Afrika sorun / Çatişma bölgeleri-1 (BATI afriKA)




Yüklə 34.01 Kb.
tarix23.04.2016
ölçüsü34.01 Kb.




AFRİKA SORUN / ÇATIŞMA BÖLGELERİ-1 (BATI AFRİKA)
Volkan KURT
BÜSAM Afrika Masası Uzmanı

Gine’deki genel durumun gittikçe kötüleşmesi tüm Batı Afrika için kaygıları artıran ve acil müdahale gerektiren ve bir duruma gelmektedir. Çünkü Gine yayılan bir çatışmanın ve muhtemel bir iç savaş eşiğinde bulunmaktadır.

Başkan Lansana Conte’nin zayıf ülke yönetme kabiliyeti ve yönetimin acımasız uygulamaları sonucunda ülke anarşiye benzer bir ortama sürüklenmiş ve Conte yönetimine karşı protestolara yol açmıştır. Eşi görülmemiş bir girişimle ülkedeki iş sendikaları Şubat ve Haziran 2006’da iki genel grev düzenlemişlerdir. Bu grevler yoluyla halk hoşnutsuzluğunu ve bu yeraltı zengini ülkenin kötü yönetilmesine karşı alınacak köklü çözümler sağlayamayan hükümetin kapasitesizliğini ortaya koymuştur. Ülkedeki işçi sendikaları Ocak 2007’de yönetime karşı toplu protestolara dönücek olan üçüncü kez ve süresiz bir genel grevi başlatmışlardır.

Haftalar süren grevler ve kanlı gösterilerden sonra Gine Hükümeti ile sendikalar arasında Sendikaların ana istekleri olan geniş yetkilere sahip bir Başbakan atanması konusunda anlaşma imzalanmıştır. 9 Şubat 2007’de Başkan Conte tarafından yine senelerdir kendi tarafında yer alan bir isim olan Eugene Camara atanması ülkeyi kontrol edilemez kaos ortamına sürükleyen hareket olmuştur. Ocak ayının ortalarından Şubat ayı ortalarına kadar Güvenlik Güçlerince birçok insan öldürülmüş (Ölü sayısı 137-183 arası, Yaralı sayısı:1500 civarı) birçok insan da yaralanmıştır. 12 Şubat 2007’de Başkan Conte yönetimi Silahlı Kuvvetlere devreden olağanüstü durum kararını açıklamıştır.

Geçen birkaç sene içinde birbirine düşman grupların başkanlık çarkı içerisinde güç mücadelesi gerçekte yolsuzluk sistemini koruyarak kendi politik ve mali çıkarlarını devam ettirme amacı gütmekteydi. Halk tabanında ise bu kötü ekonomik çöküntü tablosu içerisinde günlük yaşamlarını devam ettirmeye çalışan halk kitleleri hoşnutsuzluklarını ortaya koymanın gerçekten değişime yol açabileceğini Ocak ayı içerisinde meydana gelen olaylar esnasında anlamış bulunuyordu.

Mart ayında iç ve uluslararası baskılar neticesinde Başkan Conte halk ve sendikaların da üzerinde uzlaştığı bir isim olan Lansana Kouyate’yi Başbakan olarak atadı. Kouyate tarafından seçilen Hükümet Üyeleri hiç bir zaman Conte rejimiyle ilgileri bulunmamış kimselerdi. Bu yeni hükümet üyeleri ülkenin senelerce kötü idere edilmesi ve beceriksiz yöneticilerden sonra kalkındırılmasında çok zorlukla karşılaşıldı.

Başkan Conte ise ülkedeki emniyet güçlerinin kontrolunu elinde tutarak Ocak ve Şubat olayları esnasında kendisini iktidardan uzaklaştırmaya çalışan Gineli gençlere karşı tereddüt etmeden ateş açan ordunun kendisine sadakatini bir kere daha denemiş ve kanıtlamıştı.

Ülkedeki en son gelişmeler Başbakan olarak atanan Kouyate’nin ülkeye getirdiği balayı ruh havasının bitmek üzere olduğudur. Başkan Conte ve ekibi halen kontrolu tekrar ele geçirmek için uğraş vermektedir. Enflasyonun düşmesine rağmen Başbakan Kouyate’ye gösterilen ilk başlardaki ilgi, ekonomik koşulları iyileştirip Conte rejiminin etkilerini yok edebilme kabiliyetine olan güven yerini yavaş yavaş şüpheli bir bekleyişe bırakmaktadır. Kouyate’yi başarısız kabul etmek için henüz daha çok erkendir.

Conte ve ekibi yenilgiyi kabul etmemekte ve halen gücü ele geçirmek için Sendikalar, muhalefet partileri ve diğer Kouyate muhaliflerini kendi taraflarına çekmeye ve kışkırtmaya çabalamaktadır. Serbest, adil ve şeffaf bir başkanlık seçimi yoluyla Conte rejiminin tamamen demokratik yollardan sona erdirilebilmesi için Kouyate’nin önündeki altı ayda yapılacak ve aşılacak birçok zorluklar bulunmaktadır. Kouyate’nin kendisini başbakanlığa getiren sürecin her geçen gün daha da kırılganlaştığını dikkate alarak Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Birliği’nin (ECOWAS) yanısıra A.B.D ve Fransa’nın da yardımını alması önem arzetmektedir.

Gine’de insanların değişim isteğinin ne kadar süre sonra karşılanacağı sorusunun cevabı halen merakla beklenmektedir.


Afrika'da Gine'nin başkenti Conarky'de birazdan sokağa çıkma yasağı başlayacak. Terliklerini yıkayan çocuk bunun telaşında. Gine'de iktidardaki diktatöre karşı çıkanlarla hükümet güçleri arasında çatışmalar oluyor. Duvardaki türkçe olmasa da kader yazısı adeta ta oralardan buraya ''Kaderimizi anlatın'' diyor. 1958 yılında Fransız sömürgeciliğinden bağımsızlık, Sovyetler Birliği'ne yanaşım, sosyalist diktatörlük, binlerce kayıp insan, işkence iddiaları, darbe ve bugünkü devlet başkanı albayın iktidara gelmesi, yoksulluk, diktatör Lansana Conte'nin ülkesine sığınan göçmenlere yardım paraları üzerinde bile yolsuzluk yaptığı iddiaları ardından 2007'de ayaklanmalar sonra da çatışmalar. Gine'nin aslında yeraltı kaynakları açısından Afrika'nın sayılı sayılı zengin ülkelerinden biri olması...

Resim ve yorum kaynak: http://www.zamansiz.com/iste-quotoquot-an-resimleri-t56506p11.html/


Liberya’da Kasım 2003’de anlaşma yoluyla Başkan Charles Taylor’un iktidar koltuğundan ayrılması tüm Liberya’yı ve diğer komşu ülkeleri istikrarsızlığa sürükleyen iç savaşın da bitişi olmuştur.

Geçiş döneminde Liberya yoğun uluslararası girişimler ile Eylül 2003’de başlayan UNMIL (United Nations Mission in Liberia-Birleşmiş Milletler Liberya Misyonu) vasıtasıyla ülkenin kalkındırılması çabalarına sahne olmuştur.


(UNMIL Force Commander Lt. Gen. Joseph Owonibi salutes during the Peacekeeping parade- Kaynak:http://unmil.org/photos.asp )
2005’in sonlarına doğru yeniden yapılanmayla ilgili fonların kullanımında sorumluluklar konusundaki sıkıntılar nedeniyle Donor ülkeler GEMAP (Governance and Economic Management Assistance Plan- İdare ve ekonomik yönetim yardım planı) adı verilen ve ülkedeki idari uygulamaları ve yeniden yapılanma döneminde fonlarla ilgili sorumlulukları geliştirmeyi öngören bir programı uygulamaya koymuşlardır.


Liberya Ocak 2006’da ülkedeki en önemli zorluklardan ilkini Devlet Başkanı olarak Afrika tarihindeki ilk bayan Devlet Başkanı olan Ellen Johnson Sirleaf’ı seçerek atlattı.


Yeni hükümetin seçilmesinden bir yıl sonra belirli gelişmeler oldu fakat kritik gelişme sahalarında daha fazla gayret gerekmekteydi. Cinsiyetle ilgili yasalar, ordu reformu ve DDR (Disarmament Demobilization and Reintegration) konusundaki girişimler güvenlik alanındaki ilk gelişmeler oldu. Polis reformu en acil öncelikteki alanlardan biriydi.

Gerçek ve Uzlaşma komisyonu (Truth and Reconciliation Commission-TRC) çalışmalarına başlamasından sonra geçmişin yaralarının sarılacağı ve suçluların adalete teslim edileceği konusuna verdiği önemi açıkça ortaya koydu. Fakat komisyonun görevlerini yerine getirmesin için başta kendisinin saygı ve kabul görmesi olmak üzere birçok sorunla uğraşması gerekmektedir.

Buna ek olarak Sierra Leone’deki suçlarından ötürü Charles Taylor’un Lahey Uluslararası Adalet Divanında Haziran 2007’de yargılanması gündemdeydi. Bu durum bazı Taylor’un liderliğinde yapılan olaylara şahit olan bazı Liberyalılarca memnuniyetle karşılanırken bazı kesimlerce de ülkenin kırılgan yapısının daha kötüleşebileceği endişesini taşıyan bazı kesimlerde de korku yarattı. Bazı girişimlere rağmen ülke çapında yargı süreci etkisiz kaldı ve uzun vadede varlığını sürdürebilmesi ve güçlenmesi için önemli gayretler gerekmektedir.

Sonuç olarak ülkedeki diğer kurumların şekillenmesi ve desteklenmesi için gerekli ekonomik gelişme 2005 sonlarında başlatılan tartışmalı GEMAP girişimi ile halledilmeye çalışıldı fakat gerçek manada değişim için bu tip girişimlere süregelen bir destek gerekmektedir.


Sierre Leone on bir sene süren iç savaştan çıktığı 2002 yılından beri kırılgan bir devlet görünümünü devamlı korumuştur. En son barış destekleme ile görevli BM askerinin Aralık 2005’de çekilmesinden sonra güvenlik konusunda sorumluluk hükümeti desteklemek için kalan yeni bir BM ofisi ile belirli ölçüde İngiltere tarafından desteklenen güvenlik güçlerine bırakılmıştır.

Ülkenin sahip olduğu etkileyici orandaki tarım ve mineral zenginliğe rağmen halka temel hizmetlerin götürülmesinde bile hükümet neredeyse Donör ülkelere tam bağımlı bir yapı sergilemektedir. Yolsuzluk, işsizlik, temel devam ettirebilir gelişme gibi konular çözülmesi gereken sorunların başında yer almaktadır. Mart 2007’de Sierra Leone BM Barış Destekleme fonundan 35 Milyon USD yardım aldı.

Sierra Leone Hükümetinin yargılama yetkileri kapsamındaki Sierra Leone Özel Mahkemesi eski Liberya devlet Başkanı Charles Taylor’un Haziran 2007’de Lahey’de yargılanması için kuruldu fakat Mart 2007’de planlandığı şekilde çalışmalarına başlayamadı.

2007 seçimlerinin ilgili yükselen tansiyon yanısıra Gine’de kötüye giden ekonomik ve politik şartlar Sierra Leone’de potansiyel bir kaygı ortamı yarattı. Fakat komşu Liberyadaki 15.000 BM askerinin varlığı bölgede güvenlik ortamında istikrarı artıran bir faktör olarak ön plana çıkmaktadır.


Fildişi Sahili (Cote d’Ivoire) bir zamanlar bölgede en istikrarlı ülkelerden biri olarak gösterilmekteydi. Eylül 2002’de Başkan Gbagbo’ya karşı yapılan başarısız bir darbe girişimi ülkeyi Kuzey veGüney şeklinde ikiye ayıran bir isyana dönüşmüştür. Bunun neticesinde ülke Güneyi Hükümetin kontrolunda Kuzeyi ise isyancıların kontroluna geçmiştir. Binlerce BM ve Fransız askeri birliğinin ülkeye gelmesi barışı garantileyememiş, temel barış anlaşması olan (Linas-Marcoussis) Ocak 2003’de kısmen ve gönülsüzce imzalanmıştır. 2003-2005 arasında görev yapan ilk uzlaşma hükümeti Ekim 2005 tarihinde yapılması planlanan başkanlık seçimine giden süreçte başarısız kalmıştır. 2006’nın ilk yarısında Başbakan Charles Konan Banny liderliğindeki yeni hükümet barış sürecini tüm ülkede bir kimlik belirleme çalışması yanısıra silahlı kuvvetlerin ve milislerin silahsızlandırılması gibi önemli projelerle devam ettirmeye çalışmışlar fakat ülkedeki etkin kesimlerin güvenini alamadıkları için barış süreci felce uğramıştır.Bunun neticesinde de Ekim 2006’ya planlanan Başkanlık Seçimleri ikinci kez ertelenmiştir. Kasım 2006’da BM Güvenlik Konseyi (BMGK) 1721 sayılı Kararı ile Geçici Hükümetin görev süresini uzatmış ve barış sürecinin Ekim 2007’e kadar sonuçlandırılmasını belirtmiştir.

2007’nin ilk yarısında; görev süresi Ekim 2005’de sona eren Başkan Gbagbo ile Nouvelles Kuvvetlerinin Lideri (daha önce isyancı grupların lideri) olan Guillaume Soro arasında 4 Martta Ouagadougou Barış Anlaşması imzalandı ve Soro yeni Başbakan olarak atandı. Bu barış anlaşması çoğu uluslararası çevrelerce de onaylanarak Fildişi Sahili’ndeki krizin sona erdiği ümidini doğurdu fakat bu Batı Afrika ülkesinde kalıcı bir barış için halen yapılması gereken birçok konu varlığını sürdürmektedir. Çünkü ülkenin tekrar bütünlüğünün sağlanmasında ve güvenilir bir şekilde Başkanlık seçimlerinin yapılmasında gerekli adımlar olan Silahlı ve milis güçlerinin silahsızlandırılması, seçmenlerin kimliklerinin sağlıklı şekilde belirlenmesi ve ülkedeki yönetimin Kuzey’de de etkin olması konuları karşı karşıya kalınan en önemli sorunlar olarak görülmekte ve tekrar şiddet ortamına dönülmesi olasılığı göz ardı edilmemelidir. Ülkede ekonomik sorunlarla boğuşan ve gün geçtikçe kötüleşen bir halk kitlesinin yanısıra her iki çatışan taraftan BARIŞ YOK-SAVAŞ YOK şeklindeki bir anlayışın doğurduğu müsait ortamda ceplerini dolduran bir mutlu azınlığın mevcudiyeti Fildişi Sahili’nde istikrarın en büyük tehdidi olmaya devam edecektir.

Nijerya 1999 yılında demokrasiye dönüşünden sonra etnik-dini ve toplumsal kargaşalara sahne olmuştur. Bu olayların neticesinde 14.000 insan hayatını kaybetmiş ve üç milyondan fazla insan ülke içinde yerlerinden olmuştur.

2 yıl süren askeri rejim sonrasında ülke politik olarak deneyimsizliklerin, derin ekonomik çelişkilerin ve sosya eşitsizliklerin yaşandığı bir yer olmuştur.

Etnik ve dini konulara dayanan öldürmeler sık sık görüldü. Ülkede güç ve gelir üzerinde merkezi yönetimin aşırılıkları, etnik kimlik konusunun politikaya alet edilmesi, devletin silahlı güçlerinin kabul görmemesi illegal silahlı grupların varlığı ve hızla artması (özellikle petrol zengini Nijer Havzasında) ülkenin 36 şehirinde şiddet olaylarının hızla artmasına yol açtı.

1999’dan bu yana devam eden sivil kökenli yönetim anlayışı sonucunda ülkedeki 140 Milyon nufüsun refahtan eşit pay alması, ekonomik gelişme için yeni girişimlerde bulunulması ve politik arenanın liberal bir yapıya getirilmesi konuları başarısız kalmıştır. Bu yaygın ve derinleşen hayal kırıklığı özellikle genç kesim içinde etkili olmuş ve dünyanın 8nci büyük petrol üreten ülkesinde istikrara karşı en önemli tehdit haline dönüşmüştür.



Federal Hükümet bu gelişmeleri sadece basit bir kanun ve nizam sorunu olarak görmekte ve buna uygun tedbirler almaktadır. Bu açıdan bakıldığında Nijerya Hükümeti kaynakların kontrolu, vatandaşlık hakları, güç ve refah dağılımı konularında gerekli önlemleri almaz ise artan ölçüde bir iç krizin eşiğine gelebilir.
Aynı zamanda Nijerya başta Batı Afrika olmak üzere tüm Afrika’da ve hatta dünya politik arenasında boy gösterme çabalarına devam etmektedir. Buna rağmen eğer uluslararası toplum eğer Nijerya’yı sadece bir büyük Petrol üreticisi ve barışı destekleme harekatlarına yaptığı olumlu katkılar dolayısıyla sadece bir polis gücü devleti olarak görmeye devam ederse ülkenin iç dinamik ve karışıklıklarını kavramada yanılgıya düşebilir. Ülkede devam eden seviyelerdeki şiddet hali büyük bir bölgesel güvenlik sorununun emareleri olması açısından çok önemli bir potansiyel göstermektedir.


Kaynaklar :

http://www.crisisgroup.org/

http://www.un.org/

http://tr.wikipedia.org


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©www.azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə