18 mart çanakkale deniz savaşlari zaferi yildöNÜMÜ ve şEHİtleri anma güNÜ konuşmasi




Yüklə 14.31 Kb.
tarix28.04.2016
ölçüsü14.31 Kb.
18 MART ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞLARI ZAFERİ YILDÖNÜMÜ VE

ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ KONUŞMASI


Maziye sor, ecdadımı söyler sana kimdi;

Bir bitmez ufuktum, küre vaktiyle benimdi.


M. Cemal Kuntay

Sayın; Kaymakamım, değerli konuklar.

Bugün, dünya savaş tarihinde örneği görülmeyen bir savunma savaşının, Türk Milletinin, vatan sevgisini, bağımsızlık aşkını, savaşta bile hoşgörü ile nezaket anlayışını dünyaya bir kez daha anlattığı Çanakkale Deniz Zaferi’nin 99. yıldönümünü ve mukaddes değerlerimiz için, vatanımız için canlarını çekinmeden feda eden aziz şehitlerimizin Şehitler Günü’nü idrak etmenin büyük onurunu yaşamaktayız.
İtilaf Devletleri 1. Dünya Savaşı öncesinde hasta adam dedikleri Osmanlı Devletini kendi aralarında paylaşmak için gizli antlaşmalar yapmışlardı. Osmanlı Devletinin bir oldu bittiye getirilerek 1. Dünya Savaşına dahil edilmesiyle paylaşma planları için saldırıya geçtiler. Batılı Devletlerin, Haçlı Seferleri’nden beridir Müslüman Türk varlığını Anadolu’dan ebediyen silme hırsıyla gözledikleri tarihi fırsat Çanakkale Savaşı’nda nihayet önlerine çıkmıştı. Osmanlı Devleti’ne ölümcül bir darbe indirilmeli, Türk yurdu derhal işgal edilerek Haçlı zihniyetinin tarihi amaç ve hedefi gerçekleştirilmeliydi.
İngiltere liderliğindeki müttefikler bu işin çok kolay olacağına inanıyorlardı. Kendi ellerinde çağın en modern silah ve teçhizatı bulunuyordu. Orduları diri ve sayıca çok üstündü. Osmanlı ordusu ise yıpranmış, silah ve mühimmat bakımından çok zayıf bir durumdaydı. Bunu bilen dönemin İngiltere Başbakanı Lloyd George, “Türk Milleti sadece birinci sınıf dövüşen bir kalabalıktır.” Derken, İngiliz Bahriye Nazırı Winston Churhill “Türkler mi? Bir elimizi arkamıza bağlar, diğer elimizle yener geçeriz o milleti!.” Diyerek alay eden bir ifade ile sesleniyordu. Düşman gemilerinde bulunan komutan ve askerler, işlerini yarım saatte bitirip, turistik seyahat yapıyormuşçasına boğazı geçeceklerinden o kadar eminlerdi ki, beş çayı içmek ve piknik yapmak için birbirlerine İstanbul da randevu veriyorlardı.

Ancak sonuç istedikleri gibi olmadı. 19 Şubat 1915’de başlayan Çanakkale Deniz Savaşları 18 Mart 1915’de düşman gemilerinin boğazdan çekilmesi ile Türklerin zaferi ile sonuçlandı. 25 Nisan 1915 tarihinde Gelibolu Yarımadasına asker çıkarma girişimi ile başlayan Çanakkale Kara Savaşları ise yenilen düşman kuvvetlerinin 20 Aralık 1915’de boğazı tamamen terk etmesi ile savaş Türklerin kesin zaferi ile sonuçlanmış oldu.

Çanakkale Savaşları isimsiz kahramanların, adı konmamış kahramanlıkların adıdır. Çanakkale Savaşları silah gücüyle, vatan, millet, bağımsızlık sevgisinin çarpışmasıdır. Mehmetçikler “gök ekinler gibi” biçilmek pahasına Türk Ulusuna biçilen kefeni yırtmak için bedenlerini feda etmiş ve korkusuzca şahadete yürümüşlerdir. Çanakkale Savaşı kahramanı ve devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, Çanakkale’deki Türk askerinin manevi gücünü şöyle anlatıyor; “Karşılıklı siperler arası sekiz metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulamayarak kâmilen düşüyor. İkinci siperdekiler onların yerine geçiyor. Fakat ne kadar gıbta edilecek, îtidal ve tevekkül ki, öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiçbir terettüd bile göstermiyor, sarsılmak yok !... Okuma bilenler ellerinde Kur’an-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime-i Şahadet getirerek yürüyorlar. Bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, şâyân-ı hayret ve tek bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebesini kazandıran, bu yüksek ruhtur.”

Bu zafer Türkiye Cumhuriyetine uzanan ışıktır. Mustafa Kemal’in bir lider olarak ortaya çıkmasını sağlayan kahramanlık destanıdır. Çanakkale’yi Çanakkale yapan, bitmek tükenmek bilmeyen düşman mermilerinin sesi değil, yaralı düşman askerini sırtına alarak onu düşman mevzisine kadar götürerek, işgalci kuvvetlere insanlık dersi veren kahraman Mehmetçiktir. Bu zaferin Türk tarihi içinde ayrı bir yeri vardır. Hâlâ gözler onunla yaşarır, yürekler onunla ürperir, düşünceler onunla yücelir. Bu gün meydana gelmiş gibi canlıdır. Unutulmamıştır. Unutulamaz da...Çünkü o, anaların gözyaşı, Mehmetçiğin canı ve kanıdır. Sami Paşazade Sezai’nin deyimiyle “ Çanakkale müdaafası, üç mucizeler muharebesidir. Hali kurtardı. Maziye hamaset ve azametini iade etti. Vatanımızı bir vatan-ı ebedi yaptı.”


Peki, Bütün bunlar ne için yapıldı? Neyin uğruna tatlı canlar kurban edildi? Candan ve canandan çok daha önemli olan neydi? “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” ( M. Cemal KUNTAY) Dizelerinde anlatılan vatan sevgisi için yapıldı. “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım “ ( M. Akif ERSOY) dizelerinde ifadesini bulan bağımsız ve hür yaşama ideali için yapıldı.“ Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli. Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli” ( M. Akif ERSOY) Dizesinde abideleşen din ve devletin bekası için yapıldı. “ Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim; Yeryüzünde yer beğen! Nereye dikilmek istersen, söyle seni oraya dikeyim “ (A. Nihat ASYA) Dizelerinde anlatılan bayrak ve millet sevdası uğruna yapıldı. Türk anası oğlunu cepheye gönderirken şöyle seslenir: “ Memedim, yiğit oğlum benim! Baban Dömeke de, amcan, Hicaz da, dayın, Sarıkamış da ağabeylerin Çanakkale de şehit düştüler. Bak, son yongam, gözümün nuru sensin!. Eğer vatan toprağı düşman postalı ile çiğnenecekse, namusumuza göz dikilecekse sütüm sana haram olsun!. Öl, öl de eve dönme!..” Bu yüzden biz askere giden çocuklarımızı davulla zurna ile uğurlarız. Şehit olan evlatlarımızın evlerini al bayraklarla süsleriz. Biz onlara ölü demeyiz, onlar diridirler buna inanır ve bunu biliriz.
Sevgili gençler dün olduğu gibi bugünde bizleri ayırmaya, bölmeye, yok etmeye çalışan mihraklar bu amaçlarını gerçekleştirmek için var güçleriyle çalışıyorlar. Unutmayınız ki bu vatan bizlere altın tepsi içinde sunulmadı. Binlerce yıl boyunca atalarımızın, şehitlerimizin mübarek kanı ile sulanan bu topraklar bize onların emanetidir. Siz üç kıtada da büyük devletler kurmuş, yüzlerce yıl adalet ve hoşgörüye dayalı olarak dünyayı yönetmiş bir milletin torunlarısınız. Size düşen görev Türkiye Cumhuriyeti Devletini Atatürk’ün gösterdiği çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine çıkararak atalarımıza, şehitlerimize karşı görevlerinizi biraz olsun yapmak olmalıdır. Bu güç damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur. Şehitlerimiz için ne yapsak, ne söylesek azdır. Onlar her an kalbimizde sevgiyle yaşayacaklar. Belki de şehitlerimiz şu an buradalar. Bizi izliyorlar.

1071 Malazgirt Şehitleri, “burada”

1453 İstanbul Şehitleri “burada”

Çanakkale Şehitleri, “burada”

Sakarya Şehitleri, “burada”,

Kıbrıs Şehitleri, “ burada “ ,

Terör Şehitleri, “burada”

Şehit Öğretmenlerimiz “ burada ”


Hepsine selam olsun, ruhları şad, mekanları cennet olsun.

18/03/2014

İlhan BİLEN

Çeşme Hayriye Nuri Ertan Ortaokulu Müdürü



 


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©www.azrefs.org 2016
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə