hakkında yanlış izlenim uyandıracak şekilde, çeşitli hileler yaparak, mevcut durum hakkında yanlış beyanlarda bulunmak şeklinde üçüncü şahısları aldatan, neden olduğu zararlardan şahsen sorumlu olur (Türk Ticaret Kanununun Madde 339).

Yönetim kurulu üyelerinin özen sorumluluğu

Yönetim kurulu üyeleri, basiretli, dikkatli ve yaptıklar iş ve işlemlere özen göstermelidir. Yönetim kurulu üyeleri, basiretsiz davranışlarından dolayı münferit sorumludur. (Türk Ticaret Kanunu Madde 320)



yönetim kurulu üyeliğine yeni seçilen üyenin sorumluluğu

Yönetim kuruluna yeni seçilen yönetim kurulu üyeleri, kendinden önce bu görevi ifa eden üyelerin tespit edilen yolsuzluklarını murakıplarına bildirmek zorundadır. Şayet yolsuzluk tespit edildiği halde , murakıplara denetçilere bildirmezse, yeni yönetim kurulu üyeleri, önceki dönem yönetim kurulu üyelerin sorumluluklarına iştirak etmiş olurlar. (Türk Ticaret Kanununun Madde 337).



Şirketin iflas etmesinden doğan sorumluluk

Anonim şirketin iflası durumunda, bunun doğuracağı sonuçlar yalnız şirketin tüzel kişiliğine aittir. Yönetim kurulu üyelerinin şahsi kusurları söz konusu olmadıkça sorumlu tutulamazlar. Yönetim kurulu üyelerinin basiretsiz,dikkatsiz ve kusurlu yaptıkları iş ve işlemlerden şirket iflas etmişse ve borçlarını ödeyememişse, bu borçtan yönetim kurulu üyeleri şahsen sorumludurlar. Şirketin iflası durumunda, yönetim kurulu üyeleri, iflas davasının açılmasından önce, son üç yıl içinde kazanç payı veya başka bir nam altında, ücreti aşan ve münasip olmadığı halde ödenen paraları iade etmek zorundadırlar. (Türk Ticaret Kanununun Madde 474).

Yönetim kurulu üyeleri, haksız yere ve kötü niyetle aldıkları kazanç payını geri vermek zorundadırlar (Türk Ticaret Kanununun Madde 473).

Müdürlerin vermiş oldukları zararlardan doğan sorumluluk

Müdürlerin vermiş oldukları zarardan, yönetim kurulu üyeleri sorumlu değildir. Şirketin ana sözleşmesinde müdürlerin tayini hakkında açık bir hüküm yok ise, Şirket müdürlerinin tayini yönetim kurulu tarafından yapılır. Yönetim kurulu ise kendisine tevdi edilmiş bu yetkiyi en iyi şekilde kullanmak zorundadır.

Müdürlerin yapmış oldukları iş ve işlemlerden kaynaklanan zarardan, ehil olmayan müdürlerin tayin edilmesinden, müdürlerin yanlış işlemlerine karşı kayıtsız kalınması,gibi durumlarda yönetim kurulu sorumludur.

Temsil ve idarenin murahhaz üyeye verilmesi durumunda sorumluluk

Şirketin ana sözleşmesinde hüküm bulunması halinden, şirket idaresi ve temsili bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine (murahhas üye) verilebilir. Şayet ana sözleşmede böyle bir hüküm var ise, yönetim kurulu üyeleri arasında müteselsil sorumluluk kuralı geçerli olmaz. Bu şekilde olan anonim şirketlerde sorumluluk yetki verilen üyelere aittir. Yönetim kurulu, ancak murahhas üye yetki alanında gözetim görevini yapar.

Yönetim kurulu, sorumluluğu eğer murahhas üyelere bırakmış ise, murahhas üye olmayan diğer yönetim kurulu üyeleri, murahhas üyenin yaptığı işlemlerden kural olarak sorumlu tutulamazlar. Yönetim kurulunun, murahhas üyelere bırakmadığı yetkiler için ise, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu tamdır.

YÖNETİM KURULU ÜYELERİNE AÇILACAK HUKUKİ SORUMLULUK DAVASI

Şirketin yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak hukuki sorumluluk davası, ifa davasıdır. Tespit davası şeklinde bir dava açılamaz. Bu nedenledir ki tazminat tutarının belirlenmesi şarttır.

Genel olarak şirketin maruz kaldığı zararın tazmini, hukuki sorumluluk davalarının konusudur. Buda şirketin maruz kaldığı zararı oluşturan paranın tahsilini kapsar. Hukuki sorumluluk davası, şirketin maruz kaldığı zararın tazmini şeklinde alacak davası şeklinde açılabileceği gibi, şirketin üçüncü şahıslara yapmış olduğu haksız ödemeler nedeniyle rücu davası da olabilir. 

Yetkili mahkeme

Türk Ticaret Kanunu,  hukuki sorumluluk davalarını genel usul hükümlerinden ayrı belirtmiş ve Türk Ticaret Kanunu 309/3 üncü maddesinde, şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde davanın açılacağı kesin hükme bağlanmıştır. Bu hüküm uyarınca, yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılacak davalar, şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde açılması zorunludur. Ancak; haksız fiilden doğan sorumluluk davası ise, fiilin meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilir.



Dava açma yetkisi

Şirket namına dava açma hakkı murakıplara aittir. Azınlığın oyuyla dava açılması durumunda ise, azınlık, murakıp dışında bir vekil tayin edebilir. Pay sahipleri, şirket alacaklıları ve üçüncü kişiler tarafından açılacak davalar genel kurallara tabidir. Dava açılması talebinde bulunan pay sahipleri, hisse senetlerini şirketin zarar ve ziyanına karşın teminat olarak davanın sonuna kadar merhun kalmak üzere bir bankaya yatırmak zorundadırlar. Davanın reddi halinde pay sahipleri yalnız şirkete karşı tazminat ile mükelleftirler.(Türk Ticaret Kanununun Madde 341).



Görevli mahkeme

Hukuki sorumluluk dava konuları Türk Ticaret Kanununun özel hükümleri ile düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesi gereğince tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın bu tip davaları ticari dava niteliğinde görülmüştür. Bu nedenle de Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 8 inci maddesindeki miktarları aşmayan davalar, Sulh Hukuk Mahkemesinde, bu miktarı aşanlar ise, Ticaret Mahkemesi bulunan yerlerde bu mahkemelerde, Ticaret Mahkemesi olmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür.



Yargılama usulü

Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinde “Ticaret şirketlerinde, ortakların birbirleriyle olan ilişkilerinden kaynaklanan davalarla, şirketin Yönetim kurulu üyeleri, müdürleri veya murakıplarına karşı açılacak mesuliyet davalarında Hukuk usullü muhakemeleri kanununa tabidir.”denilmektedir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, 507 ile 511 inci maddelerinde basit yargılama usulü hükümlerinde düzenlenmiştir.



Deliller

Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinin son fıkrasında “Ticari davalarda dahi deliller ve bunların karinesi Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir.” şeklinde belirtilmiştir.



tarafları

Hukuki sorumluluk davası yönetim kuruluna karşı açılır. Yani Hukuki sorumluluk davalarında davalı yönetim kurulu olur. Şayet anonim şirketin yönetimi, yönetim kurulunda ise, Yönetim kurulunun müteselsil sorumluluğundan dolayı, dava yönetim kurulu aleyhine açılır. Ancak; şirketin idaresi yönetim kurulundan bir veya bir kaçına bırakılmış ise, yani murahhas üyeye bırakılmış ise, bu durumda yönetim kurulu üyelerinden münferit sorumluluğu olan aleyhine dava açılır.

Anonim şirketin yönetimi, yönetim kurulunda ise, veya şirketin idaresi yönetim kurulundan bir veya bir kaçına bırakılmış ise, yani murahhas üyeye bırakılmış ise, görevlerinin ifasında, haksız fiillerden şirket sorumlu olacaktır. Dolayısı ile dava da şirket aleyhine açılır. (Türk Ticaret Kanununun Madde 321)

dava açma koşulları

Yönetim kurulu üyeleri aleyhine şirket adına dava açılabilmesi için, genel kurul kararı  şarttır. Şayet genel kurul kararı yok ise, bu yönde karar alınması  için mahkeme şirkete süre verir. Bu süre de bir aydır. Yönetim kurulu üyeleri aleyhine şirket adına dava açılması hususunda yapılacak genel kurul toplantısı, yıllık olağan genel kurul toplantısında olduğu gibi, sermayenin ¼’ünü temsil eden pay sahiplerinin toplantıda temsil edilmesiyle ve kararın oy çoğunlukla alınması gerekir. Olağan veya olağan üstü genel kurul toplantılarında, yönetim kurulu hakkında olumsuz bir karar alınması durumunda, sermayenin en az %10’nu temsil eden pay sahipleri ve temsilcileri tarafından dava açılması yönünde oy kullanılmış ise, şirketin genel kurul kararlarına dayalı olarak dava açılması şarttır. Şayet bir ay içinde genel kurul kararları alınmaz ise yada dava açma sürenin dolması ile dava hakkı düşmez, ama; bu sürenin geçmesi şirket yöneticilerinin bir başka sorumluluğudur.

Türk Ticaret Kanununun 341 maddesinde “Azınlığın oylarınla dava açılması halinde, azınlık murakıplar dışında vekil tayin edebilir. Dava açılması reyinde bulunan pay sahipleri, hisse senetlerini şirketin zarar ve ziyanına karşı teminat olarak davanın sonuna kadar merhun kalmak üzere muteber bir bankaya yatırmaya mecburdurlar. Davanın reddi halinde pay sahipleri yalnız şirkete karşı tazminat ile mükelleftirler.”

Şirketin dava açabilme koşulları

Anonim şirket, aşağıdaki koşulların oluşması halinde;



  1. Türk Ticaret Kanununun 308 ve 309 maddesine göre, İlk yönetim kurulu üyelerinin inceleme mükellefiyetlerini ihmal etmeleri nedeniyle sorumlu olmaları durumunda,

  2. Türk Ticaret Kanununun 319 maddesine göre, vazife taksimi yapılan yönetim kurulu üyelerinden, temsil ve ilzama yetkili üyelerin sorumluluğunu gerektirecek fiilin bulunması durumunda,

  3. Yönetim kurulunun haksız fiillerinden kaynaklanan sorumlu olmaları durumunda ,

  4. Türk Ticaret Kanununun 336 ıncı maddesi ile, bu maddeye bağlı olarak Türk Ticaret Kanununun 346, 381, 384, 392/II, 433, maddeleri,

  5. Türk Ticaret Kanununun 335 maddesine göre rekabet yasağına aykırı hareket etmeleri durumunda,

  6. Türk Ticaret Kanununun 334 maddesine göre şirket konusuna giren bir işlem yapma yasağına uyulmaması durumunda,

  7. Yönetim kurulu üyeleri kendilerini yada usul furüğunun menfaatlerini ilgilendiren konuların toplantısına katılmış olmaları durumunda ,

  8. Türk Ticaret Kanununun 337 maddesine göre, seçilen yada tayin edilen yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarını gerektiren bir fiilin bulunması durumunda,

yönetim kurulu aleyhine dava açabilir.

Pay sahiplerinin dava açabilme koşulları

Şirket pay sahipleri yada şirket alacaklıları, yönetim kurulu üyelerine karşı ve kişisel olarak uğradıkları zarardan dolayı iki farklı dava açabilir;



  1. Açılabilecek birinci dava; Yönetim kurulunun kusuru nedeniyle şirketin uğradığı zarar için. Bu dava aynı zamanda pay sahipleri ve şirket alacaklıları uğradığı zarar niteliğinde de olabilir. Türk Ticaret Kanununun bu şekilde uğranılan zarar nedeni ile pay sahiplerine yönetim kurulunu dava edebilme hakkı verilmiştir. Bu şekilde açılan bir dava sonunda kazanılan tazminat şirkete aittir . Bireysel bir davanın açılması için, şirket tarafından açılacak bir dava gibi, genel kurul kararı gerekli değildir. Yani genel kurulca alınan kararlara dayalı olarak bir davanın açılması yada bu davadan feragat etme, bu genel kurullarda alınan kararlara kullanılan olumlu yada olumsuz oya bağlanmamıştır. Pay sahibince açılacak bireysel davaya engel olmaz. Aynı şekilde , Yönetim kurulunun ibra kararı içinde açılacak bireysel davaya engel değildir.

  2. Açılabilecek ikinci dava ; Yönetim kurulunun veya yönetim kurulu üyelerinin kusuru nedeniyle pay sahiplerinin ve şirket alacaklıları uğradıkları zarar için doğrudan da dava açabilirler. Bu davanın yukarıda anlatılan davadan farkı, dava konusu zararın tazmini, şirket olmamasıdır. Davada sonunda kazanılan tazminat davacı pay sahibi yada şirket alacaklılarıdır. Bu tazminatın şirketle ilgisi yoktur.

Aşağıdaki koşulların bulunması halinde pay sahipleri tarafından;

  1. Türk Ticaret Kanununun 336 ncı maddesi ile, bu maddeye bağlı olarak Türk Ticaret Kanununun 381, 392/II, 433, maddeleri,

  2. Türk Ticaret Kanununun 308 ve 309 maddesine göre, İlk yönetim kurulu üyelerinin inceleme mükellefiyetlerini ihmal etmeleri nedeniyle sorumlu olmaları durumunda,

  3. Türk Ticaret Kanununun 319 maddesine göre, vazife taksimi yapılan yönetim kurulu üyelerinden, temsil ve ilzama yetkili üyelerin sorumluluğu gerektirecek fiilin bulunması durumunda,

  4. Türk Ticaret Kanununun 337 maddesine göre, seçilen yada tayin edilen yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarını gerektiren bir fiilin bulunması durumunda,

yönetim kurulu üyeleri aleyhine dava açılabilir.

Şirket alacaklılarının dava açabilme koşulları

Aşağıdaki koşulların bulunması halinde, şirket alacaklıları tarafından;



  1. Türk Ticaret Kanununun 336 ncı maddesi ile, bu maddeye bağlı olarak Türk Ticaret Kanununun 381, 392/II, 433, maddeleri,

  2. Türk Ticaret Kanununun 308 ve 309 maddesine göre, İlk yönetim kurulu üyelerinin inceleme mükellefiyetlerini ihmal etmeleri nedeniyle sorumlu olmaları durumunda,

  3. Türk Ticaret Kanununun 319 maddesine göre, vazife taksimi yapılan yönetim kurulu üyelerinden, temsil ve ilzama yetkili üyelerin sorumluluğu gerektirecek fiilin bulunması durumunda,

yönetim kurulu üyeleri aleyhine dava açılabilir.

Üçüncü kişilerin dava açabilme koşulları

Türk Ticaret Kanununun 321 inci maddesine göre, yönetim kurulu veya yönetim kurulu üyeleri, görevlerinin ifasında, üçüncü şahıslara karşı haksız fiilde bulunmuş olabilirler. Şirketin rücu hakkı saklı kalmak kaydı ile, şirketi temsil ve ilzama yetkili olanların yönetim kurulu görevlerinin ifasında üçüncü şahıslara karşı yapmış oldukları fiillerden şirket sorumlu olur.

Üçüncü şahıslar, kendilerine yapılan haksız fiilden kaynaklanan tazminat talepleri için, haksız fiil nedeni ile yönetim kurulu üyelerinin kusur ve bu kusurdan kaynaklanan zararın meydana geldiğini davacı olarak kanıtlanması gerekir.
SORUMLULUKTAN KURTULMANIN KOŞULLARI

Türk Ticaret Kanununun 338 inci maddesi, “ müteselsil mesuliyeti mucib olan muamelelerde bir kusuru olmadığını ispat eden aza mesul olmaz.” şeklinde hüküm altına almıştır. Yani, yönetim kurulu üyelerinden birinin kusurunu kanıtlamaksızın tümüne müracaat edebilir. Bu durumda kanıt yükü yönetim kurulu üyelerine düşer.

Türk Ticaret Kanununun 338 inci maddesinde mesuliyet hali iki şekilde düzenlenmiştir.


  1. Yönetim kurulu toplantılarında alınan kararlara ret oyu kullanmak , yani kararlara muhalif olmak, muhalif kararlar toplantı tutanağına geçirilip, imza altına alınmış olmalıdır. Ayrıca; yönetim kurulu üyesi, muhalif olduğu kararları şirket murakıbına yazılı bildirmesi gerekir.

  2. Esasen yönetim kurulu üyeleri, yönetim kurulu toplantılara katılmak zorundadır. Bu nedenle de yönetim kurulu üyeleri, toplantıda alınan kararların sorumluluğuna , o toplantıya katılmamış olsa bile iştirak etmiş olurlar. Yalnız; önceden geçerli bir mazeret beyan ederek toplantıya katılmayan üyenin kusursuz olduğu kabul edilmiştir.

Zaman aşımının koşulları

Türk Ticaret Kanununun 340 ıncı maddesindeki 309.ıncı maddesine atıf yaparak Yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak hukuki sorumluluk davalarında zaman aşımını düzenlemiştir. Borçlar kanunu hükümleri saklıdır. Türk Ticaret Kanununun 335/5 inci maddesinde de rekabet yasağından kaynaklanan davalarda zaman aşımını düzenlemiştir. Eğer ceza kanununa göre yargılanmayı gerektiren bir fiil söz konusu ise, ceza kanununa göre zaman aşımı süresi uygulanır. Borçlar Kanunu 126/4 üncü maddesinde şirket müdürleri ile şirket veya ortaklar arasındaki davalarda da zaman aşımı beş yıl olarak belirlenmiştir. Açılacak davalarda zaman aşımı süresi olayın hukuki niteliğine göre değişiklik göstermektedir. Örneğin; sözleşmeden doğan sorumluluk davalarında zaman aşımı, Borçlar Kanununun 125 inci maddesinde on yıl olarak belirlenmiştir.



İbra edilme

İbra edilme ; şirketin en yetkili organı genel kurul, yönetim kurulunun ilgili dönem ile ilgili olarak yapmış olduğu iş ve işlemlerin ana sözleşmeye ve hukuka uygun olduğunun beyanıdır. İbra edilme; genel kurul marifetiyle, yönetim kurulunun yaptığı iş ve işlemlere güven duymaktır. İbra edilme; yönetim kurulunun yaptığı iş ve işlemler nedeniyle sorumlu olmayacağını beyandır. Genel Kurulun ibra kararı bir borç kabulüdür.



İbra edilmenin dava açma hakkına etkisi

Anonim şirketin en yetkili organı genel kurulundan, yetkili kurullarının ibrası hususunda geçerli bir ibra kararı, o hesap dönemi ilişkin işlemler nedeni ile tazminat talep edilmeyeceğinin kabulüdür. Şirket artık o dönem ile ilgili işlemler için yönetim kuruluna tazminat davası açamaz. Bilançonun tasdikiyle gerçekleşen ibra kararı da borç kabulü niteliğindedir.



ibra edilme nedeni ile zarara uğrayanların dava açma hakkı

Anonim şirket genel kurulunun aldığı ibra kararı pay sahipleri ile diğer şirket alacaklıları zarara uğrayabilir. Ancak; pay sahipleri ile diğer şirket alacaklılarını uğradıkları zarar nedeni ile dava açma haklarını etkilemiyecetir. Borçlar Kanunun 2.nici maddesine göre de, ibra kararı yönünden oy kullanan pay sahiplerinin daha sonra hukuki sorumluluk davası açması dürüstlük kuralına aykırıdır.

Yönetim kurulu işlemleri sonucunda pay sahipleri ile şirket alacaklılarının uğramış olduğu zararlarla, şirketin zararları arasında illa bir bağ olma zorunluluğu yoktur. Bundan dolayıdır ki şirketin dava açma hakları ile pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının dava açma hakları birbirinden bağımsızdır. Genel kurulda alınan ibra kararı, gerek pay sahipleri ve şirket alacaklıları gerekse haksız fiil nedeniyle üçüncü kişilerce açılacak dava açma hakkını etkilemez.

YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN KAMU BORÇLARINDAN DOLAYI SORUMLULUĞU

Vergisel yükümlülüklerin “kanuni temsilcileri” tarafından yerine getirileceği 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesinde belirtilmiştir. Bu maddede vergisel yükümlülüğünü yerine getirmeyen kanuni temsilcilerin, alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar kanuni temsilcilerin şahsi varlıklarından alınır.



Yönetim kurulu üyelerinin TEMSİL sorumluluğu

Türk Ticaret Kanununun 317 inci maddesinde “Anonim şirket, idare meclisi tarafından idare ve temsil olunur.” şeklinde belirtmiştir. Bu nedenle yönetim kurulu üyeleri, şirket tüzel kişiliğinin kanuni temsilcileridir. Yönetim kurulu üyeleri tüzel kişinin kanuni temsilcisi olduğundan,görevde oldukları dönemle ilgili olarak kamu borçlarına karşı sınırsız sorumludurlar. Şirketin yönetim kurulu üyelerinin görev taksimi sonucunda, yetkiden yoksun yönetim kurulu üyeleri var ise, bu sorumluluğun kapsamı dışındadır. Yönetim Kurulu üyeleri için, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesi ile 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun mükerrer 35 inci maddesi, kanuni temsilciler olarak sorumlulukları tanımlamıştır. Kanunların bu maddelerine göre, kanuni temsilcilerinin sorumlu tutulabilmesi için, kusur aranması gerekmemektedir. Ancak; kanuni temsilciler, sorumlulara karşı kusursuz olduklarını ispat etmek durumunda sorumluluktan kurtulma imkanına sahip olabilir. Kanuni temsilcilerin kamu borçlarına karşı ikinci derece sorumluluğu vardır. Anonim şirketin malvarlığından tahsil edilemeyeceği düşünülen alacaklar nedeni ile Yönetim kurulu üyeleri sorumlu tutulabilirler.



SONUÇ

Türk Ticaret Kanununun 317 den 341 inci maddelerine kadar olan kısımda anonim şirketin yönetim kurulu organı ile ilgili düzenlemeler hükmedilmiştir. Anonim şirketlerde yönetim kurulu genel kuruldan sonra gelen en önemli organdır. Anonim şirketlerde yönetim kurulu, şirketi yönetim,temsil ve ilzamına dair yetkilerle donatılmıştır. Bu kadar yetkiye sahip olan yönetim kurulu üyeleri için yapmış oldukları iş ve işlemlerden dolayı hem hukuki hem de cezai sorumluluklar düzenlenmiştir.

Yönetim kurulu üyeleri şirket adına vekil sıfatı ile yapmış oldukları iş ve işlemlerden dolayı kişisel sorumlu olamazlar. Bu görevlerin yürütmeleri sırasında yapmış oldukları haksız fiillerden de şirket sorumludur. Ancak; yönetim kurulu üyelerinin Türk Ticaret Kanununda bu kurallara bazı istisnalar getirilmiş ve sorumlu olabilecekleri hükme bağlanmıştır. Yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğu, esas olarak kusura dayalı, sözleşmeden doğan, müteselsil sorumluluktur.

Yönetim kurulu üyelerine bir kusur isnat edilmeden sorumlu tutulamaz. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, sözleşmeye dayanan bir sorumluluktur. Ancak bazı hallerden haksız fiilden kaynaklanan işlemlerden de sorumlu tutulabilirler. Yönetim kurulu üyelerine açılacak davada, davacının davanın hangi nedene dayandıracağı hususunda serbesttir. Tabiidir ki davacının dayanaklarına göre farklı hükümler uygulanır. Dava konusu olabilmesi içinde, yönetim kurulu üyelerinin kusurundan kaynaklanması yada yaptıkları iş ve işlemlerin bir zarar oluşturması gereklidir.

Anonim şirketlerde Yönetim kurulu üyelerinin sorumlulukları, müteselsil ve münferit sorumluluk olmak üzere ikiye ayrılır. Yönetim kurulu üyelerinin müteselsil sorumluluğunu Türk Ticaret Kanununun 336 ıncı maddesi hüküm altına almıştır. Türk Ticaret Kanununun 336 ıncı maddesine diğer maddelerde de atıf yapılmıştır. Yönetim kurulu üyelerinin münferit sorumlulukları ise, yasaklara ilgili maddelerde hüküm altına alınmıştır.

Yönetim kurulu üyeleri aleyhine dava açılabilir. Şirket adına dava açma hakkı murakıplara aittir. Yönetim kurulu aleyhine açılacak davalarda, Yönetim kuruluna açılan dava müteselsil sorumluluk davası, yönetim kurulu üyelerine açılacak dava ise , münferit sorumluluk davalarıdır. Ayrıca; Yönetim kuruluna veya yönetim kurulu üyelerine pay sahipleri ile şirket alacaklıları da dava açabilir. Bunun yanında üçüncü şahıslarda uğradıkları zararlardan dolayı dava açabilir.

Anonim şirketlerin Yönetim kurulu veya yönetim kurulu üyeleri sorumluluktan kurtulmaları için, ya isnat edilen kusur karşısında kusursuz olduğunu ispatlaması gerekir, yada zamanaşımını ileri sürerek kurtulabilirler . Genel kurulun ibra kararının bu davalarda önemi büyüktür. İbra kararı, şirket zararı için açılacak davayı düşürür.

Yönetim kurulu üyeleri, görev aldıkları dönemde meydana gelecek vergi borçlarından dolayı sorumludur.Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun sınırı, şirket mal varlığından tahsil edilemeyen kamu borçlarıyla sınırlıdır.



KAYNAKLAR:

  • Anonim Ortaklıklarda Genel Kararlarının Hükümsüzlüğü , Prof. Dr. Erdoğan MOROĞLU, Beta,3.Baskı, Ekim 2001, İstanbul

  • Anonim Ortaklıklarda Payların Rehni, Arş.Gör. Y.Can GÖKSOY , Seçkin, Hazira 2001, Ankara

  • Ticaret Şirketleri Tatbikatı T.T.K. Şerhi, Av.Nizam İPEKÇİ, Barış,Nisan 1998, İstanbul

  • Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu , Doç. Dr. Timuçin MUŞUL, Ağustos 1999, İstanbul

  • Şirketler Hukuku, Prof.Dr. Hasan Pulaşçı, 2001,İstanbul

  • Şirketler Hukuku İlkeleri, Av.Nizam İpekçi, 1997 İzmir

  • Uygulamada Şirketler Hukuku, Orhan Nuri Çevik, 2002,Ankara





Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©www.azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə