Altin madenciLİĞİ




Yüklə 122.59 Kb.
tarix27.04.2016
ölçüsü122.59 Kb.
ALTIN MADENCİLİĞİ
1. GİRİŞ


Altın metalik bir element olup, latince parlayan şafak anlamındaki “Aurum” kelimesinden gelmektedir. Kimyasal sembolü “Au” dur. Altın, ortalama 35 km. kalınlığa sahip yer kabuğunda en az bulunan elementlerden biridir. Yer kabuğunun on milyonda 2’si altındır. Bu nedenle insanların altına sahip olma isteği tarih boyunca hiç azalmamıştır. Özgül ağırlığı 19.3, ergime noktası 1064 oC, kaynama noktası 2660 oC dir. Yer kabuğunda en az bulunan elementlerden biri olma özelliği yanında; altın, doğada bilinen en iyi iletkendir.


Altın ayrıca, su ve oksijenle reaksiyona girmez, yani oksitlenmez. Bu özelliğinden dolayı elektronik, sağlık ve uzay sanayinde çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Altının kolay işlenebilir özelliğe sahip olması ona şekil vermede olağanüstü bir üstünlük sağlamaktadır. Bu nedenle altın kuyumculuk ve mücevherat sanayinin vazgeçilmez metalidir. Tarih boyunca gücün, güzelliğin ve ihtişamın simgesi olmuştur. Altının en önemli özelliği ise çağlar boyunca en güvenilir yatırım aracı olmasıdır.



2. ALTIN ÜRETİM YÖNTEMLERİ
Bir altın cevherinden ekonomik olarak altın kazanımı için uygulanacak yöntem ve yöntemlerin belirlenmesi tamamen cevherin mineralojik yapısına bağlıdır. Cevherin mineralojik yapısının karmaşıklığı altın elde etmede kullanılacak olan prosesin de karmaşık olmasına sebep olmaktadır. Dünyada üretilen altının yaklaşık %85 i siyanürleme yöntemi ile elde edilmektedir. Altın üretiminde düşük tenörlü ve çok küçük tane boyutunda serbestleşen cevherler için siyanürleme yönteminin yerini alabilecek ekonomik yeni bir yöntem henüz bulunmamaktadır.

2.1. GRAVİMETRİK (YER ÇEKİMİ İLE) ZENGİNLEŞTİRME
Bu yöntem esas itibarıyla minerallerin yoğunluk farkına dayalı bir zenginleştirme yöntemidir. Serbest halde bulunan ve farklı yoğunluğa sahip mineralleri gravimetrik yöntemle birbirlerinden ayırmak mümkün olmaktadır. Örneğin altının özgül ağırlığı 19.3 gr/cm3, kuvarsın özgül ağırlığı 2.65 gr/cm3 olduğu için serbest haldeki bu mineralleri sallantılı masa, spiral, jig vb. gravimetrik zenginleştirme metotları kullanılarak birbirinden ekonomik olarak ayırmak mümkün olabilmektedir. Özellikle plaser altın yataklarında serbest halde bulunan altın taneleri gravimetrik yöntemle zenginleştirilmektedir.
2.2. FLOTASYON
Bu metot cevher içinde sülfürlü minerallerle birlikte bulunan altının zenginleştirilmesinde kullanılır. Ancak flotasyonla ön zenginleştirmeye tabi tutulan cevherlerden elde edilen altınca zengin konsantrelerdeki altının kazanımı için siyanürleme uygulanmaktadır. Dolayısı ile flotasyon yöntemi genellikle siyanürleme öncesi ön konsantre elde etmede kullanılan bir yöntemdir.

2.3. SİYANÜR LİÇİ
Siyanürleme yöntemi, cevherlerden altın – gümüş üretiminde yaklaşık 100 yıldan beri

kullanılmaktadır. Son yıllarda işlevi daha ekonomik ve verimli kılan yeni proseslerin de geliştirilmesi sonucu bu yöntem, günümüz madenciliğinde özellikle, küçük tane boyutlu altın

içeren düşük tenörlü yatakların değerlendirilmesinde tek seçenek olmuştur.
Üretim akım şeması, genel olarak, cevherdeki altın ve gümüşün anyonik siyanür kompleksleri halinde çözündürülerek sulu faza özütlenmesi (liç) ve sulu fazdan kazanılması işlemlerini kapsamaktadır. Çözünen altın ve gümüşün sulu faza özütlenmesi için uygulanacak yöntemlerin belirlenmesinde, cevherin rezerv ve tenörü ile mineralojik, geçirgenlik ve difüzyon gibi yapısal özellikleri dikkate alınmaktadır. Başlıca iki özütleme yöntemi uygulanmaktadır:
1. Yığın özütleme

2. Karıştırmalı özütleme


Geçirgenlik ve difüzyon yönünden sorun yaratmayan altın cevherlerine doğrudan yığın özütleme daha yüksek tenörlerdeki cevherlere ise kırma – öğütme gibi cevher hazırlama ön işlemlerini takiben tank içerisinde karıştırmalı özütleme uygulanmaktadır. Yatak oluşum yapısının uygun olması koşuluyla çok düşük tenörlü cevherlerin düşük verimlilikle de olsa değerlendirilmesinde yerinde özütleme işlemi çözüm sağlamaktadır.
Siyanürleme sonucu katı fazdan sıvı faza özütlenen altın ve gümüşün sıvı fazdan geri kazanımı, altın – gümüş derişimlerine ve çözünme kinetiklerine bağlı olarak, CIP (Pülp içinde Karbon), CIL (Çözelti içinde Karbon) ve CIC (Kolon içinde Karbon) gibi aktif karbona yüzey soğurma veya doğrudan çinko tozu ile çöktürmeyi takiben elektroliz ve ergitme yoluyla gerçekleştirilmektedir. Elde edilen külçe ürünler arıtma tesislerinde saflaştırılmaktadır.
2.3.1. Çevre Standartları
Altın madenciliğinde kullanılan kimyasallar ve atıkların herhangi bir çevre sorunu yaratmalarını önlemek üzere madencilik faaliyetleri öncesinde, sırasında ve sonrasında hazırlıklı olunması ve dikkatli davranılması gerekmektedir. Bunu sağlamak için, dünya madenciliğinde “en iyi çevre yönetimi” ilkeleri doğrultusunda çevresel etki değerlendirmesi, çevresel yönetim sistemi (ISO 14001), atık yönetimi, acil durum, vb yönetim planları önceden

hazırlanmaktadır.


Atıkların, çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyecek biçimde depolanmaları için iki temel ilke kapsamında atık yönetimi planlanmaktadır:
Doğal Bozunma (Gölet Yöntemi)

-Buharlaşmanın yağıştan yüksek olduğu iklimlerde uygulanır.

-Malzeme, atık havuzlarına yayılarak doğal koşullarda (güneş ışınları, devinim, bakteri, vb etkisiyle) bozunmaya terk edilir.

-Atık havuzu, tabanı ve yanlarından çevreye sızmayı önleyecek şekilde kil ve jeomembran ile takviye edilir.

-Pratikte, bu iki malzemenin üstüste serilmesi halinde sıfır sızdırmazlık sağlandığı kabul edilmektedir.
Proses sonucunda çıkan katı ve sıvı atıkların, tabanı geçirimsizleştirilmiş gölet türü depolama alanlarında çevreye zarar vermeden muhafaza altında tutulması ve içerdiği siyanürün doğal yollarla CO2 ve N2 ye bozunması yöntemin esasını oluşturmaktadır. Avustralya’da yapılan gözlemlere göre, siyanürün %80-90 ının atık yığınının yüzeyinden itibaren ilk 4 m de biriktiği saptanmıştır. Dolayısıyla bu yöntemde buharlaşma serbest siyanürün yok edilmesi için en önemli mekanizmadır.
Uygulanabilirliği arazinin jeolojik ve coğrafik koşullarına bağlı olan doğal bozunma yönteminde, yağışın buharlaşmadan yüksek olması sonucunda aşırı seyrelme veya havadan CO2 soğurulması gibi etkenlerle barajdaki pH dengesi bozulmakta ve HCN gazı ani ve fazla miktarda buharlaşarak atmosfere karışmaktadır. ABD’de yatakların bulunduğu batı bölgesinde buharlaşmanın yüksek olması nedeniyle “sıfır atık” koşulunun doğal olarak sağlandığı kabul edilmektedir. Kanada ise, yıllık yağış miktarının 200-500 mm olması ve yağışın buharlaşmadan yüksek olması nedeniyle “sıfır atık” koşulunun olanaksız olduğu görüşüyle “zehirli kirleticilerin gerçekten saf dışı bırakılması” teknikleri uygulanmaktadır. Avustralya’nın kurak iklimi, atıkların depolanması için uygun koşullar oluşturmaktadır. Güney Afrika’daysa iklim büyük ölçüde oksidasyona yol açtığından, güneş ışınlarının radyasyon etkisiyle siyanür bozunmaktadır.
Doğal bozunma veya hidroliz yoluyla ortamdaki siyanürün uzaklaşma oranı hızı ortamın siyanür derişimine, cevherin yapısından gelen Fe, Cu, Zn, As, S gibi siyanürle bileşik yapıcı elementlerin miktarına, ortamın asidik (pH) derecesine, sıcaklığa, yağış ve rüzgar rejimine, gölet yüzey alanı, derinlik ve devinim gibi özelliklerine bağlı olarak değişmektedir.

Oksitlenme : CO2, N2


CN Hidroliz : CN + H2O = HCN + OH




Çökelme : Fe2Fe(CN)6, Cu4Fe(CN)6


Kimyasal Bozundurma
-Yağışın buharlaşmadan yüksek olduğu iklimlerde uygulanır.

-Siyanürlü çözelti, kapalı ortamda çeşitli kimyasal maddelerle muamele edilerek bozundurulur.

-Bozundurma sonucunda çıkan atık çözelti alıcı ortama boşaltılabilir.
Jeolojik ve coğrafik şartlar nedeniyle doğal bozunmanın uygun olmadığı işletmelerde zorunlu olarak uygulanan kimyasal yöntemdir. Katı ve sıvı atıklar Cl2, NaOCl, H2O2, SO2+hava gibi yükseltgen maddeler ile işleme sokularak serbest ve bileşik haldeki siyanürler çok kısa zamanda bozundurulur. Böylece, siyanür düzeyleri standartlarda ön görülen sınır değerlere düşürülerek ağır metallerin tehlike oluşturmasını önlemek üzere muhafaza altındaki atık alanlarına verilir.
CN + ClO + H2O  CNCl + 2OH
CNCl + 2OH  CNO + Cl + H2

2CN + 3ClO + 2H+  CO2  + N2 + H2O +3Cl


MTA Genel Müdürlüğü’nde İzmir-Karşıyaka-Arapdağı altın cevheri üzerinde gerçekleştirilen ilk pilot uygulamada NaOCl (hipaklorit) kullanılmıştır. Sanayi boyutlu uygulamada %50 dolayında geri döngüden yararlanılabileceği varsayıldığında, NaOCl tüketiminin üretilen altının parasal değeri içindeki payı %10 dolayındadır.
Siyanür Geri Kazanımı
Avustralya’da başarıyla uygulanan CRP (Cyanide Recycling Process) yöntemiyle, altının alınmasından sonra çözeltide kalan siyanürün %95’i yeniden kazanılmaktadır. Siyanürlü çözelti, kapalı bir sistemde, asitle tepkimeye sokularak siyanür gazına dönüştürülür.
2NaCN + H2SO4 === Na2SO4 +2HCN
Çözelti berraklaştırılır, özel bir sistem içerisinde siyanür gazı çözeltisinden sıyrılır ve tekrar sodyum siyanüre dönüştürülerek sisteme verilir.

HCN + NaOH === NaCN + H2O



2.4. Siyanürleme Dışındaki Altın Üretim Yöntemleri
Son yıllarda dünyada, çevrenin daha iyi korunabilmesi amacıyla çıkarılan kanun ve yönetmelikler nedeniyle siyanüre alternatif kimyasalların geliştirilebilmesi, pek çok araştırmacının başlıca çalışma konusunu oluşturmaktadır. Bu çalışmaların sonucunda henüz endüstriyel boyutta, siyanürleme yerine kullanılabilecek bir yöntem bulunamamıştır. Aşağıda alternatif yöntemlerden bazıları verilmektedir.
2.4.1. Tiyoüre Liçi
Altın ve gümüşün asidik tiyoüre çözeltisinde çözündüğü ilk kez 1941 yılında Plaksin ve Kozhukhova tarafından açıklanmıştır . Bu konuda saf metaller, cevherler, konsantreler ve artık malzemelerden altın ve gümüş kazanımına yönelik çeşitli araştırmalar yapılmıştır.
Asidik ortamda altın ve gümüş tiyoüre ile etkileşerek Au[CS(NH2)2]2+ ve Ag[CS(NH2)2]2+ şeklinde katyonik kompleksler oluşturmaktadır. Çözünme hızını artırmak için bir oksitleyiciye gereksinim duyulmakta ve bu amaçla da Fe+3 tuzlan, H2O2, Na202 vb. Oksitleyiciler kullanılabilmektedir. Yapılan çalışmalar en iyi sonucun Fe+3 tuzları ile elde edildiğini ve çözünme hızının da nitrat ve klorür ortamına kıyasla sülfat ortamında daha yüksek olduğunu göstermektedir. Ancak, kullanılan oksitleyiciler tiyoüreyi de oksitlemekte ve formamidin disülfür oluşmaktadır. Koşullara bağlı olarak tiyoürenin oksitlenmesi kademeli olarak kükürt ve sülfat oluşumuna kadar devam edebilmektedir. Örneğin, Fe+3 tuzları kullanılması durumunda tiyoüre, formamidin disülfüre yükseltgenmekte ve oluşan formamidin disülfür de altın ve gümüşü katyonik kompleksler oluşturarak çözmektedir
Siyanürleme liçinde anyonik kompleksler oluşurken, tiyoüre liçinde katyonik kompleksler oluşmaktadır. Böyle bir uygulamada, siyanürleme prosesi ile kıyaslandığında, tek dezavantajın daha fazla reaktif tüketimi olduğu sonucuna varılmıştır. Çevre açısından daha az sorun yaratması, çözelti elden geçiriminin daha kolay olması yanında, tiyoürenin, altın ve gümüşe karşı daha seçimli davrandığı sonucuna varılmıştır.
Tiyoüre kullanarak ülkemiz cevherleri üzerinde de çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Yapılan çalışmada tiyoüre liçinin siyanürlemeye kıyasla 9,6 kez daha hızlı gerçekleştiği anlaşılmıştır. Ancak, reaktif tüketiminin daha fazla olduğu, tepkime parametrelerinin çok daha hassas bir şekilde denetlenmesi gerektiği ve asidik ortamda ağır metal iyonlarının daha fazla çözünmesi olasılığının çevre açısından sorunlar yaratabileceği değerlendirmesi yapılmıştır.
2.4.2. Amonyak Liçi
Refrakter karakterli sülfürlü cevherlerin siyanürleme öncesi kavurma işlemine tabi tutulması sırasında oluşan SO2 gazı çevre sorunlarına neden olmaktadır. Basınç altında oksitleme işlemleri ise yüksek sıcaklıklarda ve korozif asidik koşullarda çalışma gerektirmesi yanında, daha sonraki siyanürleme işleminin alkali ortamda yapılması nedeniyle bazı zorlukları beraberinde getirmektedir. Söz konusu sakınca ve zor koşullan ortadan kaldırmak amacıyla ucuz, az toksik, az

korozif, geri kazanımı kolay ve iyi bir kompleks oluşturucu olan amonyak çözeltisiyle doğrudan altın ve gümüş kazanımı üzerinde çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Amonyaklı ortamda altın yükseltgenerek Au(NH3)2+ şeklinde bir katyonik kompleks oluşturmakta ve yükseltgenme işlemi de Cu+2, 02, H202 , Co+y vb. Oksitleyicilerle kolaylıkla sağlanabilmektedir


2.4.3. Tiyosülfat Liçi
Siyanüre kıyasla daha az toksik olması ve iyi bir kompleks oluşturucu ve yabancı katyonlardan daha az etkilenme özelliği dikkate alınarak altın ve gümüş kazanımında tiyosülfat üzerinde durulmuş ve bu konuda çeşitli çalışmalar yapılmıştır.
Tiyosülfat liçi Cu+2 iyonlarının katalizör etkisi altında amonyaklı ortamda altının anyonik bir kompleks oluşturmasına dayanmaktadır. Amonyak ve tiyosülfat gibi iki iyi kompleks oluşturucu ligand bulunduğu ortamın kimyası oldukça karmaşık olup, liç koşullarının oldukça iyi denetlenmesi gerekmektedir
2.4.4. İyot-iyodür Liçi
Altının, ortam koşullarına bağlı olarak klorür, bromür ve iyodürle çeşitli kompleksler oluşturduğu ve oluşan komplekslerin kararlılığının I>Br>Cl olduğu belirlenmiştir. İyot, kuvvetli bir oksitleyici olmamasına karşın, bromdan daha az uçucu olması, sulu ortamda iyodürle birlikte bulunabilmesi ve altını oksitleyebilmesi nedenlerinden ötürü halojen sistemleri içerisinde üzerinde en fazla durulanı olmuştur. Bu konuda, altının iyot-iyodür ortamındaki çözünürlük eğiliminin belirlenmesine ve çeşitli kaynaklardan kazanımına yönelik olarak çeşitli çalışmalar yapılmıştır.


2.4.5. Klor Liçi
Çözünme hızının yüksek olması, ucuz olması ve çözünme mekanizmasının oldukça basit olması dikkate alınarak cevher, konsantre ve artık malzemelerden klorlama yoluyla altın kazanımı konusunda çeşitli çalışmalar yapılmıştır.

3. DÜNYA ALTIN MADENCİLİĞİ

Dünya Altın Rezervleri

Ülke

İşletilebilir

Rezerv (ton)

Görünür + Muhtemel

Rezerv (ton)

G.Afrika

6000

36000

ABD

2700

3700

Avustralya

5000

6000

Rusya

3000

3500

Endonezya

1800

2800

Kanada

1300

3500

Çin

1200

4100

Peru

3500

3500

Türkiye

600

6500

Diğerleri

16 400

19 500

TOPLAM

41 500

90 000


Dünyada halen yaklaşık 900 kadar altın madeni işletilmekte olup, yılda 2.500 ton kadar metal altın üretilmektedir. Güney Afrika, ABD, Avustralya, Çin, ve Kanada dünya üretiminin yaklaşık yarısını karşılamaktadır.



Dünya Altın Üretimi

Ülke

Dünya Altın Üretimi (Ton)

2003

2004

2005

G.Afrika

376

344

296

ABD

285

247

262

Avustralya

284

242

263

Çin

213

210

224

Rusya

182

180

175

Kanada

141

171

118

Peru

172

160

208

Endonezya

163

120

166

Diğerleri

780

800

1047

Dünya Toplamı

2 596

2 474

2 759




Dünya altın talebi son yıllarda artan bir eğilim göstermektedir. Ortadoğu ve Asya’da altın geleneksel yatırım aracı olarak görülürken, Kuzey Amerika ve Avrupa’da aynı ilgiye hiç ulaşamamıştır. Küçük yatırımcılar birikimlerini yüksek fiyatlarda satma yoluna gitmişlerdir. Hindistan altın talep artışının lideridir.


Dünya Altın Talebi (Ton)

Sektör

Dünya Altın Talebi (ton)

2003

2004

2005

Mücevherat & Kuyumculuk

2477

2613

2712

Endüstri ve Dişcilik

381

410

420

Para ve Madalya Basımı

332

473

591

Toplam

3190

3495

3723





4. TÜRKİYE’DE ALTIN MADENCİLİĞİ

Dünyada ilk altın para MÖ 700 yıllarında Salihli-Sart yöresinde hüküm süren Lidya Kralı Krezüs tarafından basılmıştır. Osmanlılar dönemi boyunca işletilen altın-gümüş madenleri hazine için zenginlik kaynağı olmuştur. 1914 yılında 1. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte durdurulan Çanakkale-Kartaldağı-Astyra madeni Anadolu'da işletilen son altın madenidir.

Türkiye'nin bilinen ve envanteri yapılmış toplam altın rezervi MTA kayıtlarına göre 436 tondur. Mevcut bilgilerimize göre, işletmeye hazır yatakların toplam altın rezervi 338 tondur. Türkiye'de, altın oluşumuna çok elverişli jeolojisi nedeni ile ortaya konulmuş olan işletilebilir altın rezervinin çok üstünde bir rezerv beklenmektedir. Türkiye altın potansiyelinin tahmin edilmesi amacıyla yapılan bir araştırmanın sonucunda tahmini altın potansiyelimizin 6.500 tona kadar çıkabileceği hesaplanmıştır.

4.1. Rezervler ve Mevcut Kapasite

Altın madenciliği yapmakta olan şirketlerin kendi rakamlarının ve yayımlanmış çeşitli verilerin yorumlanmasına göre Türkiye'nin bilinen ve envanteri yapılmış toplam altın rezervi 436 tondur.



Türkiye'nin Bilinen Altın Rezervi

Tür

Altın(ton)

%

İşletilebilirliği Söz Konusu Yataklar Potansiyel Yataklar

Altının Yan Ürün Olduğu İşletilen Yataklar



338

50


48

77,5

11,5


11,0

Toplam

436

100

İzmir-Bergama-Ovacık, Balıkesir-Havran-Küçükdere, Gümüşhane-Mastra, Eskişehir -Sivrihisar-Kaymaz ve Uşak-Eşme epitermal tipte yataklardır. Yine işletilmesi planlanan yataklar arasındaki Artvin-Cerattepe ise bir masif sülfid yatağının oksitlenmiş demir şapkasıdır. Izmir-Efemçukuru ise skarn tipi bir altın yatağıdır.


İşletilen Veya İşletilebilirliği Söz konusu Olan Altın Yataklarının Rezervleri


Yatağın Yeri


Tipi/Şekli

Tenör


Rezerv

(ton)

Metal içeriği

Au

(g/t)

Ag (R/t)

Au

(ton)

Ag

(ton)

İzmir-Bergama-Ovacık

Epitermal-Damar

9.0

11.0

2,980,000

26.82

24.0

Balıkesir-Havran-Küçükdere

Epitermal-Damar

6.43

11.8

1,410,000

9.07

17.0

Eskişehir-Sivrihisar-Kaymaz

Lisvenit-Saçınımlı

6.04

5.3

974,000

5.88

3.0

Erzincan-Ilıç-Çöpler

Porfiri/epitermal-Saçınımlı

3.3




34,000,000

112.00

-

Manisa-Salihli-Sart

Plaser

96 mg/m3




20,000,000 m3

1.90

-

Artvin-Cerattepe-Kaftasör

Masif sülfit-okside zon

4.0

140

8,200,000

32.80

1050.0

Gümüşhane-Mescitli-Mastra

Epitermal-Damar

12.0




1,000,000

12.00

8.0

Uşak-Eşme-Kışladağ

Porfîri-Saçınımlı

1.43




74,000,000

105.80

-

Izmir-Efemçukuru

Epitermal-Damar

12.65




2,500,000

31.62

-

TOPLAM













337.89

1100.0

Türkiye altın madenciliğinde ilk kurulu kapasite, Koza-İpek Holding'e ait İzmir-Bergama-Ovacık tesisleridir. Madencilik faaliyetleri sonucunda 24 ton altın ve 24 ton gümüş kazanılacağı bilinmektedir. Ovacık Altın Madeni'nin 8 yıl süreyle işletilmesi ve yılda 300 bin ton cevher çıkarılması planlanmıştır. İşletmenin ilk üç yılında üretim hem açık ocak hem de yeraltından birlikte yapılacaktır. Daha sonraki 5 yıldaysa sadece yeraltı işletmesi sürdürülecektir. Cevher içerisinde sülfid minerali hemen hiç yoktur ve serbest halde bulunan altın tanelerinin boyutu 10 mikrondan küçüktür. Cevherden altın kazanımı için siyanür liçi, proses atıklarındaki siyanürün bozundurulması için "INCO SO2/Hava" yöntemi ve ağır metallerin kararlı hale getirilerek çöktürülmesi için "Fenik Sülfat" yöntemi uygulanacaktır. Atıklar, kimyasal bozundurmadan sonra atık havuzunda depolanacaktır .

Manisa-Salihli-Sart bölgesindeki plaser altın yatağı Pomza Export Madencilik tarafından işletilmektedir. MTA tarafından arama çalışmaları yapılan saha, Etibank'a devredildikten sonra adı geçen şirket tarafından ihale yolu ile satın alınmıştır. Kum ve taş ocağı olarak işletilen sahada şirket, altın konsantresi dışında rutil, zirkon, ilmenit, magnetit içeren ön konsantre elde etmektedir. Kuvars agregası, çakıl, kum, kil; briket, beton ve inşaat endüstrisi için üretilmektedir. Dokuz Eylül Üniversitesi Cevher Hazırlama Bölümü tarafından yapılan cevher kazanımına yönelik çalışmalar sonrası altının büyük bölümünün (%88,2) 0.8 mm ile 0,3 mm tane boyu arasında serbest halde bulunduğu tespit edilmiştir. Altın ve diğer minerallerin kazanılmasında siklon+spiral+sallantılı masa düzeneğinden yararlanılmakta olup %66 geri kazanım oranıyla 42,43 g/t Au tenörlü konsantre, %5 TiO2 içeren ağır metal konsantresi elde edilmiştir.







Yıl

Türkiye’nin Altın İthalatı (Ton)

2005

270

2004

251

2003

214

2002

129

2001

103

2000

205

1999

107

1998

157

1997

186

1996

136

1995

65

Toplam

1 823
5. SONUÇ

Metal madenler grubunda bulunan bakır, arsenik, kurşun, cıva vb. gibi madenler insan sağlığına zararlı madde (zehirli) özelliği taşımalarına karşın, altın insanların ağızlarında diş kaplamasında kullanılacak nitelikte, insanla en fazla barışık metaldir.

Altın madeninin aranması, işletilmesi ve zenginleştirme esasları diğer madenlere uygulanandan farksızdır. Doğada az bulunması, üstün metalik özelliklerinden dolayı tıp, elektronik gibi sanayilerde ikamesi zor metallerden biri oluşu, süs ve takı eşyalarında kullanılması ile uluslararası değişim ve ödeme sisteminde kıymetli bir aracı oluşu toplumda farklı değerlendirilmesine neden olmaktadır.

Ülkemizde, siyanürleme yöntemi ile yapılan altın madenciliği, haklı veya haksız ciddi tepkiler çekmiştir. Günümüzde teknolojinin sunduğu olanaklar ve artan çevresel duyarlılık Bergama’da işletmeye açılan altın madeninde, ileri düzeyde çevre önlemleri alınmasını sağlamıştır. Böylece, Türkiye’de bu alanda gelişmiş ülke standartları yakalanmıştır.

Mevcut tartışmaların ülke yararına sonuçlandırılabilmesi için;

Devlet organları, üniversiteler ve odalar, ilgili madencilik yatırımlarının ülke açısından ekonomik ve sosyal değerlendirmesini yapmalıdır. Diğer bir ifadeyle, madenlerin yenilenemeyen doğal kaynaklar olduğu unutulmadan, işletilecek madenin Türkiye’ye kazandıracakları ile kaybettirecekleri hesaplanmalı ve ulusal sanayi politikaları kapsamında işletilmesi sağlanmalıdır. Bu nedenle gerekli kurallar konulmalı, kontroller devlet organları ile ilgili sivil toplum örgütleri tarafından yapılmalıdır.

Altının dore halinde ihracatının yerine rafine edildikten ve uç ürün haline getirildikten sonra ihraç edilmesi sağlanmalıdır. Aksi taktirde, doğal kaynaklarımızın sömürülmesi kaçınılmaz olacak ve sürdürülebilir kalkınma doğrultusunda geliştirilmesi gereken ulusal sanayimizin hammadde ihtiyacı dışa bağımlı hale gelecektir. Bu da rekabet şansımızı ortadan kaldıracaktır. Bu nokta dikkatle irdelenmeli, orta ve uzun vadeli planlar yapılarak, sektörde gereksiz polemiklere girilmesi de önlenmelidir.

Altın madenciliği, dünyada çevre konusunda duyarlı pek çok ülkede gerekli önlemler alınarak yapılmaktadır. Altın üretiminin yaklaşık %85’i siyanür liçi ile gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla, altın madenciliğinin yapılması teknik nedenlere dayanılarak engellenemez. Farklı siyasi ve sosyo-ekonomik görüşlerin ülke çıkarları ekseninde tartışılarak, en uygun çözümün bulunması sağlanmalıdır.







Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©www.azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə