80. (*) ‘abes e ( Mekki – 42 Âyet )




Yüklə 64.59 Kb.
tarix21.04.2016
ölçüsü64.59 Kb.
.80.

(*)

A B E S E


( Mekki – 42 Âyet )
ACIYAN,BAĞIŞLAYAN ALLAH’IN ADIYLA
1-4. O ekşitti yüzünü

Ve arkasını döndü

(Mütekebbir,kendini

Beğenmiş bin bir yüzlü,

Güzelim Peygamber’i

Bırakarak yüz üstü!)

Amanın kendisine

-Bulunduğu meclise.-

Gelmesi üzerine.

Ey Resûl’üm!Bak dinle!

Sana ne şey bildirdi



O amanın halini!

Belki geliş sebebi

Temizlenmek içindi.

-Ne bilirsin belki de

O temizlenecekti.-

Özürlü,yoksul kimse

Öğüt dinleyecek de,

O öğüt kendisine

Bir fayda verecekti.”

(Ya da:O kibirlinin,

Müşriğin,putperestin

Arınmak niyetinde

Olma ihtimalini,

Verilen öğütlerin

Gerçekten kendisine

Bir yön vereceğini

Nereden bileceksin?)

(*):Sûre adını,hemen başında geçen ve “surat astı”,”yüzünü ekşitti” yahut “buruşturdu” veya “yüzünü ekşitti ve çevirdi

anlamına gelen “abese” fiilinden alır.

Tartışmazız Mekki olan sûrenin ilk pasajında atıf yapılan görme

özürlü İbn Ümmi Mektum’un kahramanı olduğu olay,sûrenin

indirilmiş olduğu zaman dilimi hakkında ip ucu verir.

ALLAH Rasûlü’nün müşrik kodamanları İslam’a davet için bir

araya geldiği günlerdir.

Tüm tertiplerde Necm Sûresinin ardına yerleştirilen sûre,muh-

temelen Mekke müşrikleriyle köprülerin atılma arefesinde nazil

olmuştur.Zira Necm Sûresinin indirilişinin üzerinden fazla bir

süre geçmeden tüm diyalog kesilecektir.Şu halde ‘Abese Sûre-

si,bireysel davet ile Habeşistan hicreti arasındaki bir dönemde

muhtemelen 4.yılda indirilmiş olmalıdır.

Sûre,ilk bölümünde dolaylı,diğer bölümlerinde ise doğrudan

İnsanı (el-insan) muhatap alır.Öznesi tartışmalı olan ilk iki âye-

ti istisna edilirse,sûre Hz.Peygamber(AS)’i uyaran bir pasajla

söze girer.(3-10.âyetler.)Bu uyarı sorumluluk ahlâkı ile,davranış

ahlâkı arasındaki dengenin sağlanmasına/ korunmasına yöne-

liktir.Aynı zamanda toplum içinde özürlüye öncelik tanıyan bir

tavır öne çıkarılır.

İlk pasajın ana teması,sosyal statü ve konumların kişinin değe-

rini belirleyici olamayacağıdır.Aynı hakikat Hümeze ve Hucurât

sûrelerinde de vurgulanır.Bu konuda Hz.Peygamber(AS)’i uya-

ran âyetler bu sûrenin ilk pasajıyla sınırlı değildir.A’râf 52-54

gibi doğrudan ve Hûd 29-31 gibi dolaylı pasajlar da konuyla ilgi-

li uyarılar taşır.

Ardından söz insana getirilir.zira sözün insanı vahiy(11-16.âyet-

ler.)hayatın vahyi insandır.(17-24.âyetler.)Sûrenin Hz.Peygamber

(AS)’i uyaran ilk pasajının da maksadını içeren berceste âyeti

burada yer alır;”(Hiçbir insan)O’nun emirlerini asla kusursuz-bir

biçimde-yerine getirememiştir.(22.âyet.)Bu,”kul kusursuz olmaz”

ın Kur’anda eşsiz bir şekilde ifade edilişidir.

Son söz yeniden dirilişe aittir.Özellikle en yakın akrabaların dahi

birbirinden kaçacağı Hesap Günü’ne;”Bazı yüzler vardır ,O Gün

ışıl,ışıl ağardıkça ağaracak,şen-şakrak(olacak)…Bazı yüzler de

vardır ki,O Gün bütünüyle toz-toprak(içinde)karardıkça karara-

cak.(38-41.âyetler.)

Rabbimiz!O Gün yüzümüzü ak,alnımızı/özümüzü pak,sözümüzü

hak eyle!Dosta,düşmana karşı mahcup eyleme!



***


5-7. Fakat o kuvvetine

O mal-mülk sahibine,

Kendini Bana muhtaç

Görmeyen kibirliye,

Kendi kendine sözde

Yettiğini sanana,

Gelince sen nedense

Ona yöneliyorsun,

O kuvvetliden yana

O böbürlenen şahsa,

-Kendisini her türlü

İhtiyacın üstünde

Gören o gece yüzlü

Şımarık varlıklıya.-

Nasihat ediyorsun,

Amaya bakmıyorsun.

Sen bağrını ona aç.

Onun arınmasından,

O zavallı bahtsızın

-Dinsizin,imansızın.-

Temizlenmemesinden

Türlü pisliklerinden,

Müşriklik batağında

Çırpınıp durmasından

Ne zarar gelir sana

Ve kendine ne fayda!

Sorumlu değilsin sen

Onun günahlarından. (…arınmasından.
8-10. Ey Resûl,o kimse ki,
Sana koşarak geldi


Büyük bir iştiyakla,

Seni dinlemek için,

Senden feyz almak için

Bütün iyi niyeti,

Olanca saflığıyla.

O kimsedir ALLAH’tan

Korkar,günahlarından,

Ürperir için,için,

Kusur etmez saygıda…

Ey Resûl’üm sen ise

Asıl o ama ile

Meşgul olacağına,

Birlik olacağına,

Arka çıkacağına,

Sırtını dönüyorsun,

İlgi göstermiyorsun,

İltifat etmiyorsun.

Kendisini yok gibi

Sayıyor,tutuyorsun…



11-16. Hayır,iş değil öyle!

Nasipsiz kimselere

-Büyük burunlulara…-

İltifat etmektense,

İlgi göstermektense,

Böyle saf mü’minlere,

-Temiz yüreklilere…-

Bir fırsat vermelisin,

Din’i öğretmelisin.

Şüphe yok ki bu Kur’an,

Bir öğüttür her zaman

-Bir düşündürücüdür,

Dünyada,ahirette

Yüzü güldürücüdür.-

Artık ondan dileyen (…dinleyen)

-Can kulağını açan.- (Gönüllü olan ondan

Düşünür ders alır hem.

Kur’an ki,pek şerefli

Kutsanmış,bereketli

Yüksek sahifeleri

Vardır Ana Kitap’ta,

Yüce Levh-i Mahfuz’da.

Evet,yüksek tertemiz

-Her şeyin üstündedir,

Temizdir,tertemizdir,

Sizler için seçilmiş

Katımdan gönderilmiş,

En yüce makamlara

Kaldırılmış ayetler…-

Sahifeler,katipler

Güvenilir görevli

Türünün en iyisi,

Hatasız,şaibesiz

Elçiler tarafından

Yazılır sayfa sayfa…

Evet,o kerimlerin,

İtaat edenlerin

Elleriyle dünyaya

Katımdan(n)belirlenmiş

Zamanda indirilir.

17. Kahrolsun o insan ki,

Hakkını vermediği

Hayattan,hayatından

Mahrum kalası insan

İnkâr eder Rabb’ini.

O ne kadar nankördür.

Ne kadar aşırıdır,

Ne sınır tanımazdır.

-Sanki ruhsuzdur,kördür.-
18-22. Hayret,hayret doğrusu!

Düşünmez mi ki onu

ALLAH nasıl bir şeyden

-Önemsiz bir maddeden.-

Bir damla kanlı sudan

-Bir hayat tohumundan.-

Yaratmıştır,sonradan

Takdir ettiği şekle

Koymuş,düzenlemiştir.

Ve ona bahşetmiştir

Takdir yeteneğini.

Akıl,zeka yanında

Türlü nimet vermiştir.

Kolaylaştırdı ona (Vahiy,akıl irade

ALLAH yolu(nu) sonra (da). Kılavuzluğu ile

Ve Rahman sonra onu Ebedi kurtuluşa…

Öldürdü,kabre soktu. (…koydurdu.)

Sonra dilediğinde

-Zamanı geldiğinde.-

Hesap sormak üzere

Onu diriltecektir

Tekrar can verecektir.

23. Hayır,hayır o insan

Ona Ulu Rahman’dan

Verilen emirleri

Yerine getirmedi,

Tam eda edemedi.

((Evet,(hiçbir kul-insan)

O’nun emirlerini

Kusursuz olarak tam

Yerine getirmeye

Güç yetirememiştir.

Sonsuz nimetlerine

Şükür edememiştir.

Kusursuz insan yoktur.

Kusursuz olan O’dur.))

24. İnsan yediklerine

Bir bakıversin hele!

-Niçin nankörlük eder,

Rabb’ın nimetlerine

Göz süzer,dudak büker?-

(Hiç bakmaz mı kendine,

Yaratılış şekline,

Yaşama sürecine…)
25. Şüphe yok ki Biz suyu

-Hayat veren yağmuru.-

Yeryüzüne döktükçe

Döktük cömertçesine

Sağanaklar halinde..
26. Yeryüzünü sonra da

Yarıverdik yarmakla. (…yardıkça)

Tarifsiz incelikle,

Göz,göz tam bir ölçüyle.

Boy attı nice bitki,

Kokulu ve meyveli…


27-31. Ve onda,yeryüzünde

Bitirdik daneler de…

Ve yaş üzüm,yaş yonca,

Çiçekler gonca,gonca…

Ve gürbüz zeytinlikler,

Ve cömert hurmalıklar…

Meyveli ve meyvesiz,

Gövdeli ve gövdesiz,

İklim,iklim bitkiler…

İri ve sık ağaçlar

-Gümrah,büyük ormanlar…- (Balta girmemiş…

Gür çimenli bahçeler, (Gönül alan….

Ki yapraklar,çiçekler (Göz alıcı….

Girmiş biribirine

Gülüyle,dikeniyle…

Ve meyvalar,çayırlar…

-Şeftaliler,elmalar,

Portakallar,kaysılar…-

32. Ey insanlar,hep bunlar

Bu nimetler,ikramlar

Sizlerin,hayvanların

-Cümle yaratılmışın.-

Faydalanması için

Yapılmaktadır bilin!

-Bunun için şükredin

Rabb’e teşekkür edin.-
33-37. O pek kuvvetli sayhâ, (Nihayet kulakları

Geldiği vakit artık Sağır edici çığlık

Olanca öfkesiyle, (…şiddetiyle)

İnsanın annesinden, O Kıyamet çığlığı

Kardeşinden,eşinden,

Babasından,oğlundan (…..evlâdından

Dostundan yakınından (Herkesin

Firar edeceği gün birbirinden

O gündür o müthiş Gün… Kaçmak için yeterli

O Gün her kişi için Sebebi,meşgalesi
Öyle dertler vardır ki, Olacak kuşkusuz ki!


Öyle yükler vardır ki,

Yeter de artar ona

Bütün ağırlığıyla

Çökünce yüreklerin

Sonsuz ufuklarına…
38-39. O Gün birtakım yüzler

Parıldarlar,gülerler.

Memnundur sevinçlidir,

Mutludur,gönençlidir,

Ağardıkça ağarır,

Çoşkulu,şen-şakraktır…
40-42. O Gün bazı yüzler de

Bürünmüştür kedere.

Hüzünlüdür,dertlidir,

Kapkara kesilmiştir.

Tozludur,karanlıktır.

İşte bunlar sapkınlar,

Bahtsız günahkârlardır.

Kötülüğe batanlar,

Küfre saplananlardır,

Yoldan sapan şaşkınlar

Sorumsuz bahtsızlardır.
***


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©www.azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə